SEÇİM, SEÇMEN, DAVRANIŞ, ALGI

Seçimin nihai sonucu, toplumsal bir eğilim ölçümüdür. Toplumda yer alan 18 yaşını geçmiş yurttaşlardan sandığa gidenler içerisinde en çok oy alan partinin adına iktidar partisi deniliyor. Güzel, cümle içerisinde kurulunca her şey nesnelmiş gibi geliyor ama burada öne çıkan faktör seçmen davranışı. Seçmen davranışını ne belirler sorusu siyaset bilimciler ve siyaset sosyologlarının çalışmaktan keyif aldığı […]

SEÇİM, SEÇMEN, DAVRANIŞ, ALGI

İlker EKİCİ

Seçimin nihai sonucu, toplumsal bir eğilim ölçümüdür. Toplumda yer alan 18 yaşını geçmiş yurttaşlardan sandığa gidenler içerisinde en çok oy alan partinin adına iktidar partisi deniliyor. Güzel, cümle içerisinde kurulunca her şey nesnelmiş gibi geliyor ama burada öne çıkan faktör seçmen davranışı.

Seçmen davranışını ne belirler sorusu siyaset bilimciler ve siyaset sosyologlarının çalışmaktan keyif aldığı konulardan birisidir. Bu soruya verilen belli başlı cevaplar ise şu şekildedir:

  1. Lidere olan bağlılık,
  2. Partiye olan aşırı bağlılık (partizanlık),
  3. Partinin iktidar olması halinde kuracağı çıkar ilişkileri,
  4. Aday olanlardan birisiyle kurulan bağlar(akrabalık, dostluk vd.),
  5. Mevcut yapıda daha iyi bir aday olmaması,
  6. Manevi anlamda kendisini zorunlu bağlı hissetmesi

Ayrıca oy verme davranışı kısa ve uzun döneme etkileri olarak ikiye ayrılabilir. Kısa dönemli etkilere; hükümetin veya liderin popülerliği, işsizlik, yolsuzluğun açığa çıkması, enflasyon gibi temel olarak ekonomik belirleyicilerin etkisi olduğu söylenebilir. Kısa dönemli etkiler belirli bir döneme özeldir, belirli bir seçime ilişkindir. Uzun vadeli yansımalara etkisi yeterince değildir. Kısa dönemli etkilerde oy verecek seçmenin ekonomik anlamda yeterliliği ön plana çıkmaktadır. Kısa dönemli etkilerde saydığımız lider özelliklerine de dikkat çekmek gerekir. Liderin halk gözündeki değeri kısa dönemli tercihte büyük etki eder. Medya, parti liderini partinin vitrini olarak yansıttığı için liderin tavrı davranışları önemlidir.

Bunun özeti ise şu: medya büyük bir kitle manipüle silahıdır. Henüz bir yıl öncesinde birbirine ilan-ı aşk edenlerin yaşadığı şiddetli geçimsizlik hali elbette boşanmayla sonuçlanacak fakat ortada hakim yok. Hal böyle olunca da kavga büyüyor.

2015 seçimleri, milliyetçi reflekslerin ve sol reflekslerin zirve yaptığı bir seçim olacak. Eğer bu şekilde halkı kendilerine köle gören zihniyet devam ederse yönetilen ve teşvik edilen bir şiddetle karşılaşmamız da mümkün.

Muhalefetin önünde büyük bir şans var. Siyasi iradenin “kadir-i mutlak” hali artık seçim meydanına çıkamayacak. Tabi bu, muhalefetin tavrına bağlı. Pasif bir seçim stratejisi izlenirse 16 kişilik karşılama bölüğüyle meydanların renklendiğini görmemiz de mümkün. Tarafsızlıksa sadece anayasada duran bir madde olabilir. Tıpkı demokratik bir devlet olduğumuzun yazdığı gibi.

Muhalefet cephesinde ise tartışmalar yoğun. CHP’nin artık aday belirleme yöntemini derhal ilan etmesi şart. Aslında tüzükte yazıyor, sadece resmi ağızdan bir kez daha dillendirilmesi gerekiyor. Tartışmasız önseçim CHP’nin tek çıkar yolu. Burada bir durum var. Genel merkez kontenjanın %15 olması üstüne bir de genel başkan kotasının eklenmeye çalışılmasına tepkiler zaten 130 vekil çıkarıyoruz cümlesine saplanıp kalıyor. Öyle bir “algı operasyonu” ki CHP’nin iktidarına inanan kitle yok, 300 vekil çıkarırız diyen yok. Halbuki bu mümkün. Sokak buna müsait. Saha buna müsait. Seçmen yorgunluğu, seçmene tahayyülü zor şeyler de yaptırır. Özal’ın kaybettiği yerel seçimlere bakmak kafi.

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.
haber teması | film izle