TAHTACI TÜRKMENLER (7.NCİ BÖLÜM)

Her ne kadar 4 kitap’tan bahsedilse de her inancın kendisine özgü kutsal saydığı bir yazılı kaynağı vardır. Aleviler arasında da İmam Cafer Buyruğu ya da daha çok kısa adı ile Buyruk olarak anılan kitabın büyük bir önemi vardır. Kitap bir yol süreğinin kılavuzudur. Alevi yaşam biçiminin ilkelerini içeren el kitabıdır. Yazarı kesin bilinmemekle birlikte Bisati’nin […]

TAHTACI TÜRKMENLER (7.NCİ BÖLÜM)


Her ne kadar 4 kitap’tan bahsedilse de her inancın kendisine özgü kutsal saydığı bir yazılı kaynağı vardır. Aleviler arasında da İmam Cafer Buyruğu ya da daha çok kısa adı ile Buyruk olarak anılan kitabın büyük bir önemi vardır. Kitap bir yol süreğinin kılavuzudur. Alevi yaşam biçiminin ilkelerini içeren el kitabıdır. Yazarı kesin bilinmemekle birlikte Bisati’nin yazdığı sanılır. Dili, biçimi dağınıktır. Ancak içeriği açısından büyük önem taşır. Ahmet YESEVİ’nin olduğu sanılan Fakr-name ile koşutlukları vardır. Buyruk en canlı biçimde Tahtacılar arasında uygulanır. Bu bakımdan Buyruk’u incelerken Tahtacı geleneklerini kesinlikle göz önünde tutmak gerekir. Fakr-name ile Buyruk arasında önemli iki benzerlik vardır. Birincisi; Fakr-name de verilen Dört kapı-Kırk Makam ile Buyruk’ta verilenlerin aynı olmasıdır. Fakr-name de dervişliğin koşulları biçiminde gösterilen ilkeler Buyruk’ta biraz daha dağınık biçimde Tarikatın makamları olarak verilir. Fakr-name ile Buyruk arasındaki ikinci koşutlukta aynı bağlamdadır. Fakr-name de uzun bir Hikmet yer alır. Bu deyişte anılan öğeler, Buyruk ta değişik bölümlerde işlenmiştir. Yorumlarla, Söylencelerle söz konusu öğeler beslenmiştir. Bu, yine düşünsel çizgide bir koşutluktur. Şu halde Fakr-name ile Buyruk arasındaki bağlantı düşünsel öğelere dayanır. Türkistan piri’nin, orta Asya’daki yerleşik toplumların birikimlerinin yorumudur. Aleviliğin düşünsel yanını inceleyecekler, özellikle bu noktada yoğunlaşmalıdır. Hint, Çin ve Ön Asya dinlerinden öğeler taşıyan düşünceler, Türkistan göçebesinin kara kazanında pişirilmiştir. Yeseviliğin bu ortamı, Aleviliğin koşullarını belirler. Buyruk’ta anlatılan törenler Alevilik ve Türkmen töresi açısından ayrı bir önem taşır. Eski Türkmen yaşamının en ilginç törenleri günümüzde Tahtacılar arasında yaşamaktadır.

Buyruk’ta yol kardeşliği dört aşamalı bir kardeşlik örgütüdür. Aile reisleri ile birlikte bütün aileyi kapsayan yol kardeşliği bu akrabalığın son aşamasıdır. Bu en önemli akrabalığın yanında daha küçük kapsamlı akrabalık türleri de var: Bunlar Aşina, Peşine ve Çiğildeşliktir. Şimdiye kadar Tahtacılar dışında bu ikinci dereceden akrabalık kurumlarını koruyan Alevi toplulukları ile karşılaşmadık. BUYRUK’ta geçen bu akrabalık türleri yalnız Tahtacılar arasında yaşıyor. Aşina, Peşine, Çiğildeş gibi akrabalık türleri bir tür yedek akrabalık oluyor. Buyruk ile Tahtacı töreleri arasında en büyük koşutluk, 12 Hizmette görülüyor. Anadolu Aleviliği 12 sayısı üzerine kurulu töre, tören ve inançlar bütününe dayanıyor. 12 Hizmet 12 İmamları sembolize ediyor. Ancak Tahtacılar dışındaki Aleviler arasında 12 hizmet sözlü yapılıyor. Yalnız Tahtacılarda 12 hizmet dışında ayrıca 12 tane de yarı dini erkan canlandırılıyor. Doğrudan, doğruya tiyatro biçiminde canlandırılıyor. Tahtacılar arasında yaşayan 12 yarı dini erkan ile Fakr-name de yazılanlarda kimi küçük ayrımlar, değişmeler var. Ama bunları da olağan saymak gerekir Nitekim Tahtacı köyleri arasında da ayrımlar, değişmeler var. Genellikle bu hizmetler şöyledir. BUYRUK’ta 1-Semah, 2-Besi, 3-Mesel, 4-Bahçivan, 5-Çoban, 6-Tekne, 7-Güreş 8-Değirmenci, 9-Niyaz, 10-Kedi, 11-Kıdırcık (lüle), 12-Lale TAHTACILAR’da 1-Seki 2-Tebdil, 3-Mesel, 4-Tekne, 5-Çoban, 6-kıdırcık, 7-Güreş, 8-Değirmenci, 9-Tokmak 10-Puhur, 11-Avcı, 12-Lale.

Törenlerin ayrıntıları ve değişik köylerde uygulanışları üzerinde durmayacağız. Bu ayrı bir araştırma konusu olacak genişliktedir. Asıl üzerinde durulması gereken, bu törenlerin kökenleridir. Yazık ki Türk toplum yapısı ile ilgili sağlam kaynaklardan yoksunuz. Eski gezginlerin günlükleri bu konuda bize yeterli bilgi vermiyor. Bütün bu zorluklar arasında Tahtacı Türkmen törenlerinin kimi izlerini Asya Türkleri arasında buluyoruz. Bence dış Türkler arasında yapılacak yeni alan araştırmalarında Alevi törenleri ön planda tutulmalıdır. Buna göre sorular yöneltilmelidir. O zaman eski Türk ve Türkmen dinini, törelerini, törenlerini daha sağlam ortaya koyabileceğiz. Nitekim bütün bu yazılanlardan sonra yeni bir görüş ortaya çıkmış bulunuyor. Buna göre Tahtacılar XI yüzyıldan çok önce Anadolu’ya gelip yerleşmişlerdir. O zaman bir sonuç daha çıkıyor. Tahtacılar Ahmet Yesevi’den önce Anadolu’ya göçmüşlerdir. Buna karşın Ahmet Yesevi öğretisine bağlı kalmışlardır. Öyleyse Ahmet Yesevi öğretisi, Yesevi’den önce var olan eski Türkmen yaşam biçiminden başka bir şey değildir. Diyor Prof. Dr. Fuat BOZKURT; Tahtacı gelenekleri ve Buyruk arasındaki koşutluklar bildirisinde.

Tahtacı aşiretlerini kitaplar aracılığıyla Horasan’da yol boyunda ararken, somut bilgiye ulaşamamanın zorluğunu yaşadık. Çünkü sadece birkaç yerde ve sadece birkaç cümle ile bazen Ağaç-Eri, Bazen kardeş boylar Çepni ya da Bayat adlarına rastlayabildik. Tarihleri yoktu, Arap, Selçuk ya da Osmanlı “Müverrihlerinin” eserlerinde bir anlaşılmaz isyanın, bir batın oluşumun içinde, yıldız gibi yanıp sönüyorlardı. Moğol balyozuyla Maraş dağlarından güneye dağılmışlar, bir bölüğü Karakoyunlu devletinin kuruluşuyla kuzeye gitmişti. Baba İshak eyleminin içindeydiler. Şah İsmail’in çağrısıyla Erzincan’da toplanan Türkmenler arasında onlarda vardı. Oysa bu gün buradalar. Anadolu’da. Gavur dağından, Toroslardan Kaz dağı’na, her dağın başında, her koyakta izleri var. Hep yeşillikler içinde dağ yamaçlarında ve vadilerinde Ulu ağaçların gölgesinde artık yerleşikler.

İbrahim KIZILER

Yorumlar

yorum