REKLAM ARASI

  Bu hafta Balıkesir milletvekillerinden Tülay Babuşçu twett attı. Yer yerinden oynadı. Twetinde Cumhuriyeti reklam arasına benzetti. Fakirde bu yazıya çok şaşırdı. Uzun zamandır Yeni Osmanlıcılar diye bazı yazılar ve kitaplar okuyordum. Sayın Cengiz Özakıncı bu konuda “Türkiye’nin İntiharı Yeni Osmanlıcılık” diye de bir kitap yazmıştı. Bu kitapta bu tür düşüncenin ülkemize vereceği zararları anlatıyordu. […]

REKLAM ARASI

 

Bu hafta Balıkesir milletvekillerinden Tülay Babuşçu twett attı. Yer yerinden oynadı. Twetinde Cumhuriyeti reklam arasına benzetti. Fakirde bu yazıya çok şaşırdı. Uzun zamandır Yeni Osmanlıcılar diye bazı yazılar ve kitaplar okuyordum. Sayın Cengiz Özakıncı bu konuda “Türkiye’nin İntiharı Yeni Osmanlıcılık” diye de bir kitap yazmıştı. Bu kitapta bu tür düşüncenin ülkemize vereceği zararları anlatıyordu. Bu Yeni Osmanlıcılığın altında emperyalist devletlerin bulunduğunu belirtiyordu. Bizlerde ülkemizdeki gelişmeleri gördükçe endişelerimiz artıyor. Cumhurbaşkanını halkın seçmesi, ayrı saray yapılması, bakanlar kurulunu Cumhurbaşkanının toplaması, kalkınma ajanslarının kurulması ve ardından büyükşehir belediyelerinin sayısının arttırılması. Eğitimde yapılan değişikler, Cumhurbaşkanının karşılama töreninde 16 Türk devletinin askerlerinin kostümlerini kullandırması, ayrıca devletin resmi arması için çalışmalara Başlanması, orduda paralı askerlik uygulamalarına geçme girişimleri v. b. benzer uygulamalar Yeni Osmanlıcılık politikaları gibi görünmektedir. Ayrıca sürekli hedef 2023 gibi söylem ve afişler ayrıca sürekli Ulu Önder Atatürk’ün silah arkadaşlarının küçümsenmesi ve yer yer Atatürk’ün önemsizleştirilme çabaları, yine sürekli Atatürk döneminde bastırılan isyan olan Tunceli isyanlarından özür dilemeler, Osmanlıyı öven televizyon dizilerinin yayına girmesi ve bu dizilerde Osmanlı dönemini övmeler, son günlerde otomobil camlarında görülen Osmanlı tuğraları, Osmanlıca ile felsefe yapılacağı iddiaları, Türkçenin bu konuda yetersiz olduğu, okullarda Osmanlıca dersleri görülmesi istekleri, nikahın imamlar tarafından kıyılması, kadınların iş hayatından çekilip çok çocuk doğurması talepleri. Doğan çocukları para yardımı yapılması çalışmaları hepsi Yeni Osmanlıcılık faaliyetleri gibi görülmektedir. Bundan dolayı bu hafta bu konu üzerinde sohbet edeceğiz. Önce tarihsel süreç ve bu süreçte Osmanlı imparatorluğu.

Osmanlı imparatorluğu 1299 yılında Söğüt’te kurulmuş bir devlettir. 1400 yılında Timur’a karşı Ankara savaşını kaybetmiş ve büyük bir fetret devrine girmiştir. 1453 yılında İstanbul’u alarak İmparatorluk aşamasına geçmiştir. Fakat bu yüzyılın sonunda Avrupalılar reform, rönesans ve coğrafi keşifler ile skolastik dönemden çıkarken Osmanlı Mısır’ın alınması ile skolastik döneme girmiştir. 17. y. y. lın başında Avrupa’ya karşı kaybetmeye başlayınca bazı düzenlemelere gitmek zorunda kalmıştır. 1770 yılındaki Çeşme baskını ile donanmasını kaybeden Osmanlı 1773 yılında ilk defa pozitif eğitim veren Deniz Harp Okulunu kurmak zorunda kalmıştır. 19. y. y. başında yeni düzenlemeler yapılmış ve Osmanlı 1826 yılında Yeniçeri ordusunu lav etmiştir. 1834 yılında ise Kara Harp Okulunu kurmuştur. Bu yüzyılda Avrupalı devletlerinde tam olarak sömürgesi haline gelmiştir. Bu konuda kalem oynatan yazarlar 1838 Baltalimanı anlaşmasını geri kalmanın başlangıcı olarak kabul ederler. Artık ipler Avrupalı devletlerin elindedir ve onların istekleri doğrultusunda sürüklenmektedir. Emperyalist devletler ise Osmanlı’yı paylaşamadıklarından dolayı Osmanlı yaşamaktadır. 1. Dünya savaşında bu paylaşma işi tamamlandı ve Osmanlı yenilerek Anadolu’daki toprakları işgal edildi. Diğer toprakları ise milliyetçilik akımları ile zaten önceden koparılmıştı. Ulu Önder Atatürk sayesinde ulus olarak örgütlendik ve Kurtuluş savaşını yapıp Cumhuriyeti kurduk. Osmanlı halkı reaya olarak görüyordu. Cumhuriyet bizi vatandaş olarak görüyor. Osmanlı padişahı “Millet dediğin bir sürü ben de onun çobanıyım” demekte idi. Oysa Atatürk Kurtuluş savaşını milletle beraber yaptığını sürekli beyan eder.

Cumhuriyette kurulduğunda partiler yoktu. 9. Eylül. 1923 tarihinde ilk parti olarak CHF kuruldu. Daha sonra bazı denemeler oldu ama başarılı olamadı. 1945 yılında çok partili döneme girildi ve yönetim seçimle iş başına gelmeye başladı. Fakat siyasi partilerin bazı kısır çekişmeleri ile ülke kaoslara sürüklendi ve ordu yönetime müdahale etmek zorunda kaldı. Ekonomide ise devletçilik ile liberalizm bir gitti bir geldi. Emperyalizm ise ülkemizden hiç elini çekmedi. Son yıllarda ülkemizi parçalanmış şekilde gösteren bazı haritalar dost dediğimiz ülkelerin askeri dergilerinde yayınlanıyor ve bizler hiçbir tepki vermiyoruz. Tam tersine Yeniden Osmanlı imparatorluğunu canlandıracağız diyoruz. Oysa şu andaki topraklarımız emperyalistler tarafından paylaşılmaya çalışılıyor. Ermeniler bir yandan “Sözde soykırımla “ üzerimize gelirlerken, Yunanlılar “Sözde Yunan soykırımı “olduğunu ileri sürüyorlar. Bir yandan da bölücü terörle müzakere çalışmaları başlatılıyor. Ülkenin düşünce iklimi ise hızla skolastik düşünceye doğru kayıyor. Ülkemizin yetiştirdiği uzay bilimci Renan Pekünlü başörtülü öğrenciyi derse almadı diye hapse atılıyor. Her üniversiteye bir cami yapma furyası başladı. Unutmayalım Türkler Cumhuriyet ile üretmeye ve modern düşünmeye başladılar. Bunun için tüm İslam dünyasında en ileri ülke Türkiye’dir. Bunun nedeni de Türkiye’nin Atatürk ile Cumhuriyeti kurması ve devrimlerini yapmasıdır. Afganistan’da İran’da Türkiye’nin şansının Atatürk olduğunu beyan etmişlerdir. Unutmayalım biz antiemperyalist bir ülkeyiz. Mazlum ülkelerin umudu ve örneğiyiz. Bizler nasıl emperyalist olabilir ki. Osmanlı olalım derken eldeki bulgurdan olmayalım. Saygılarımla.

Yorumlar

yorum