KARAKOLDA DOĞRU SÖYLER MAHKEMEDE ŞAŞAR

Fransa’da iki hafta önce peygamberimize hakaret ettiler gerekçesiyle teröristlerin 12 kişiyi öldürmesiyle sonuçlanan Charlie Hebdo katliamı bir derecede turnusol görevi de yaptı. Katliamın hemen ardından milyonların bir araya gelerek ve en önde de dünyadan birçok ülkenin liderinin katıldığı protesto yürüyüşünün içinde bizden de başbakan Ahmet Davutoğlu vardı. Davutoğlu yurda döndükten sonra oraya gitmeseydik bu kez […]

KARAKOLDA DOĞRU SÖYLER MAHKEMEDE ŞAŞAR

Tamer KAYIKÇI

Fransa’da iki hafta önce peygamberimize hakaret ettiler gerekçesiyle teröristlerin 12 kişiyi öldürmesiyle sonuçlanan Charlie Hebdo katliamı bir derecede turnusol görevi de yaptı.

Katliamın hemen ardından milyonların bir araya gelerek ve en önde de dünyadan birçok ülkenin liderinin katıldığı protesto yürüyüşünün içinde bizden de başbakan Ahmet Davutoğlu vardı.

Davutoğlu yurda döndükten sonra oraya gitmeseydik bu kez de bizi teröre destek veriyoruz şeklinde suçlayacaklardı şeklindeki açıklaması zaten oraya gitmesinin asıl sebebinin katliamı protesto edip dayanışma göstermekten çok maksadın görüntüyü kurtarma amaçlı olduğunu kendisi de itiraf etmiş oluyordu.

Baskından önce tirajı 30 bin civarında olan ve Fransa’da hiç tanınmayan Charlie Hebdo adlı derginin baskından hemen sonra milyonların sokağa dökülmesi, tirajın milyonlara ulaşmasının nedeni öncelikle Fransızların ve genelde batının özgürlükleri, düşünce özgürlüğünü uzun yıllar nasıl zorlu yollardan geçerek elde etmelerinin bilincinde olmaları ve yapılan saldırıyı da düşünce özgürlüğüne yapılan bir darbe olarak görmeleriydi.

Düşünce özgürlüğünü savunanların içinde yer alıp da ülkesine döndüğü zaman Charlie Hebdo ile dayanışma göstergesi olarak bu derginin içinde hiçbir hakaret yer almayan 4 sayfasını Türkçe olarak basıp dağıtacağını söyleyen Cumhuriyet Gazetesini hedef göstererek Paris’te ne kadar samimiyetsiz olduğunu, tribünlere nasıl oynadığını da açıkça göstermiş oldu.

Tayip Erdoğan aynı yürüyüşe katılan ve Filistinlileri katletmekle suçladığı İsrail Başbakanının orada ne işi var dedi. Doğru söylüyordu. Hitlerin katliamlarında milyonlarca Yahudi işkenceden geçirilerek öldürülmesinin acısını yaşayan İsrail devleti aynısını şimdi Filistinlilere karşı yapıyor. Savunmasız insanların üzerine bombalar yağdırıp sonra da özgürlüklerin takipçisiyiz ayaklarına katılıp Paris sokaklarında yürümesi gerçekten de sırıtıyordu.

Fakat aynı şekilde İtalya başbakanı da aynı suçlamayı Ahmet Davutoğlu için yaparken haksız mıydı?

Ahmet Davuroğlu Paris sokaklarında gösteri yapmayı kendine hak görüyor ama Gezi olaylarında sokağa dökülenlerin üzerine TOMA’lardan sıkılan sulara, bütün ülkenin biber gazı kimyasalıyla duman altı edilmesine, polis kurşunuyla ya da dayağıyla ölenlere, sakat kalanlara, uyduruk davalar ile aydınların, gazetecilerin yıllarca içeri atılmasına ses çıkarmıyor.

Paris baskınını üstlenen teröristlerin yuvalandığı yer Suriye ve Irak. Bugün Birleşmiş Milletlerin raporlarında da belirtildiği gibi şeriat devletini kurduğunu açıklayan IŞID teröristlerine en fazla yardımım gittiği ülkelerin başında Türkiye yer alıyor. Suriye’de savaşıp yaralan bu teröristler elini kolunu sallayarak bizim hastanelerimizde tedavi oluyorlar. Suriye sınırımızdan kamyonlar, tırlar dolusu malzeme nereye gittiği hiç sorulmadan geçip gidiyor. İki yıl önce Adana’da durdurulan içi silahla dolu tırların nereye gittiğini bu hükümet hala açıklayamadı. Türkmenlere gönderiyoruz dediler ama Türkmenler hiç böyle bir yardım almadıklarını açıkladılar.

Arap baharı furyasına kapılıp bir de ABD’nin taşeronluğuna soyunan AKP hükümeti uluslar arası yasalara göre suç olan bir başka ülkenin iç işlerine karışarak Suriye’de devam eden savaşın baş sorumlularından biri olmuştur.

Bakın o Suriye’deki savaşta yüz binlerce insan öldü. Yaralanan, sakat kalanların sayısını bilen var mı? Milyonlarca insan can güvenliği için ülkelerini terk etti. Bunlardan sadece 1,5 milyonu Türkiye’de ve yaşadıkları dramları her gün hayretler içinde izliyoruz.

Okullarından olan, aç susuz kalıp Türkiye’nin her yerinde dilenen kadın ve çocukları mı anlatalım! İzmir’de arabayla hangi kırmızı ışıkta dursam arabanın hemen yanında bu dilenen çocuklar ve kadınlar karşıma çıkıyor.

Karın tokluğu için ne iş bulursa yapıp normal günlük alması gereken paranın ancak 1/3’üne razı olup ucuz iş gücü nedeniyle sebep oldukları huzursuzluğuma değinelim!

Yoksa Suriye’li kadınların alınıp satılmasına ve hatta kuma alacaklar için oluşturulan katalogların sayısının ve yaprak adetlerinin iyice kabardığına mı hatırlatalım!

Hepsi de birbirinden daha iç karartıcı bu durumlara düşen bu insanların ülkelerinden kaçmalarına sebep olan savaşın çıkmasında Suriye’deki muhaliflere her türlü yardımı yapan AKP hükümetinin hiç mi sorumluluğu yok? Bütün dünya gerçekleri görüp ona göre hareket etmeye başlamasına rağmen bizimkilerin hala Esad gidecek gibi inada bürünmelerinden sonra Türkiye’yi soktukları anlamsız yalnızlığı fark ediyorlar ama ona bile anlamlı yalnızlık diyorlar.

Paris’te Fransa Cumhurbaşkanının herkesin elini sıkıp iki yanağından öperken bizimkinin sadece zoraki elini sıkarak bıraktığı yalnızlık kadardır somutlaşmış Türkiye’nin yalnızlığı. Karakolda doğru söyleyip mahkemede şaşması gibi bu yalnızlığın kaynağı da her zaman yaptıkları takiyenin benzerini Paris’te özgürlükleri savunuyoruz görüntüsünün arkasından kendi ülkesinde özgürlükleri baltalaması, IŞID’a hala terörist yaftasını koyamamalarıdır.

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum