ÇOĞUNLUĞUN HASSASİYETİ!

Toplumumuzdaki erdemsizlikler, diz boyunu çoktan geçip, gırtlağa kadar dayandı.. Bu bataklıktan kurtulmak, ya da boğulup telef olmak ta var… Böylesi bir ortamda; gelecek günlere dair, öngörülerde bulunmak ise oldukça güçleşti.. Çünkü bataklıktaki çoğunluğun, gürültü ve homurtusundan, kıyıdaki azınlığın, yol gösterici, haklı feryadını duyabilme imkânı, artık kalmamıştır. İktidar’ın nimetlerinden faydalananlar; Cumhuriyet rejimini, Osmanlı’nın bir reklam arası […]

ÇOĞUNLUĞUN HASSASİYETİ!

Toplumumuzdaki erdemsizlikler, diz boyunu çoktan geçip, gırtlağa kadar dayandı..

Bu bataklıktan kurtulmak, ya da boğulup telef olmak ta var…

Böylesi bir ortamda; gelecek günlere dair, öngörülerde bulunmak ise oldukça güçleşti..

Çünkü bataklıktaki çoğunluğun, gürültü ve homurtusundan,

kıyıdaki azınlığın, yol gösterici, haklı feryadını duyabilme imkânı, artık kalmamıştır.

İktidar’ın nimetlerinden faydalananlar;

Cumhuriyet rejimini, Osmanlı’nın bir reklam arası olarak görenler,

geriye dönüp bir bakabilmiş olsalardı;

değil milletvekili olmak, kocasıyla birlikte, el ele Ören plajlarında, gezemeyeceklerini anlayacaklardı…

Eğer geriye dönüp bakabilmiş olsalardı,

Edremit’te bir lokanta’ya girerek, kocasıyla karşı karşıya oturup, yemek dahi yiyemeyeceklerini öğrenmiş olacaklardı…

Eğer geriye dönüp bakabilmiş olsalardı;;

Osmanlı döneminde kadına verilen değerin, bir hiç olduğunu, iliklerine kadar hissetmiş olacaklardı.

Eğer geriye dönüp bakabilmiş olsalardı;

Atatürk’ün, Saraylarda değil,

Çankaya’da, bir Bağ evinde, İslam Rönesanssını, hangi dogmatik güçlere karşı başarmış olduğunu öğreneceklerdi…

Eğer geriye dönüp bakabilmiş olsalardı,

Toplumların; kutsallaşmış gelenek boyunduruğundan, ancak laiklikle kurtulabileceğini idrak etmiş olacaklardı.

Anlaşılan o ki!

halkı kutsallaştırılmış gelenek boyunduruğu altında tutarak,

iktidar tarlasında, daha çok lale yetiştirmek istemektedirler.

Hep çoğunluğun hassasiyetleri üzerinde durulurda,

neden azınlığın, haklı feryatlarına kulak tıkanır,anlayabilene aşk olsun!…

Tarih bize göstermiştir ki İnsanlık yararına, bilimsel buluşları yapanlar,

hiçbir zaman çoğunluğun hassasiyetini dikkate almamışlardır.

İnandıkları doğruları, canları pahasına söylemişlerdir.

Bu yüzden, hep yalnız kalmışlardır.

Eğer Sokrates, çoğunluğun hassasiyetini dikkate alarak, toplumu aydınlatan fikirleri söylememiş olsaydı, öldürülmesine neden olan zehir tasını, kendi elleriyle içmemiş olacaktı..

Eğer,Galileo çoğunluğun hassasiyetini göz önüne alarak, buluşunu söylememiş olsaydı,

herhalde bizler bugün, farklı bir dünyaya bakmış olacaktık…

Bu listeyi uzun uzun yazmak mümkündür.

Şimdi geçmişi bir kenara koyalım da, günümüze gelelim.

Gördüklerimizin hepsi yalan ve kötü bir rüyaydı.

Yani ayakkabı kutularından dolarlar fışkırmadı.

Çikolata kutularına, dolarlar zula edilmedi.

Evlerde para sayma marinaları ve kasalar bulunmadı.

Milyon dolarlık saatler, bakana-makana hediye edilmedi

Baba-Oğul arasındaki konuşmalar, hiç mi hiç yapılmadı..

Çünkü çoğunluğun hassasiyeti böyle istiyordu….

Hepsi; partilerinin adı gibi AK’ landı!.

Seçimlerdeki karşılığının ise; güzel bir PAKLANMA olması dileğiyle…

Yorumlar

yorum