İDA BİLİNCİ SANAT KÜLTÜR EVİ BİR YAŞINDA

Başkan Çiğdem Gökçek, Genel Sekreter İhsan Ardal, Başkan Yardımcısı Gonca Karapınar, Sayman Ayfer Kızılca, Üyeler Mualla Kılıç ve Zafer Güzey’le çalışmalarını yürüten İda Bilinci Sanat kültür Evi birinci yılını Gazetecilerle buluştuğu kahvaltılı sohbet toplantısı ile kutladı. Edremit Kapıcıbaşı Mahallesindeki Dernek merkezinde yapılan toplantıya yönetim kurulu ve gazetcilerin yanı sıra Tayfun Hakan Kağan Abdülbaki Yılmaz, Ayşegül […]

İDA BİLİNCİ SANAT KÜLTÜR EVİ BİR YAŞINDA

Başkan Çiğdem Gökçek, Genel Sekreter İhsan Ardal, Başkan Yardımcısı Gonca Karapınar, Sayman Ayfer Kızılca, Üyeler Mualla Kılıç ve Zafer Güzey’le çalışmalarını yürüten İda Bilinci Sanat kültür Evi birinci yılını Gazetecilerle buluştuğu kahvaltılı sohbet toplantısı ile kutladı.

Edremit Kapıcıbaşı Mahallesindeki Dernek merkezinde yapılan toplantıya yönetim kurulu ve gazetcilerin yanı sıra Tayfun Hakan Kağan Abdülbaki Yılmaz, Ayşegül Akay, Ahmet Çam (Seyitoğlu), Ümran Öztürk katıldı.

Sıcak ve samimi bir ortamda geçen toplantıda Başkan Çiğdem Gökçek, alışmalarının büyük kitlelere ulaşmasında basından destek beklediklerini ifade ederek sanat evi hakkında açıklamalarda bulundu.

 

Başkan Gökçek açıklasında;” Toplumda henüz saygın bir beraberlik yok ve hala herkes kendi dünyasında. İda Bilinci Sanat Kültür Evi’nin bu konuda söyleyecekleri var. Ve bu söylem dili elbette sanat dalları ile geliştirilecek ne megafonlardan nede hoparlörlerden bizlere insanlığa ulaşmayacak. Onlar denendi, yeterli olmuyor. Yanına yeni araçlar, enstrümanlar gerekli. Çevre bilincini, duyarlılığını elbette unutmayacağız, insan hakları kültürü ve terbiyesiyle birlikte yürümeli diye düşünüyoruz. Bu konuda da düşüncelerimiz var. Milyar yıllık Kaz dağları, İda nın eteklerindeyiz, geldiğimizden beri körfezde gerçekleştirilen etkinliklere, festivallere bakıyorum, şahitim ki tümü ortalama, ehh be., durumu. Alışmışız yıllardır vasatı onaylamaya, üzerine çıkamıyoruz. Nedenleri belli ancak aşmalıyız artık, bu kadar oluyor la gidilecek yer belli, görüyoruz.

Derneği kurarken tüm uluslar arası sözleşmelere imza koymuş ancak buna rağmen şu ya da bu nedenle gerekleri ülkemizde yerine getirilmeyen, yaşamın içine sokulmayan bu bildirge ve sözleşmeleri kamuya yansıtma fikri idi. Yani çağdaş standartları takibe almak. Şöyle söyleyeyim 1975 yılında Helsinki Nihai Senedi ile başlayan yaşamı iyileştirme adımları 1990 Kasımı içinde Türkiye nin de bulunduğu 34 üye ülkenin katılımıyla ki dönemin Başbakan Turgut Özal’ın imzası var şu şekilde sonuçlanıyor ve üye ülkelere yükümlülükler getiriyor. Çıkan bildirgenin ilk satırlarında Paris Zirvesi; Barışa, insan hak ve temel hürriyetlerine, her insan doğduğu anda sahip olur, bunlardan feragat edilemez hukukun güvencesi altındadır. Karşılıklı anlayış ve işbirliğine dayalı, demokratik bir geleceğin ana hatlarını, üye ülke devlet ya da hükümet başkanlarının imzaladığı Yeni bir Avrupa İçin Paris Şartı’yla tescil etmiştir. Der. Peki, şimdi sorulmaz mı bu imzaların ardında duran kimse yok mu diye. Sorulur. Biz de bunu hoş nazik bir dille sanatın diliyle etkinliklerle yapacağız. Bu bakışla, İda Bilinci Toplumsal sorumlulukları olan, siyaset üstü gördüğü çağdaş standartları ilke edinmiş bir dernektir.

İletişim dili sanatın tüm dallarıdır. Bölgesindeki insanlarla iletişim kurmak bu yolla olacaktır.

Çocuklardan başlayarak, gençlere ve yetişkinlere, resme bakma, okuma, dinleme alışkanlıklarını kazandırmak önceliklerindendir. İçlerinde herhangi bir sanat dalına yetenekli olanları BULMA,

KORUMA, GELİŞTİRME üçlemesinde, yol gösterici rolüyle elinden geleni yapar.

İda Bilinci, bir sanat evi olma özelliğiyle tüm sanat dallarını çatısı altında toplayabilir, etkinlikler düzenleyebilir.

Tüm sanat dallarına ve severlerine açık, üretim halinde olan amatör ve profesyonellere atölye, sergi, sunum ve toplantılar gerçekleştirmelerine mekân sağlar.

“İDA BİLİNCİ SANAT KÜLTÜR EVİ” kendisini şu sözlerle tanımlıyor.

“Eski bir kültürün biçimleri ölürken, güven duygusu yüksek birkaç kişi tarafından, yeni bir kültür yaratılır”diyor Rudolf Bahro.

Bir Afrika atasözü dünyayı uyandıran sesiyle yankılanıyor; “…biz onu çocuklarımızdan ödünç aldık.” Ve yüz kızarıklığımıza umursamadan böyle mi teslim edeceğiz çocuklarımıza diyerek, insanlık bilinciyle çağdaş, uygar ve dünyaya entegre bir Türkiye’yi yaratmanın tek yolunun kültürel buluşma sürecini başlatmak olduğuna artık kimsenin itirazı yok. İtirazı yok ama!…

Çağdaş kültür yaratıcıları; Sanatçılar ve bilim insanları ve günümüzün çağdaş sponsor ve politikacıları, bizler ayrı ayrı kendi dünyalarımıza bakarken, dünyamız bu haliyle gümbür gümbür yakıp, yıkıp yuvarlanarak geleceğimiz üzerinden geçerken, yazmak, çizmek, söylemek geç olmayacak mı? Sorusuna yanıt, sanat ve bilim aracılığıyla toplumsal eleştiri yapan, sivil toplum kuruluşlarında. Onlardan birisi de “İda bilinci” ismiyle andığımız Kültür Sanat Evi. İda Bilinci Kültür Sanat Evi’nde

Ev; İnsanlık ailesi, bilimi ve sanatı yaratacak bilgeliği gösterdi, devam eden bu yaratıcı yolculuk neden haktanırlık ve barış dünyası da yaratmasın der ve bu amaçta düşünceler geliştirir, paylaşır. Ev, Toplumsal barışın sağlanmasındaki görevini, sanat üzerinden yapar ve aktarır, anlatır. Ev; yurtta ve dünyada barışı gündeminde tutar.

Ev; Tüm canlı türler arasındaki ekolojik dengeyi gözetir. Çevre bilincini geliştirir.

Ev; Dünyadaki diğer insanlara da esin kaynağı olacağını düşündüğümüz sanat projeleriyle İda, Kaz

dağlarının zirvesinde, Zeus ve Hera’nın yanı başında, Kibele kültürünün ortasında, zeytinlerin,

çınarların altında, haber kültür, sanat programlarında, basında, insanın olduğu her yerde,

zihinlerdedir.

Ev; Sanat, bilim aracılığıyla geleceğin daha iyi olması için emek harcamak isteyenlere, benim de bir katkım olabilir diyenlerin sohbet ve düşüncelerine açık, tüm kişilerin buluşma noktasıdır. Kısaca ev; Gökkubbe altında yaşayanların, saygın bir geleceğe dair talepleri sürdükçe yaşayacaktır.”dedi

 

Hüseyin EROĞLU

 

Yorumlar

yorum