SYRIZA ZAFERİ ve TÜRKİYE SOLU -3-

  Geçtiğimiz hafta Yunanistan’ da yapılan seçimler ve bu seçimlere dair değerlendirmelerimin önemli bir bölümünü daha önceki iki yazımda yapmıştım. Yaşanan sürecin, Türkiye’ de ki toplumsal ve siyasal yansımalarını analiz etmeye çalışmıştım.   Bugün, -daha önce de belirttiğim gibi- önceki yazılarımda yaptığım değerlendirmeler ışığında; Yunanistan’ da yaşanan sürecin, – – seçmen yahut destekçi kitlesi, ortaya […]

SYRIZA ZAFERİ ve TÜRKİYE SOLU -3-

Melih Bağcı

 

Geçtiğimiz hafta Yunanistan’ da yapılan seçimler ve bu seçimlere dair değerlendirmelerimin önemli bir bölümünü daha önceki iki yazımda yapmıştım. Yaşanan sürecin, Türkiye’ de ki toplumsal ve siyasal yansımalarını analiz etmeye çalışmıştım.

 

Bugün, -daha önce de belirttiğim gibi- önceki yazılarımda yaptığım değerlendirmeler ışığında; Yunanistan’ da yaşanan sürecin, – – seçmen yahut destekçi kitlesi, ortaya koydukları program ve siyasal söylemler bakımından – – Türkiye’ de ki en önemli karşılığı olan, CHP, HDP ve Birleşik Haziran Hareketi bakımından yansımalarını, Haziran Seçimi öncesi siyasal iklimi nasıl etkileyebileceklerini değerlendireceğiz.

 

1.BİRLEŞİK HAZİRAN HAREKETİ: Bu hareket Gezi Parkı Direnişi sonrası ortaya çıkan ve reel politik hareketler içinde tam manasıyla karşılık bulamayan fakat her birinden bir parçayı içinde taşıyabilen, kitlesel bir enerjinin, partisiz örgütlenmeyle başlattıkları bir hareket. Peki, bu kitlesel enerjiyi oluşturanlar kimler? Tek tek saymayacağım ancak, genel olarak tanımlamamız gerekirse: “Sanayi Devrimi sonrası oluşan sınıflar ve bu sınıfların ayracı olan unsurların dışında şekillenmiş, özellikle sürekliliğini koruyan ve adına Teknoloji Devrimi de diyebileceğimiz bir değişim sürecinin sonunda yeni oluşan, kendi içinde benzer ve farklı değerleri barındırabilen, bu değerleri de yüksek barış ve demokrasi kültürü ile bir arada tutmayı başarabilen yeni sınıf” şeklinde tanımlayabiliriz.

 

Syriza’ yı iktidara getiren Yunan Halkı’ nın, sistemden talepleriyle, Birleşik Haziran Hareketi’ nin mevcut sisteme ve iktidara dönük sergilediği, karşı duruş gerekçeleri birbirleriyle önemli ölçüde örtüşüyor. O yüzden herhangi bir partileşme çalışmasına girmeden ortaya koyduğu enerjiyi ve sosyo-ekonomik değişim taleplerini reel siyasi partilerden birinin söylemlerini önemli bir parçası haline dönüştürmesi, Türkiye Solu’ nun önemli bir kazanımı olacaktır.

 

1. HDP: Hdp, Selahaddin Demirtaş’ ın Cumhurbaşkanı Adaylığı performansı sonrası Türkiye Siyaseti’ nde ki rolünü önemli ölçüde değiştirdi. CB Seçimi’ yle başlayıp bugüne kadar gelen süreçte, “Türkiye Partisi” olma yolunda önemli adımlar attı. Bunların sonucunda geldiği nokta da Yunanistan Seçimi’ ni doğru okumalıdır.

 

2. HDP; Yunan Halkı’ nın tabuları nasıl yıktığına dair verileri doğru incelemelidir. Bugüne kadar süregelen ve kamuoyunda oluşan genel algıyla da rahatça ifade edebileceğimiz, salt kimliğe dayalı ve tarihsel süreç içinde Kürtlerle Devlet arasındaki çelişkiyi merkezine koyan siyasi anlayıştan dengelerini de koruyarak uzaklaşmalı, Kürt siyaseti içindeki egemen dinamiklere rağmen bu yola gitmelidir. Üzerindeki feodal kabuğu kırarak, bireyin ekonomik – demokratik gelişimini ve eşit – özgür yurttaşlık bilincini hedefleyen siyaseti üretmeye daha çok önem vermelidir. Böyle yaparsa Demirtaş’ ın Tsipras’ a gönderdiği “Yolun açık olsun kardeşim” mesajı anlamlı olur.

 

3. CHP: Syriza hareketini referans alarak, Türkiye’ de oluşabilecek bir “Toplumsal – ekonomik değişim ve demokratik gelişim” sürecini öngördüğümüzde, bu sürecin en önemli lokomotifi Cumhuriyet Halk Partisi olacaktır. Bunun en önemli nedeni; CHP’ nin söz konusu değerlere sahip ya da bu değerlere evirilebilecek ciddi bir tabanının olmasıdır. Genel olarak baktığımızda CHP Tabanı’ nın bu çerçevede hem beklentisi hem de çabası olduğunu söylememiz yanlış olmaz. Ancak, bu noktada parti içinde bazı çelişkili durumların da ortaya çıktığını ifade etmeliyiz. Bu çelişkiler hem ideolojik boyutta hem de örgütlenme ve görevlendirme metotları üzerinden kendini gösteren fikir ayrılıklarında dikkatimizi çekiyor.

 

Burada en önemli soru şu!

 

Parti Politikaları ve Programı; Merkez Yönetimi’ nin alt örgütlere dayattığı şekliyle mi benimsenip uygulanacak, yoksa örgütlerin sokakta, hayatta gördüğü gerçekler ve öngördükleri toplumsal sorunlar üzerinden şekillenerek merkez yönetimi tarafından benimsenip uygulanacak?

 

Bu soruya cevap vermek adına konuşulacak çok şey var. Ancak, bunun yanı sıra verilecek çok kısa bir somut cevap da var. O cevap’ da; Haziran Seçimleri için belirlenecek milletvekili adaylarının ön seçimle belirlenmesi.

 

Ön seçim bu bağlamda çok önemli. Eğer olursa, partinin gelecek programı da, politik hedefleri de çok daha halkçı ve gerçekçi olur.

 

Halkçı ve gerçekçi bir politik yaklaşım da, CHP’ yi; yıllardır tartışılan Türkiye Solu ve bu sol içinde CHP’ nin yeri gibi sorunların içinde doğru bir çözüm merkezine oturtur.

 

Yukarıda da belirttiğim gibi, CHP bundan böyle, Syriza gibi mi yoksa PASOK gibi mi olacak?

 

Sonuç olarak Türkiye’ de Halk, yaşanan süreçler sonucunda hep değişimden yana bir iradeyi ortaya koymuştu ve yine koyacaktır. Bütün mesele bu değişim iradesini, eşit, özgür ve adaletli bir ülke olma yolunda ortaya çıkacak yapıların kazanacağı mecralara akıtmak.

 

 

 

Melih Bağcı

29.01.2015

 

 

 

Yorumlar

yorum