ÜNİVERSİTELERDE HAR(A)Ç DÖNEMİ

Birkaç yıl önce, mevcut iktidar “üniversitelerde harç uygulamasını kaldırdık” diyerek bir karar aldı. İkinci öğretim ve açıköğretim okuyan öğrencilerse kalkan harçtan muaf tutuldu. Bu anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olsa da hukuken kılıfını bulmuşlardı. Nitekim kimsenin sesi çıkmadı. Gündüz öğretiminde kalkan harçlar ikinci öğretim ve açıköğretimde devam etti. Türkiye’nin akademik durumunun geldiği noktanın iyi irdelenmesi gerekiyor. […]

ÜNİVERSİTELERDE HAR(A)Ç DÖNEMİ

İlker EKİCİ

Birkaç yıl önce, mevcut iktidar “üniversitelerde harç uygulamasını kaldırdık” diyerek bir karar aldı. İkinci öğretim ve açıköğretim okuyan öğrencilerse kalkan harçtan muaf tutuldu. Bu anayasanın eşitlik ilkesine aykırı olsa da hukuken kılıfını bulmuşlardı. Nitekim kimsenin sesi çıkmadı. Gündüz öğretiminde kalkan harçlar ikinci öğretim ve açıköğretimde devam etti.

Türkiye’nin akademik durumunun geldiği noktanın iyi irdelenmesi gerekiyor.

Üniversiteler, topluma yön veren toplumun öncü gücü olan yapılardır. Şimdilerde külliye mülliye diye ad değişikliği ile işi idare etme girişimleri bile üniversitelerin nasıl denetim altına alındığının güzel bir kanıtı. Neymiş sözüm ona Üniversite sözcüğü Türkçe değilmiş bizim külliyelerimiz varmış. Üniversitenin Türkçe karşılığı evrenkenttir. İlla Türkçeleştireceksiniz bu şekilde yapabilirdiniz ama amaç farklı.

Üniversite öğretim üyeleri açısından durumu inceleyelim.

Türkiye’deki akademisyenler çözülmesi güç bir ikilemin arasındadır. Bilimsel araştırma mı yapacak yoksa bir insan kafasının kaldıramayacağı yoğunlukta haftalık olarak derse mi girecek bunu aşamayan akademi hocalarının içerisinde bir kısım doğal olarak el öpmeye kalkıyor. Bilimi ayaklar altına alarak. El öpmeyen akademisyenler de bir dizi güçlük çekiyor.

Üniversiteler sorununa yaklaşırken, bütüncül bir bakışı gözetmemiz gerekir. Bu bakışa göre de üniversite; rektöründen, öğrencisine hatta temizlik görevlisine kadar herkesin yaşamı ortaklaştırdığı bir yerleşkenin adıdır. Haliyle rektörün ne kadar hakkı varsa yönetimde öğrencinin de temizlik görevlisinin de o kadar hakkı olmalıdır. Tabi bunu Türkiye’de hayata geçirmek mevcut durumda zor. Olsun yazalım, en azından safımız belli olsun.

Gelelim yazının başlığındaki duruma.

26 Kasım 2014’te Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 6569 sayılı bir kanun var. Bu kanun, üniversiteli arkadaşların katkı payı/öğrenim ücretini düzenliyor. Kanuna göre normal döneminde okulu bitiremeyen arkadaşlara kelimenin tam anlamıyla sağmal inek muamelesi yapılıyor. Diyelim ki arkadaş okulu bitiremedi. Hoop, katkı payı. Yetmez, alttan aldığı her derse kredi başına %50 ekstra ödeme zorunluluğu geldi. Paran kadar ders alabilirsin özetle. Birçok üniversitede üniversiteli arkadaşlar bu konuya ilişkin farkındalık hareketi başlattılar. Müşteri değiliz diyorlar ki doğru. Bu harç düzeni değil haraç düzenidir. Son olarak Balıkesir Üniversitesinde de bu durumun kabul edildiğini öğrendik. Yazık. Üniversitelinin okulu zamanında bitirememesinin sebebi “tembellik” olmak zorunda değil. Azıcık empati yapmak lazım. Sanırım rektörler üniversite okumadan rektör oldular –evet sıfır olasılık işte o yüzden anlayamıyorum-

550 lira kira veren her akşam makarnaya talim eden, babası inşaat işçisi annesi “ev hanımı” veya bir emekli çocuğu şehir dışında veya şehir içinde okumak zorunda kaldığında aileye olağanüstü bir külfet yükleniyor. Devlet sözüm ona sosyal devlet ya, transfer harcaması güya olağanüstü yüksek ya hepsi hikaye. Öğrenciyi de öğretim üyesini de mahkum eden bir sistem bu. Her ile tabela üniversitesi açıp eğitimin kalitesini düşüren, akademik kadro bulamayan, çalışma konuları için YÖK’ten icazet alma zorunluluğu getirilen bir yerde sen üniversitenin adını külliyle yapsan ne yapmasan ne.

İki yıl önceydi sanırım, yeni bir YÖK tasarısı üzerine çalışılıyordu. O taslağı A’dan Z’ye incelemiştim. Şehrin en zengin insanını üniversite yönetimine ortak eden (bunu yaparken hiçbir akademik geçmiş aramayan) bir taslaktan bahsediyoruz. İşte bu haraç düzeni de bu işin el altından yürüyen biçimi.

Örnekle açıklayalım işi.

Diyelim ki mühendislik fakültesinde okuyan bir arkadaş var. Okulu uzadı. Ders kredisi (ki Avrupa Birliğine uyum kapsamında ona da el attılar bir Bologna süreci diye başa bela bir sistemle) diye bilinen AKTS nin mühendislik fakültesindeki “ederi” 38,23 TL. Bu arkadaşın, 35 kredi aldığını varsayarsak 1338,05 TL ek ödeme yapacak. Bir de 764,50 TL’lik har(a)cı da ekledik mi KDV dahil 2102,55 TL’lik bir ödeme yapmak zorunda.

Durum bu. Ha bir de bu meblağın dönemlik olduğunu da belirtelim.

Ekonomide büyüme hikayesi anlatan şu “iktidara bağımlılık ekolü” hocalarına yüz puanlık soru:

Bir ailenin tek çocuğu var ve mühendis olacak diyelim. Aile’de emekli ve eve tek maaş giriyor. Baba maaşının kaçta kaçını çocuğuna yollarsa mühendis olur?

Çözemezseniz sizi tekrar fakülteye alalım da şu har(a)ç uygulaması size de vursun.

 

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.
haber teması | film izle