“BALIKESİR’DE TAHTACILAR”

HAZIRLAYAN: Oğuz KAPLAN Araştırmacı, Halk Bilimci, Emekli Öğretmen  Marmara bölgesinin deniz kıyısına komşu olan ve sırtını dağlara yaslayan bir ilidir Balıkesir. Bu ilde yaşayan insan toplulukları tam bir Anadolu mozaiğidir. Her tür etnik gruptan insanların yaşadığı Balıkesir, coğrafi bakımdan da bu topluluklara yerleşimlerini için kucak açmıştır. Dağı, ovası, yaylası, denizi ile ülkemizin tüm coğrafi özelliklerini […]

“BALIKESİR’DE TAHTACILAR”

HAZIRLAYAN:

Oğuz KAPLAN

Araştırmacı, Halk Bilimci, Emekli Öğretmen 

Marmara bölgesinin deniz kıyısına komşu olan ve sırtını dağlara yaslayan bir ilidir Balıkesir. Bu ilde yaşayan insan toplulukları tam bir Anadolu mozaiğidir. Her tür etnik gruptan insanların yaşadığı Balıkesir, coğrafi bakımdan da bu topluluklara yerleşimlerini için kucak açmıştır. Dağı, ovası, yaylası, denizi ile ülkemizin tüm coğrafi özelliklerini taşıyan özel bir ildir. Ülkenin çeşitli özelliklerini taşıyan bu şehre Yörük, Manav ve Aleviler ağırlıklı olmak üzere tüm etnik guruplar (Çerkezler, Gürcüler, Göçmenler, Romanlar) yaşam koşullarının el verdiği yerlere zaman içerisinde yerleşmişlerdir.

Biz bu yazı dizimizde Balıkesir ilindeki Tahtacıları konu başlığı olarak alıp onlarla ilgili genel bir bilgi vereceğiz.

AĞAÇ BİÇME

TARİHÇE

Tahtacıların ilk defa 13.yüzyılın ikinci yarısında yazılı kaynaklarda bahsedilmeye başlayan ağaç eri Türkmenlerinin devamı olduğu ileri sürülmektedir.1 Ağaçeriler’ in oğuzlardan ayrı bir Türk boyumu, Oğuz boyları ile diğer Türk boylarının oluşturduğu bir topluluk mu, yoksa sadece oğuz boylarından birimi oldukları tartışma konusudur. Faruk Sümer, Reşideddin’e mal ederek oğuzların Anadolu’ya göçlerinde ormanlık alanlara yerleşenlere Ağaçeri yani orman adamı adı verildiğini, bundan önce bu kavramın kullanılmadığını ifade etmektedir.2

Fuad Köprülü ve Zeki Velidi Togan, Ağaçeriler’i Anadolu’da 12. Yüzyılda rastlanılan oğuzlardan ayrı bir Türk boyu olarak kabul etmektedir.3 Ziya Gökalp da Ağaçeriler’in oğuzlarla birlikte Anadolu’ya gelen bir Türk boyu olarak belirtirken tahtacıların onların devamı olabileceğini dolaylı olarak söylemektedir.4 Faruk Sümer’e göre, Ağaçeriler’le aynı tarihte yaşayan tarihçiler, bu topluluğun Türkmen olduklarında birleşmektedirler. O nedenle Sümer, Ağaçeriler’i Türkmen gurubu ile ilişkili bir topluluk olarak kabul etmektedir. Abdurrahman Yılmaz, tahtacıların ataları olarak kabul edilen Ağaçeriler’in oğuz, Kıpçak ve Uygur boylarından meydana gelen bir topluluk olduğunu ifade etmektedir.5

Bununla birlikte tahtacıların Ağaçeri Türkmenlerinin devamı olduğu görüşünü kabul etmeyen araştırmacılarda bulunmaktadır. Baha Said, Tahtacıları Aktav Türkmenlerinin devamı olarak kabul etmektedir.6 Yusuf Ziya Yörükan ise Tahtacıları Türkmen olarak kabul etmekle beraber, onların orta Asya’da Tahtah adı verilen bir boyun devamı olduklarını ileri sürmektedir. Bu görüşü destekleyenlerin başında da Yusuf Ziya Yörükan’ın çalışmalarını yayına hazırlayan oğlu Turhan Yörükan gelmektedir.7 M. Şakir Ülkütaşır ve krisztina Kehl- Bodrogi ise Tahtacıları Ağaçeriler’in devamı olarak görmeyi temkinli karşılamak gerektiğini ifade etmektedirler8. Ayrıca şunu belirtmek gerekir ki Tahtacılar üzerinde araştırma yapanların büyük çoğunluğu onların Türkmen-Alevi oldukları hususunda hemfikirdirler9.

Ağaçerilerin 1240 yılındaki Babailer isyanına katılmış olmaları, bu isyandan sonra da Maraş ve Malatya yörelerinin ormanlık kesimlerine sığınmış olma ihtimalleri büyüktür10. Zira Moğol istilası sonrasında Maraş’ın ormanlık alanlarında yaşayan Ağaçerilerin yol kesip kervan soymaları dolayısıyla Selçuklu hükümdarlarının onların üzerine bir askeri kuvvet gönderdiği belirtilmektedir11. 1260 yılında Hülagü 20.000 kişilik bir orduyla Ağaçerilerin üzerine saldırıyor. Onların birçoğu ölürken, birçoğu da esir olmuş, diğer bir kısmı Suriye’ye gitmek zorunda kalmıştı. Ağaçeriler 1378 yılında Çukurova yöresinde görülmektedir12.

Bu tarihten sonra ağaçeri kavramına yerli tarihi kaynaklarda rastlanmamaktadır. 15. Yüzyılın başlarında Ağaçerilerin bir kısmı Karakoyunlu Türkmenleri ile İran’a gitmişlerdir. Aynı zamanda Karakoyunlu devletini oluşturan boylardan biriside ağaçerileridir13. Hatta Ebu Bekr-i Tihrani o dönemde Karakoyunlu devletinde hizmet eden ağaçeri beylerinden bahsetmektedir14. Ayrıca 1590 Tarihli Revan Eyaleti mufassal defterinde Revan Kazasına bağlı Ağaçeri adında bir köyün bulunduğu belirtilmekltedir15. Anadolu’da kalan Ağaçerilerin bir kısmının Ecirli, Acurlu, Açeri, Acırlı gibi aşiret isimleri altında varlıklarını sürdürdükleri kabul edilmektedir16. Yukarıda ifade edildiği gibi 14. Yüzyılın sonundan itibaren yerli tarihi kaynaklarda Ağaçerilerin hakkında bilgi bulunmamaktadır. Tahtacı kavramı ise ilk defa 16. Yüzyıla ait Osmanlı vergi nüfusu tahrir defterlerinde “Cemaat-ı Tahtaciyan” şeklinde söylenmektedir17.

Yusuf Ziya Yörükan, Tahtacı dedelerin verdiği bilgiler ışığında, onların tarihinden bahsederken bir kısmının Malatya- Kayseri civarına yerleştiğini, diğer bir kısmının ise Bağdat- Halep taraflarında kaldığını ifade etmektedir. Yörükan daha sonra Tahtacıların, Suriye ve Bağdat yöresinden Anadolu’ya tekrar hareket ettiklerini ve uzun süre Çukurova bölgesinde barındıklarını belirtmektedşir18.

OCAKLAR

  1. yüzyılda Osmanlı kaynaklarında Cemaat-ı Tahtaciyan adı altında söylenilen bu topluluk Çaylak, Aydınlı, Enseli, Nacarlı, Sivrikülahlı, Cingöz, Ala abalı, Göğceli, Şahaplı, Çobanlı, Üsküdarlı (üskütlü), Evci, Çiçili, Mazıcı, Kâhyalı gibi aşiretlere ayrılmışlardır19. “ Bu aşiretler dini merkez olarak Hacı Bektaş Ocağına bağlı değillerdir. Bunların kedilerine ait iki “Dede Ocağı” bulunmaktadır. Bunlardan birisi İzmir- Narlıdere’de bulunan ”Yanınyatır Ocağı”, diğeride Aydın-Reşadiye’deki “Hacı Emirli Ocağıdır”.”20 Ayrıca Yusuf Ziya Yörükan, Hacı bektaş ocağını dini merkez olarak kabul etmeyen Tahtacı Ocaklarında, onların Meşhed’den aldıkları beratlarının olduğunu, yine Meşhed’deki şeyhin defterinde Tahtacılarında ismi olduğunu ileri sürmektedir. Tahtacı dedeleri kendi soylarının İmam Rıza’dan devam ettiğini hatta Musa Kazıma kadar bu silsilede kopukluk olmadığını iddia etmektedirler21.

Tahtacıların, en önemli ziyaret yerleri Dur Hasan Dede (Ceyhan) ve İbrahim Sani (ıslahiye)’yi kendi ataları olarak kabul etmektedirler. Bu iki ziyaret yerinin Çukurova yöresinde bulunması, onların Anadolu’nun çeşitli yerlerine bu bölgeden taşındıklarını düşündürmektedir22.

İSKAN

Cevdet Türkay tarafından yayınlanan Osmanlı arşiv belgelerine göre Tahtacıların,18. Yüzyılda “Tahtacı-Tahtacılar Cemaati” adı altında teke(Antalya), Menteşe (Muğla), Hüdavendigar (Bursa) ve Aydın sancaklarında yaşadıkları anlaşılmaktadır23. Tahtacı aşiretleri Osmanlı Devleti tarafından 18. Yüzyılda yerleşime iskâna tutulmuşlardır

  1. yüzyıl sonlarına doğru Anamur, Silifke ve Antalya civarında meskûn çoğunluğunu Çaylak aşiretinin oluşturduğu yaklaşık 350 hanelik bir Tahtacı grubunun o dönemde Afyonkarahisar- Sandıklı ilçesindeki İran Fahri Konsolosu Ali Rıza Bey isimli şahıstan İran Pasaportu aldıkları belirtilmektedir. Bununla birlikte 1884 yılında Tahtacılardan 150 hane kadarının “Kıpti” nüfus belgesi aldıkları, Antalya-Tefenni (Tefenni şimdi Burdur’a bağlı) kazasındaki Tahtacıların “300” Tahririnde (M.1882) nüfus kayıtlarına” Kıpti” diye yazıldıkları ifade edilmektedir. Tahtacıların hem İran pasaportu almaları hem de “Kıpti” nüfusuna kaydolmaları onların sunilerle bir arada bulunmama, askere gitmeme gibi sebeplerle açıklanabilr24

GÜNÜMÜZDE TAHTACILARGELİN  VE KEPEZ

Günümüzde Tahtacılar tamamen yerleşik hayata geçmişlerdir. Türkiye’de yoğun olarak Adana, Gaziantep, İçel, Antalya, Isparta, Burdur, Denizli, Aydın, Muğla, İzmir, Manisa, Balıkesir ve Çanakkale şehirlerinde yaşamaktadırlar.

Balıkesir ilindeki TAHTACI köyleri:  Merkez ilçe’ye bağlı, Türkali köyü, Burhaniye’ye bağlı; Pelitköy (karışık) ve Taşçılar. Edremit’e bağlı; Arıtaşı, Çamcı, Doyran, Hacıhasanlar, Kavlaklar, Kızılçukur (Poyralı), Mehmetalan,  Tahtakuşlar, Yassıçalı, Kepsut’a bağlı Mehmetler, Savaştepe’ye bağlı Kongurca köyüdür. Balıkesir’e bağlı olan bu tahtacı köylerinin hepsi İzmir Narlıdere’de bulunan Yanyatır ocağına bağlıdır.

1862–1864 Ahmet Refik Paşa İskânıbaşladığında Mehmetler Köyü ataları olan Tahtacı Oymağı (Mamalu Türkmen grubu)’na tabi pek çok kişinin çadırları yırtılmış ve zulüm görmüşlerdir. Ahmet Refik Paşa’nın emirleriyle Kepsut bölgesinde Mehmetler halkına baskınlar düzenlemiş, ibadetleri engellenmiş ve meslekleri olan tahtacılığı bırakmaları istenmiştir. Tahtacılık mesleği ve alevi inançlarından dolayı sürekli içe kapanık bir toplum yaşamı sürdürmüşlerdir.

Halen aynı oymağın halkından olan Balıkesir Pamukçu (Eftelya-Eftelle) civarında bulunan Türkali çiftliği, Dursunbey Hacılar köyü, Kongurca Savaştepe köyü, Kozluören Soma köyü, Kozak Timurcu deresi (demircideresi) köyü, Sındırgı Kuru Köyü ve Bağalan Kınık köyünün büyük bir kısmı Mehmetler halkındandır. Bir söylentiye göre Kepsut’un Eyıbükü, Bağtepe, Sayacık, Yoğunoluk ve Danahisar Köylerinin de Hardal Yörüklerinden olduğu ve Alevilik inancına sahip oldukları ancak zamanla bu köylerin Sünnileşerek bugünkü duruma geldikleri bilinmektedir.

Ancak kendi oymağından olan Balıkesir Türkali Köyü, Savaştepe Kongurca Köyü ile Soma Kozluören Köyü ile Bağalanı Köyünden kız alıp vermişlerdir. Bu köylerle akraba oldukları için yüzyıllardır çok sıkı olmuşlar ve kültür, alışveriş, inanç yönünden sürekli dayanışmışlardır.

İNANÇ VE ÖRF ADET

Tahtacı Türkmenler inanç olarak iki ayrı ocakta toplanırlar. Bu ocaklar YANYATIR ve EMİROĞULLARI ailesi olan Şehepliler’dir. Rivayete göre Yanyatır’ların Babası sayılan UZUN HASAN Hünkâr Hacı Bektaş Veli Rızık dağıtırken Uzun Hasan uyuyakalmış (Yan gelip yatmış).En son rızkı da Uzun Hasan almış denmektedir.

KURBAN VE ADAK

YANYATIRlı olan Mehmetler halkının cetleri DUR HASAN Dede’dir. Bu dedenin mezarı ADANA ili MİSİS kazası DUR HASAN Köyündedir. Bu kola bağlı olanların ocağı İzmir NARLIDERE kazasında bulunmaktadır. Buradaki aleviler iki ayrı mahallede toplanırlar. Bunlar Tahtacı Alevileri ve Bayat Alevileridir. Tahtacı Türkmenlerin bir kısmı da İslâhiye Güvercinli nahiyesi ve Aydın’ın Reşadiye Kazası ile Kıbrıs’ta bulunmaktadırlar. Mehmetler halkından olan bir kısım ailelerde Midilli adasında iskân edilmiş ise de bunlar 1924 yılında Burhaniye ilçesindeki REŞİT KÖY’E (PELİTKÖY) getirilmişlerdir. (Balıkesir ve havalisi halklarının tarihi, Aydın Ayhan, Balıkesir Üniversitesi 1997 ).

Balıkesir merkez ilçeye bağlı olan Türkali köyü, Savaştepe ilçesine bağlı Kongurca Köyü, Kepsut İlçesine bağlı olan Mehmetler Köyü, her ne kadar ayrı ilçeye bağlı ve bağlı bulundukları ilçelerde tek Tahtacı köyü olmasına karşın, bu üç köyümüzde akrabalık ilişkileri ve dolayısıyla örf adet gelenek ve göreneklerde oldukça benzerlik bulunmaktadır.

Edremit ve Burhaniye’ye bağlı köylerde ise, kendi aralarında birbirlerine çok yakın olmalarından dolayı birbirleriyle akrabalık ilişkileri ile iç içedirler. Ancak her ne kadar iç içe olsalar da bazı adet gelenek ve göreneklerde çok az farklılıklar görülse de onlar ancak küçük küçük farklılıklardır.

GEÇİM

Bilindiği gibi Alevi-Türkmen-Tahtacı olan bu köyler altmışlı yılların sonlarına kadar geçimlerini ağaç işleyerek tahta biçerek sağlarlardı. Geçimlerini, ormanlık alanlardaki ağaçları keserek ihtiyaca göre işleyip komşu köylere satarak sağlamaktaydılar. Ancak, şimdi bile gidip tahtacı köylerini gezdiğinizde tüm tahtacı köylerinin etrafında ormanlık alanlarının olduğunu göreceksiniz. Çünkü yıllardır bu ormanlardan beslendiler ve beslendikleri bu alanları hep korudular. Ormana ağaç kesmeye giden bir kimse hemen en kolayına giden ağacı kesmezdi, hem ona dikkat eder hem de daha sık olan yerden keserek aynı zamanda orman seyreltmesi yapardı. Kesilen bu ağaçlar, bazen gece ağacı adı verilen köylünün yardımlaşarak, imece usulü ile gece biçilirdi. Gece insanlar toplanır. Bazı insanlar lüksleri (aydınlatma aracı) tutarlar, bazıları ağaç biçmeye yardım eder, yorulunca diğeri hemen Tez’in(biçilecek ağacın bağlandığı düzenek) üstüne çıkar ve ağaç biçmeye devam ederdi. Biçilen bu ağaçlar ağaç sahibi tarafından sabaha karşı hayvanlara yüklenip, daha önce sipariş veren köylere servis edilirdi. Daha sonraları teknolojinin gelişmesi ve ormancıların ağaç kesmeye izin vermemeleri sonucu, Tahtacılar bu ağaç kesme ve biçme işinden zaman içinde vazgeçtiler.

EĞİTİM VE ETKİLEŞİM

Altmışlı yıllarda yavaş, yavaş ulaşımın artması, ellili yıllarda köylerde açılan okulların mezun vermesi sonucu başarılı görülen öğrenciler, genellikle ve öncelikle öğretmenlerin ısrarı ile okutulmaya başlanmıştır. Yıllarca sunni vatandaşların baskısı ile ötekileştirilen bu topluluk önce okula giden öğrencileri ile ilgilenen anne ve babalar, daha sonra yetmişli yıllarda başlayan yurt dışı işçi göçü nedeniyle artık dış dünya ile tanışmaya başlamışlardır. Zaman zaman köy dışına çıkıp Sünni vatandaşlarla karşılaşıp köye dönen köy halkından kişi, köyde dede varsa dede tarafından dede yoksa onun el verdiği yaşlı bir kişi tarafından şaplak yemeden diğer halkla sohbet edemezdi23. Çünkü kendi deyimleri ile o vatandaş, yezit yüzü görmüş ve onlarla da gerektiğinde sohbet etmiştir. Onun için şaplak yiyip dualanması gerekir.

Görüldüğü gibi her iki grupta da bir ötekileştirme var. Belki kendi aralarında zaman içinde savunma refleksi olarak bunu geliştirmiş olabilirler. Ben çocukluğumda hatırlıyorum bağlı bulunduğumuz Nahiye ’ye babamlar un öğütmek için değirmene gönderirlerdi. Bu Nahiyede, biz yaştaki çocuklar kendilerince “tahtacı, tahtacı, tahtacı” diye bağırarak bizle dalga geçerlerdi. Bizler ise artık bunu kanıksamıştık. Yolumuz mecburen o köyden geçiyor, uçamayacağımıza göre, biz yetmişli yılların ortalarına kadar hep bu sözleri işittik, zaman içinde ya Sünni toplum bilinçlendi ya artık insanların meşgul olacağı daha farklı olaylar gelişti daha sonraları biz bu sözleri işitmez olduk, mahalle baskısı denilen şey herhalde bu olsa gerek. Yukarıda anlattıklarım Türkali köyü, Kongurca Köyü ve Mehmetler Köyü için geçerlidir.  Bu köylerden kimi dinleseniz benim anlattığım hikâye’ye benzer birçok hikâye ile karşılaşırsınız. Çünkü bu köyler o çevrede yalnız kalmışlardır.

Altmışlı yılların hemen sonunda körfez bölgesindeki Edremit ilçesine bağlı olan Tahtakuşlar Köyüne gittiğimde çok şaşırmıştım. Çünkü o yörede tahtacı köylü kadınları normal üç etekli giysilerini giyip Edremit pazarına gidiyorlardı. Biz tanınmamak için uğraşırken onların böyle bir kaygısı yoktu.

Bu şimdi şöyle yorumlanabilir.

  1. O yöredeki halk gerçekten çok bilinçli ve beraber yaşamaları gerektiğini biliyorlar. Ya da;
  2. O yöredeki tahtacı köylerinin çok olması nedeni ile tahtacı topluluğu saklanma ve gizlenme gereği duymamış.

SAMAH

Edremit’e bağlı olan Tahtacı köyleri ile Balıkesir merkez ilçeye bağlı Türkali köyü, Savaştepe’ye bağlı Kongurca Köyü, Kepsut’a bağlı Mehmetler Köyü, Burhaniye’ye bağlı Pelitköy ve Taşçılar Köyü, arasında diğer bir farkta oynadıkları SAMAH’ta görülmektedir. Edremit’e bağlı olan Tahtacı Köylerinin oynadığı SAMAH hem müzikal anlamda hem de ritim ve adım yapısı bakımından diğer ilçelere bağlı olan tahtacı Köylerinin oynadığı Samah’a benzememektedir. Bu konunun ayrı bir araştırma konusu olması gerektiği düşüncesindeyim.

ZİYARET

Balıkesir’e bağlı tüm Tahtacı köylerinin çevrelerinde kendilerinin inandığı bir ziyaret yeri vardır ve bu ziyaret yerlerine her yıl adaklarını ve kurbanları götürerek yakınları ve konu komşu ile beraber orada kesip, dağıtıp yerler. (Kongurca Köyü DEDE’ye, Türkali Köyü; uzandede’ye, Tahtakuşlar Köyü; sarıkız gibi…)

NEVRUZ

Balıkesir’deki tahtacı köyleri, nevruz bayramını sultan navruz (nevruz) diye kutlarlar,  köy halkı herkes evinde yapıp getireceği ne varsa hazırlar ve köyün uygun olan bir mekânına toplanırlar. Getirilen bu yiyecek ve içecekler, sofralar kurularak hep birlikte yenir, içilir. Yeme ve içme den sonra oyunlar kurulup hep beraber oynanır. Kadınlar ayrı, erkekler ayrı, gençler ayrı oyun kurup oynarlar, ancak her grubu mutlaka diğerleri izler. Bu oyunlar birdirbir, elel üstünden atlamaca, uzuneşek, güvercin taklası, ip atlamaca, altüst siviş, urgan çekmece… ve kadınların kendilerinin çalıp söylediği kadın oyunları… gibi oyunlardır.

EVLİLİK

Bahsedilen bu Tahtacı köyleri, 1990’lı yıllara kadar Alevi olmayan bir karşı cinsle evlenmemeye özen gösterirken, zamanımızda sadece önceliği vardır. Bir Alevi kız ya da erkek araştırıpta onunla evleneyim gibi bir düşünceleri kesinlikle yoktur. Ancak son zamanlarda, cem evlerinde yapılan cemler ve çeşitli etkinliklere katılan gençlik birbirlerini görüp, anlaşıp, sonucu evliliğe varan ilişkilerine burada başlamaktadırlar.

 

BİLGİLER PAYLAŞILMALI

Balıkesir’deki Tahtacı Köyleri ile ilgili yukarıda çok genel bir bilgi verdik, lütfen bu bilgileri büyük bir çığın ilk yuvarlanan kartopçuğu sayın, bundan sonra sizlerinde katkılarıyla bu bilgiler çığa dönüşecek ve Balıkesir’deki Tahtacı köyleri ile ilgili hem kültürel hem tarihsel, hem de inançsal anlamda çok geniş bir bilgi kaynağı oluşturacağız. Bilginin küçüğü büyüğü olmaz, bilgiyi sadece sen biliyorsan o bilgi kısır bilgidir, bilgi paylaşıldıkça çoğalır. Onun için lütfen bilgilerinizi tüm dünya ile paylaşın, Haydi, yolumuz açık Hızır yoldaşımız olsun.

 

KAYNAKÇA                         :

  • Faruk Sümer;”Ağaçeriler”,Belleten, Cilt: XXVI,  Sayı: 103,1962,s.521,528
  • Faruk Sümer; “Ağaçeriler”, s.521-522.
  • Fuad Köprülü; Osmanlı Devletinin Kuruluşu, Anakara1991,s.41; Zeki Velidi Togan; Umumi Türk Tarihine Giriş, İstanbul 1981, s.114,170.
  • Ziya Gökalp; Türk Töresi, İstanbul, s. 43,44
  • Abdurrahman Yılmaz; Tahtacılarda Gelenekler, s.11.
  • Baha Said Bey; Türkiye’de Alevi- Bektaşi, s.168
  • Yusuf Ziya YÖRÜKAN; Anadolu’da Aleviler ve Tahtacılar, s.379-388
  • Şakir Ülkütaşır; “Tahtacılar”, Türk Kültürü, s.71, Eylül 1968,s.840;Kristina Kehl Bodrogi;” Tahtacı Geleneklerinde İslam Dışı Ögeler”, Tahtacılar Sempozyumu bildirileri, s.107
  • Taha Toros; Toroslar’da tahtacı Oymakları, Mersin 1938,s.8; M. Şakir Ülkütaşır;”Tahtacılar”,s.840; Yusuf Ziya Yörükan;”Tahtacılar”,s.669; Abdurrahman Yılmaz; Tahtacılarda Gelenekler, s.11; Besim Atalay; Bektaşilik ve Edebiyatı, Çeviren Vedat Atila, İstanbul1991,s.30; Faruk Sümer; “Tahtacılar”,TDTD,s.82, Ekim 1993, s.12; Mehmet Eröz; “Silifke’de Bir Alevi Tahtacı Köyü”, İş ve Düşünce Dergisi,Cilt:XXX,s.247,s.27; Naci Kum Atabeyli; “ Türkmen Yörük ve Tahtacılar Arasında Tetkikler Görüşler”,TFA,sayı:11, Haziran 1950,s.175; Özcan Seyhan; “Tahtacılar”, Önasya, Cilt: III, Sayı:29, Ocak 1968,s.20; Murat küçük; Cemaat-ı Tahtaciyan,s.18; Nejat Birdoğan; Anadolu ve Balkanlarda Alevi Yerleşmesi, İstanbul 1995,s.93; İsmail Ergin ; Tahtacılar,s.75
  • Faruk Sümer; “Tahtacılar”,s.12
  • İbn Bibi; el-Evamürü’lAlaiyeFi’l- Umuri’lAlaiye, Çeviren: Mürsel Öztürk,Cilt:II, Ankara 1996,s.144.
  • Faruk Sümer “Ağaçeriler”, s.525.
  • Faruk Sümer “Tahtacılar”,s.12; Faruk Sümer; “Ağaçeriler”,s.525,526.
  • Ebu Bakr-i Tihrani; Kitab-ı Diyarbakrıyya, Çeviren: Necati Lugal- Faruk Sümer, Cilt: I, Ankara 1993,s.32.88.116.118.139.
  • Fahrettin Kırzıoğlu; Osmanlıların Kafkas İllerini Fethi ( 1451-1590), Ankara 1993,s.348,349.
  • Harun Güngör; Türk Bodun Bilim Araştırmaları, Kayseri 1998,s.145
  • Faruk Sümer; “Ağaçeriler”,s.528.
  • Yusuf Ziya Yörükan; “Tahtacılar”, sayı: 12, 1929,s. 67-69
  • Yusuf Ziya Yörükan; “Tahtacılar”, DİFM,Sayı:13, 1929,s.59-70; Abdurrahman Yılmaz, Tahtacılarda Gelenekler, s.12.
  • Ali Selçuk; “Tahtacılar”,s.30
  • Yusuf Ziya Yörükan; “Tahtacılar”, sayı: 13,1929,s.59-71.
  • Ali Selçuk; “Tahtacılar”, s. 31.
  • Cevdet Türkay; Osmanlı Arşiv Belgelerine Göre Osmanlı İmparatorluğunda Oymak, Aşiret ve Cemaatler, İstanbul 1979,s.157,708.
  • Yusuf Ziya Yörükan; “Tahtacılar”, Sayı:13,1929,s.61-64; Neşet Çağatay; “Tahtacılar”, s.670.
  • Ali Oktar.
  • Hüseyin Kara; Kongurca Köyü,
  • Canbay; Mehmetler Köyü,
  • Ali Nazmi Çiçek; Türkali Köyü.

Yorumlar

yorum