YÜZÜNÜ HALKA DÖNEN SOL

Yunanistan’da başlayıp yavaş yavaş Avrupa’ya yayılmaya başlayan radikal solun iktidara gelmesi yeni bir tarihin başlangıcı olabilir. Aslında Yunanistan’dan önce radikal olmasa da solun iktidara taşınması İtalya’da başladı. Yine SYRIZA benzeri bir oluşum olan Podemos İspanya’da dikkat çekiyor. Türkçesi “yapabiliriz” olan “Podemos” partisinin İspanya’da en önemli iktidar alternatifi haline gelmesiyle başlayan hareketin burada kalıp kalmayacağı, tüm […]

 YÜZÜNÜ HALKA DÖNEN SOL

Tamer KAYIKÇI

Yunanistan’da başlayıp yavaş yavaş Avrupa’ya yayılmaya başlayan radikal solun iktidara gelmesi yeni bir tarihin başlangıcı olabilir.

Aslında Yunanistan’dan önce radikal olmasa da solun iktidara taşınması İtalya’da başladı. Yine SYRIZA benzeri bir oluşum olan Podemos İspanya’da dikkat çekiyor. Türkçesi “yapabiliriz” olan “Podemos” partisinin İspanya’da en önemli iktidar alternatifi haline gelmesiyle başlayan hareketin burada kalıp kalmayacağı, tüm kıta Avrupa’sına yayılıp yayılmayacağını bekleyip göreceğiz.

Yunanistan, İtalya, İspanya!

Üç ülkenin ortak paydası AB üyesi olmaları, AB’nin güneyinde kalması ve ekonomik krizde en fazla yara alan ülkeler. Bu yaraların kaynağı da AB’nin ve Almanya’nın ekonomi politikaları.

Almanya’nın üretim kapasitesinin yüksek olması ve bastırılan ücretler ile ortaya çıkan sermaye fazlalığının ihraç edilerek eritilmesi bu ülkeye çok büyük bir avantaj sağlıyor. Alman sermayesinin bu avantajını sağlayabilmesi için açık pazarların olması, serbest ticaret bölgelerinin yer alması ve yeterli bir tüketim kapasitesinin de olması gerekiyor. AB ilk iki koşulu Almanya’ya sağlıyor. Diğer ülkelerde yetersiz kalan tüketim kapasitesini artırmak için de Almanlar diğer ülkelere kredi açarak hem kendi mallarının satışını sağlıyor hem de bu ülkelerin kendilerine borçlanmalarına yol açıyor.

İşte bugün ekonomik kriz içinde boğulan bu ülkeler bu aşırı borçlanmalar nedeniyle duvara toslamış durumdalar. Buna göz yuman, hatta bu duruma ön ayak olan, havadan gelen bu kredilerden pay kapma yarışına giren gerek sağ gerekse soldaki partiler halkın umudunu yitirdikleri için yok olup gittiler. Dikkat ederseniz belirttiğimiz ülkelerde iktidara gelen ya da gelmesi muhtemel partilerin hepsi de yeni kurulan ve alışılagelen sol söylemlerden farklı bir duruşu olan, yüzünü halka dönen partiler.

İşte soldaki yeni tartışmalar burada başlıyor. Şimdiye kadar iktidara gelen sosyal demokrat partiler özellikle Sovyetlerin yıkılmasından sonra gücünü aldıkları halk yığınları adına dişe dokunur bir şey yapmadılar. İzledikleri politikalar sağ görüşlü partilerden farklı değildi. Komünizm korkusuyla çalışan yığınlara verilen birçok sosyal güvenceler bir bir geri alınmaya başladı. Bütün dünyada sosyal demokratlara öncülük etmiş birçok ülkedeki köklü sosyal demokrat partiler bu nedenle hızla kan kaybetmeye ve bunların yerine yeni partiler türemeye başladı.

Yunanistan’daki SYRİZA hareketi bunun için önemli. Klasik sol partiler yerine yeni bir söylemle ortaya çıkıyorlar ve halkı ezdirmeyeceklerini söylüyorlar. İşleri hiç de kolay değil. Yılanın başı daha küçükken emperyal devletler aracılığıyla ezilmeye çalışılacak. Bu nedenle başta Almanya olmak üzere mevcut durumdan nemalanan diğer ülkeler Yunan halkı acı çekse de onların borçlarını silmeyecek, yeni krediler açmayacak ve mevcut sistemden kopmalarına izin vermeyeceklerdir. Yunanistan’ın bu durumdan kurtulması onu izleyen diğer ülkelere de örnek olacağı ve hatta kendi içindeki sol partileri de hareketlendireceği için bu ayrıcalıklı ülkelerin sermaye babaları tedirgin olmuş durumdalar. Hatta kısa bir zaman önce Merkel’e şöyle bir soru yönelttiler: Yunanistan ve İspanya gibi ülkelerde halkı simgeleyen adil hükümetler seçeneği sizi korkutuyor, değil mi?

Neden korkutmasın ki!

Almanya gibi ülkeler Yunanistan, İtalya ve İspanya’ya sağladıkları kredilerin çok daha fazlasını Türkiye’ye de sağladılar. AKP iktidarı 12 yılda tüm 80 yıllık Cumhuriyet tarihinden çok daha fazlasını borçlandı. Bu borçlara dünyanın en yüksek faizini vererek ulaştı. Biriken borçları kapatabilmek için de 80 yılda Cumhuriyetin ürettiği tüm değerleri sattı. Satılacak bir şey kalmayınca da ülkenin toprakları, dağları, dereleri satışa çıkarıldı.

Sosyal demokrat olduğunu söyleyen CHP Avrupa’da yitip giden sosyal demokrat partilerin ya da aldığı yüzde 20 küsur oyla iktidar olup bir sonraki seçimlerde sadece yüzde bir oya düşen DSP’nin durumuna düşmek istemiyorsa yüzünü bir an önce halka dönmeli. Gerçek bir sol parti ise söylemlerini gerçek sol değerlere vurgu yaparak halka anlatabilmeli. Özelleştirmeye karşıysan, cemaat ile ilişkin yoksa bunları hiç laf kalabalığı yapmadan net bir şekilde söylemeli. Avrupa’da esmeye başlayan sol rüzgarla yelkenleri doldurursan yol almaya başlarsın hey CHP! Yoksa denizin ortasında rüzgarsız kalan yelkenli gibi yalnızlığa mahkum olursun.

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum