HEPİMİZ HAKAN FİDAN’ IN GÜLLER AÇAN DALIYIZ…

Milletvekili adaylığı için yüzlerce kamu görevlisi, görevlerinden istifa ettiler. Tabi bu istifalar içinde en önemlisi, MİT Müsteşarlığı görevinden ayrılan Hakan Fidan’ın istifası. Fidan, Cumhuriyet Tarihi’ nde siyasete girmek için istifa eden ilk MİT Müsteşarı. O en süper yetkilerle donatılmış, özel çıkartılan yasalarla koruma altına alınmış biri. Haliyle istifası da ses getiriyor. Casusluk ve istihbarat faaliyetleri […]

HEPİMİZ HAKAN FİDAN’ IN GÜLLER AÇAN DALIYIZ…

Melih BağcıMilletvekili adaylığı için yüzlerce kamu görevlisi, görevlerinden istifa ettiler. Tabi bu istifalar içinde en önemlisi, MİT Müsteşarlığı görevinden ayrılan Hakan Fidan’ın istifası.

Fidan, Cumhuriyet Tarihi’ nde siyasete girmek için istifa eden ilk MİT Müsteşarı. O en süper yetkilerle donatılmış, özel çıkartılan yasalarla koruma altına alınmış biri. Haliyle istifası da ses getiriyor. Casusluk ve istihbarat faaliyetleri yürüten bir kurumun başındaki adamın siyasete girmesi ve gireceği noktanın üst perdeden olması bir takım tartışmaları da beraberinde getiriyor. Bu bağlamda iki soru sormamız gerekiyor.

Ülkemizin istihbarat örgütlenmesi ve faaliyetleri tek yanlı bir siyasal zeminde mi oluşuyordu?

Haziran seçimleri sonrası kazanan olacağı noktasında çok büyük bir algı operasyonu yapılan AKP’ nin, söz konusu algı operasyonun başarılı olması halinde ortaya çıkacak yapıyla birlikte bir “Muhaberat Devleti” mi olacağız?

Bu sorular, Hakan Fidan’ ın şahsında gelişen sürecin içinde cevaplanmalı, fakat bunlar konuşulmuyor. Mesele; Tayyip Erdoğan huzurunda “bir uygunluk ve icazet anlayışı” üzerinden kişiselleştirilerek değerlendiriliyor.

Erdoğan; “Doğru bulmuyorum.” Diyor

Davutoğlu; “Bence uygundur.” Diyor.

Arınç; “Önce israf, sonra başbakanın takdiri” diyor. Bütün bu söylenenler, demokrasi yıkımının üzerini örtmeye çalışan içi boş açıklamalar.

Şu tespiti yapmamız gerekiyor. Sorun tek başına Hakan Fidan’ ın istifası da değil. Asıl sorun, yüzlerce kamu personelinin AKP listelerinde yer almak için görevlerinden istifa etmeleri.

Türkiye’ de birçok konuda olduğu gibi bu konuda da tartışmalar kişiye endeksli yürütülmek isteniyor ve toplumun resmin bütününe bakması bir şekilde engelleniyor. Resmin bütününe baktığımızda ise, demokrasi açısından değerlendirebileceğimiz büyük sıkıntılar var.

Yukarıda yazdıklarımız ışığında genel bir değerlendirme yapalım.

Bu dönem bu kadar çok bürokratın istifası, ölmek üzere olan bir demokrasinin üzerinde uçuşan akbabaları andırıyor. Demek ki biz bir parti devleti olmuşuz (ki ben bunu birçok kez yazdım) ve bu anlayış AKP devlet içinde kendi kadrolarıyla çalışmak istiyor gibi ahlaken tartışmalı bir düşünceye dayandırılıyor.

Öncelikle şu noktanın altını çizmeliyiz. Gelişmiş demokrasilerde siyaset kurumunun görevi, sorunları tespit etmek ve çözümlerine dönük projeler üretmektir. Bürokrasinin işlevi bu sorun-çözüm ilişkisi içerisinde uygulayıcı olmanın dışına çıkmaz. Buradan hareketle, elbette her siyasi parti alanında uzmanlaşmış başarılı bürokratları siyasal kadroları içinde değerlendirmek isteyebilir. Bu bağlamda sınırlı sayıda bürokratın siyasetin içinde yer almasında da herhangi bir sakınca da yoktur. Ancak bu dönem de bu alanda oluşan yığılma en büyük zararı demokrasiye verecek.

Örgütlü siyasi yapıların ve mücadelelerin içinden gelmeyen kadroların siyasetin içinde hak etiğinin üzerinde bir sayısal çoğunlukla hareket alanı bulması, siyaset kurumunu yıpratır.

Ancak, öyle görünüyor ki bu adaylık başvuruları “Biz başvurumuzu yapalım, listeye yazarlarsa yazarlar, yazmazlarsa da zaten tarafımız belli istediğimiz yere atanmamız için iyi bir referansımız olur” şeklinde bir düşünceyle yapılıyor. Bu durum da yukarıda ifade ettiğimiz bütün kaygıları haklı çıkarıyor.

 

 

Melih Bağcı

12.02.2015

 

 

Yorumlar

yorum