YILLAR SONRA İLK ÖĞRENCİ BOYKOTU, ÖĞRETMEN GREVDE ÖĞRENCİ BOYKOTTA

YILLAR SONRA İLK ÖĞRENCİ BOYKOTU, ÖĞRETMEN GREVDE ÖĞRENCİ BOYKOTTA Dün Türkiye’nin her yerinde zorunlu din derslerine ve okulların imam hatipleştirilmesine “hayır” demek için Birleşik Haziran Hareketi’nin uzun süredir hazırlandığı “uyarı boykotu” tüm ilkokul, ortaokul ve liselerde gerçekleştirildi. Boykota ülkede katılım önemli oranda olurken, Edremit’te de boykota destek verenler Cumhuriyet Meydanında toplandı. Edremit Cumhuriyet Meydanında zorunlu […]

YILLAR SONRA İLK ÖĞRENCİ BOYKOTU, ÖĞRETMEN GREVDE ÖĞRENCİ BOYKOTTA

panoroma boykot
YILLAR SONRA İLK ÖĞRENCİ BOYKOTU, ÖĞRETMEN GREVDE ÖĞRENCİ BOYKOTTA

Dün Türkiye’nin her yerinde zorunlu din derslerine ve okulların imam hatipleştirilmesine “hayır” demek için Birleşik Haziran Hareketi’nin uzun süredir hazırlandığı “uyarı boykotu” tüm ilkokul, ortaokul ve liselerde gerçekleştirildi. Boykota ülkede katılım önemli oranda olurken, Edremit’te de boykota destek verenler Cumhuriyet Meydanında toplandı.

Edremit Cumhuriyet Meydanında zorunlu din derslerine ve okulların imam hatipleştirilmesine hayır demek için toplanan kitleye Eğitim-Sen de grevle destek verdi. 12 Eylül’den bugüne en kapsamlı eğitim boykotu olarak ifade edilen boykota aralarında Edremit Demokrasi Platformu, Birleşik Haziran Hareketi, Tüm Öğrenci Velileri Dayanışma Derneği ve  PirSultan Abdal Kültür Derneği Zeytinli Şubesinin de bulunduğu çok sayıda demokratik kitle örgütü de katılım sağladı.

Toplanan grup adına ise açıklamayı Eğitim-Sen Edremit Şube Başkanı Tahsin Yelkovan okudu. Yelkovanın açıklaması şöyle:

 

“Laik, Bilimsel, Anadilinde Eğitim ve Demokratik Yaşam” talebiyle gerçekleştireceğimiz iş bırakma ve boykot eylemliliklerimize karşı AKP her koldan savaş açmış bulunmaktadır.

Başta İzmir Valiliği olmak üzere, ülkenin dört bir yanında valilikler, emniyet yetkilileri ve Milli Eğitim yöneticileri anayasal suç işleyerek “yasakçı” bir tavırla eğitim ve bilim emekçileri ile öğrencileri iş bırakma ve boykot eylemine katılmamaları için tehdit etmektedir. Bununla da yetinmeyenler ise hukuksuz, keyfi ve siyasi gözaltı uygulamalarına başvurarak emek ve demokrasi güçlerine adeta gözdağı vermeye çalışmaktadır.

Son olarak Artvin’de 7 Şubat tarihinde Şube yöneticilerimiz ve üyelerimiz 13 Şubat boykotuna dair broşür dağıtırken “dine hakaret” suçlamasıyla gözaltına alınmış ve tutuklanmak istenmiş, ancak nöbetçi hakim tarafından serbest bırakılmışlardır. Bugün ise birçok ilde boykot çalışması yapanlar gözaltına alınmıştır!

Yaşananlar göstermektedir ki “iç güvenlik paketi” kamuoyunda’ tartışıla dursun, AKP sıkıyönetim uygulamalarını çoktan hayata geçirmiştir. Üstelik devlet-parti bütünleşmesinin kendisine sunduğu kolaylıkla, söz konusu sıkıyönetim uygulamalarını yürüten AKP, “dine hakaret” gibi bir gerekçeye başvurarak, halkın bir kesimini kin ve nefrete de teşvik etmeye çalışmaktadır.

AKP’yi ve kendini AKP’nin kapı kulu olarak gören kamu görevlilerini uyarıyoruz! Sizin zulmünüz, zorbalığınız ve bu politikalarına ortak ettiğiniz dinselleştirme politikalarınız karşısında susmadık, susmayacağız! Eşitlikçi, özgürlükçü ve demokratik bir yaşamı talep edenler olarak din, dil, ırk, cinsiyet, yaş ayrımı yapmaksızın her geçen gün daha güçlü biçimde yan yana geliyor ve yarınlarımıza sahip çıkıyoruz!

Eğitim Sen olarak gözaltına alınanların derhal serbest bırakılmasını ve sıkıyönetim politikalarına, tehditlere asla boyun eğmeyeceğimizin bilinmesini istiyoruz.

Türkiye’de eğitim sistemi ve toplumsal yaşamın siyasi iktidarın siyasal-ideolojik hedefleri doğrultusunda tekçi, baskıcı ve dayatmacı bir şekilde düzenlenmektedir. Eğitimin bütün kademelerinde pedagoji bilimine tamamen aykırı, bilim düşmanı politika ve uygulamalar artmıştır. Okulöncesinden üniversitelere kadar eğitim sistemi büyük oranda dini kural ve referanslara göre biçimlendirilmektedir.

Siyasi iktidar, eğitim sistemini bilimsel ve demokratik değerleri temel almak yerine, farklı din, mezhep ve kimlikleri yok sayan ayrımcı politikaları hayata geçirmektedir. AKP, çok inançlı, çok dilli, çok kültürlü Türkiye toplumunu özellikle inanç ve kimlik farklılıkları üzerinden kutuplaştırmayı ve çatışma alanları yaratarak, baskıcı, otoriter iktidarını pekiştirmeyi hedeflemektedir.

Eğitimde 4+4+4 dayatması, zorunlu ve “zorunlu seçmeli” din dersleri uygulaması, TEOG, YGS ve LYSde öğrencilere din sorulan sorulması, öğrencileri imam hatiplere yönlendirme uygulamaları, normal ortaokullar içinde imam hatip sınıflarının açılması, reşit olmayan kız çocuklarının başının kapatılması, öğretmen atamalarındaki branş dağılımı, okullara mescit açılmasının zorunlu tutulması; karma eğitimi kaldırma girişimleri, artan siyasi kadrolaşma uygulamaları ve son olarak 19. Milli Eğitim Şurasında alınan kararlar gibi birçok konu başlığında, eğitimin dini kurallara göre düzenlenmesi uygulamaları hızla artmaktadır.

İktidarın eğitimi tamamen dini kurallara göre düzenlemek hedefiyle 19. Milli Eğitim Şurası’nda aldığı kararlar, eğitim sisteminin ve ülkenin nereye götürülmek istendiğini açıkça göstermektedir. AKP’nin tüm topluma yönelik zorla “tek din, tek dil, tek mezhep” dayatması, toplumun farklı kesimlerine yönelik ayrımcı, dışlayıcı ve farklı inanç ve kimlikleri aşağılamaya dayanan uygulamaların artmasına neden olmuştur.

Türkiye’de eğitim kurumları, AKP’nin mezhepçi, ayrımcı ve otoriter uygulamaları ile eliyle gerçek işlevlerinden hızla uzaklaştırılırken, iç güvenlik paketi gibi faşizan özellikler gösteren düzenlemelerle laik, bilimsel eğitime ve demokratik yaşam anlayışına karşı resmen savaş ilan etmiştir.

Laik olmayan bir eğitim sisteminin demokratik ve bilimsel olması, demokrasi, eşitlik ve özgürlük mücadelesine hizmet etmesi, bireylerin inançlarını hiçbir baskı altında kalmadan gerçek anlamda özgürce yaşaması mümkün değildir. Gerçek anlamda eşit, özgür ve laik bir eğitim ancak demokrasinin, eşitliğin, hak ve özgürlükler alanının genişlemesi ve bütün yurttaşların eşit haklar temelinde bir arada yaşaması ile mümkündür.

Hiçbir toplum birbirinin aynı ve tamamen aynı düşünen, aynı inancı paylaşan, aynı değerleri benimsemiş insanlardan oluşmadığına göre, tüm düşünce, inanç ve değerler karşısında tarafsız olması gereken bir devletin, sadece bir dinin ve mezhebin öğretilerini, sadece belli bir inanç sisteminin kural ve ibadetini okullarda öğretmesi kabul edilemez. Devlet, kişisel bir alan olan inanç alanından elini çekmeli, siyasi iktidar inanç alanını kendi çıkarları için istismar etmekten derhal vazgeçmelidir.

Eğitim Sen ve Alevi örgütleri olarak laik, bilimsel, anadilinde eğitim ve demokratik yaşam çağrımız sadece üyelerimize değil, çocukların, öğrencilerin ve ülkenin geleceğinden endişe eden, farklı inançlardan, mezheplerden ve kimliklerden olan tüm Türkiye halklarınadır.

Eğitim sistemi ve okulların tamamen siyasi iktidarın denetimine girmesine ve egemen ideolojiye teslim edilmesine asla izin vermeyeceğimizi göstermek için, bugün 13 Şubat’ta ülke çapında hem okul boykotu, hem de Eğitim Sen’in çağrısı ile bir günlük iş bırakma eylemi gerçekleştirmekteyiz.

Çocuklarının geleceğinden endişe eden bütün velileri demokratik tepkisini göstermeye ve ortak geleceğimize hep birlikte sahip çıkmaya çağırıyoruz.

ATEŞ AKAYDIN

Yorumlar

yorum