SON DAMLA

Özgecan olayı nedeniyle tüm Türkiye ayağa kalktı. Sadece kadınlarımız değil, içinde çok az da olsa bir vicdan kırıntısı bulunan herkes bu cinayete karşı tepkisini gösterdi. Aynı olaylar ABD’de de oluyor, olayı büyütmeye gerek yok diyen içinde insan sevgisi olmayan, insanlık dışı yaratıkları da gördük aynı olay nedeniyle. Fakat gösterilen tepkiler nedeniyle kendi tükürükleri içinde boğuldular. […]

SON DAMLA

Tamer KAYIKÇI

Özgecan olayı nedeniyle tüm Türkiye ayağa kalktı. Sadece kadınlarımız değil, içinde çok az da olsa bir vicdan kırıntısı bulunan herkes bu cinayete karşı tepkisini gösterdi.

Aynı olaylar ABD’de de oluyor, olayı büyütmeye gerek yok diyen içinde insan sevgisi olmayan, insanlık dışı yaratıkları da gördük aynı olay nedeniyle. Fakat gösterilen tepkiler nedeniyle kendi tükürükleri içinde boğuldular.

Özgecan’ın vahşice katledilmesi bardağı taşıran son damla mıydı?

Bu ülkede her gün bir kadın; sevdiği, kocası, babası, kardeşi ya da bir yakını tarafından öldürülüyor. Ne yazık ki kadın cinayetlerinde günden güne artan bir oran var ve bu oran son 10 yıl içinde yüzde 1600 gibi korkunç bir rakamla ifade ediliyor. Dünyanın hiçbir yerinde bu kadar yüksek bir orana rastlamak mümkün değil.

Neden bu cinayetler Türkiye’de ve neden son 10-12 yıl içinde bu oranlar yükselmeye başladı?

Toplum günden güne daha da muhafazakar bir çizgiye itilmeye ve muhafazakar yapı içinde kadın iyice toplumun dışına, sosyal yaşantının, iş yaşamının dışına itilmeye başlandı. Bu politikanın birinci derecede mimarı ve sorumlusu AKP ve AKP hükümetleridir.

Amile kadının dışarıda dolaşmaması gerektiğini söyleyen kişi bu söylemini devletin televizyonunda söyleyebiliyorsa ve aynı kişi bilinçli olarak tekrar takrar aynı televizyonda konuşturuluyorsa bu kadına yapılan bilinçli bir saldırıdır. Buna benzer sapıkların yine ekranlarda 6 yaşındaki kız çocuğu evlendirilebilir, çocuk annesinin diz kapağındaki eteğinden de tahrik olur, çalışan kadın fuhuşa hazırlık yapar gibi söylemlerini çok rahatça söylüyor ve bunlara hiçbir yaptırım uygulanmıyor, aksine iktidar çevrelerinden destek alıyorsa tabii ki bu toplumda kadınlar bastırılmış, erkekler de kışkırtılmış olur.

Bu ülkenin başbakan yardımcı Bülent Arınç ne demişti: Kadın gülmesine dikkat edecek, öyle yüksek sesle gülmeyecek. Bunu diyen kişi bu ülkede en üst derecede yıllardır bakanlık yapıyor.

Bu ülkenin savcıları, yargıçları tecavüzler, kadın cinayetleri karşısında töreler böyle emrediyor türü bahaneler ile katillere iyi halden en hafif cezayı veriyorsa tabii ki kışkırtılmış o erkekler yürü ya kulum dercesine içindeki en kötü pislikleri kusmaya başlayacaktır ve nitekim kusmuşlardır da.

Her gün işlenen kadın cinayetlerini sadece AKP hükümetine yüklemek doğru olur mu? Bu biraz işi hafife almak olur. Özgecan olayından önce de bu kadar vahşice olmasa da yine de dediğimiz gibi bu ülkede her gün benzer olaylar yaşanıyor. Bu olaydan daha birkaç gün önce sevdiğiyle beraber memleketinden İstanbul’a kaçan iki aşık otogarda akrabaları tarafından herkesin önünde yine vahşice öldürüldüler. Toplum bugün gösterdiği tepkiyi o gün ya da daha öncekilerde gösterebilseydi belki Özgecan bir ihtimal bugün yaşayacaktı.

Adını anmak istemediğim ama hepinizin bildiği bir şarkıcı bozuntusu Özgecan cinayetinden sonra “siz de mini eteği giyip soyunup laik sistemin ahlaksızlaştırdığı sapıklar tarafından tacize uğrayınca da bas bas bağırmayacaksın” türünde kendine yakışır ahlaksızca bir tweet attı. AKP ve Tayyip hayranı bu zat biliyorsunuz kısa bir süre öncesine kadar yine televizyonlarda yıllarca şov programı sunan ve her şovunda mini mini eteklerle sahneye çıkan sözde sanatçı bir başka seviyesiz şarkıcıya ekran ekran dolaşıp aşkını ilan ediyordu. Ve ne hikmetse o şov programını sunan şarkıcı bozuntusu kendi programında daha önce evlendiği 3 karısını da öldüren katili programına çıkarıp üstüne “ne sevimli adam değil mi?” şeklinde methiyeler düzüyordu. Evet bu programa RTÜK ağır bir ceza verdi ama o program yayından kaldırılmadı, bu millet bu seviyesiz kadının sunduğu şov programlarını her sabah izlemeye devam etti. Bu kadının programını yayından kaldırmayan o kanal yöneticileriyle o programı izleyenler de bugün Özgecan’ın katledilmesinde sorumlu değiller mi? O programın yayından kaldırılması ve katili bu şekilde öven şarkıcıya gerekli dersi vermek için bugün sokağa dökülenler o gün de sokağa dökülseydi belki son birkaç ay içinde öldürülen onlarca kadından birkaç tanesi kurtarılmış olacaktı.

Sözde sanatçısı katili öven, sözde aydınlarının hırsızın, dolandırıcının yanında olan, sözde yöneticisinin içinizden kini, nefreti eksik etmeyeceksiniz dediği bu toplumda böyle vahşi katillerin çıkmasına şaşmamak gerekir.

Dileriz bu olay bardağı taşıran son damla olur ve sadece kadınlarımız değil tüm toplum olarak bu ve buna benzer olaylar yaşandığında gerekli hassasiyeti, tepkiyi topyekun olarak gösterelim. Gösterelim ki kadını ikinci sınıf vatandaş yerine koyan, onları yok sayan, kendilerini kadınların sahibiymiş gibi gören zihniyet o dar kafaların içinde boğulup kalsın.

Yine kadınlarımız üzerine düşen bir görev daha var. Size bugün AKP iktidarı tarafından dayatılan sosyal toplumdan, iş hayatından dışlanmışlık politikasına hapsolup kalmayın. Kadın yaşamın her alanında, her yerde ne kadar var olursa bu toplum o oranda çağdaşlaşacak ve gelişecektir.

CHP’DE ÖNSEÇİM

CHP parti meclisinde 85 seçim bölgesinin 55’inde tüm üyelerin katılımıyla yapılacak önseçim ile milletvekili adaylarını belirleme kararı aldı.

Bir ülkede demokrasi öncelikle parti içi demokrasiden geçer ve bunun en belirgin göstergelerinden bir tanesi de partinin tüm üyelerinin katılımıyla kendini temsil edecekleri belirlemesidir. Bu şekilde hem partinin bütünü ayakta tutulmuş olur hem de partilerdeki tek adam ya da birkaç kişinin egemenliği kırılmış olur. Bu yüzden CHP’nin aldığı bu kararın demokrasi açısından önemli bir adım olduğunu düşünüyorum. Umarım aynı adımı diğer partiler de atar ve bu ülke tek kişinin iki dudağı arasına muhtaç kalmaz.

tamerkayikci@yahoo.com

 

Yorumlar

yorum