ALEVİ GÜÇ BİRLİĞİ ALTINOLUK’TA TOPLANDI

Edremit Körfezinde yaşayan Aleviler, son toplantısını Altınoluk Alevi Kültür Derneğinde yaptı. Körfezde yaşayan Alevileri bir araya getirmek için üst yapı şeklinde oluşan Körfez Alevi Güç Birliği son toplantısını Altınoluk’ta yaptı. Altınoluk Alevi Kültür Derneğinde düzenlenen toplantıya Edremit Körfezinde yaşayan çok sayıda Alevi yurttaş ve CHP Milletvekili aday adayları katıldı.  Yürütme Kurulu adına Selçuk Koç’un yaptığı […]

ALEVİ GÜÇ BİRLİĞİ ALTINOLUK’TA TOPLANDI

Edremit Körfezinde yaşayan Aleviler, son toplantısını Altınoluk Alevi Kültür Derneğinde yaptı.

Körfezde yaşayan Alevileri bir araya getirmek için üst yapı şeklinde oluşan Körfez Alevi Güç Birliği son toplantısını Altınoluk’ta yaptı. Altınoluk Alevi Kültür Derneğinde düzenlenen toplantıya Edremit Körfezinde yaşayan çok sayıda Alevi yurttaş ve CHP Milletvekili aday adayları katıldı.  Yürütme Kurulu adına Selçuk Koç’un yaptığı açıklamayla başlayan toplantıda Alevi toplumu ve kamuoyu süreç hakkında bilgilendirildi.  Ardından basın açıklamasına geçildi.

Körfez Alevileri Güçbirliği adına Erdoğan Deniz’in yaptığı basın açıklaması şöyle:

“Yolsuzluğa, yoksulluğa ve yasaklara karşıyız diyerek hükümet olan AKP, gelinen yerde yolsuzluğun, yoksulluğun ve yasakların adresi ve odağı haline gelmiştir. Bu yaptığı demokrasi ihlallerinden kurtulmak ve tabanını bir arada tutmak için de mağdur rolünü oynamayı elden bırakmıyor. Hatta bunun üstünü örtmek için türlü oyunlara başvuran AKP; İÇ GÜVENLİK PAKETİ baskı ve zulüm paketi olarak bize sunmaktadır. Çıkardığı yasa ve torba yasalarla halka sunduğu tek şey; daha çok zulüm, daha çok baskı, daha çok korku ve yeni faili meçhullerin yaşanacak olmasıdır.

Bu yasanın çıkması halinde:

Artık üst arama kararları, savcılığa bildirmeksizin kolluk güçlerine devredilecek,

Sanal ortamda eylem çağrısı yapmak suç sayılacak,

Savcılığa bildirmeksizin 48 saat gözaltında tutulabilir, işkence yanına kar kalabilir,

Polisin şahıs ve araç aramalarında yetkisi genişletilecek,

Kolluk güçleri, herhangi bir durumda yerel yönetimlerin kaynaklarına el koyacak ve bunu halka karşı kullanabilecektir.

Bu yasayla camları kırmanız halinde polis kurşunuyla canınızdan olabilirsiniz.

Göz altında kayıplar ve faili meçhuller sıradanlaşacak hiç kimsenin can güvenliği kalmayacaktır.

Protesto eylemlerinde mülki amirlerin insafına terk edilecek, bu hakkınızı kullanmanız halinde ise suç işlemiş sayılacaksınız.

Bu paket, özgürlük talebi için sokağa çıkan inanç özgürlüğü ve eşit yurttaşlık için mücadele veren Alevilerin, Kürtlerin sokakta, işte, evde eşitlik ve özgürlük mücadelesi veren kadınların haklarını elinden alıyor. Bu paket, güvenli bir gelecek, demokratik-laik- bilimsel, anadilde ve parasız bir eğitim isteyen gençleri, doğa ve tarihi varlıkların savunan çevrecileri, sömürü ve baskılara karşı mücadele eden işçileri, haklı, talepleri için sokağa çıkan, miting ve gösteriler yapma ihtiyacı duyan bütün toplum kesimlerini hedef almaktadır.

Halkı korkutarak özgürlükleri yok ediyorlar. Hepimizi zorla tek tipleştirmeye çalışarak, egemen kimlik dışında kalan halklara ve inançlara yapılan zulmün devam etmesini istiyorlar. İnsanları kamplara ayırarak devamlarını sağlıyorlar. Her gelen hükümet bu kamplaşmaya dayanarak iktidarını sağlamlaştırıyor. Devleti kendi yandaşları için ele geçirip, kendisi gibi olmayanlara yaşamı dar etme politikasından geri durmuyor.

Biz KÖRFEZ ALEVİ GÜÇ BİRLİĞİ olarak bu tehlikenin bilincinde ve farkındayız ve biliyoruz ki bu yasa yaşam hakkımızı ve geleceğimizi tehdit etmektedir.

Mümkün olan ve bir arada yaşamamızı sağlayacak bir çok önerilerimiz var;

Tekçi dayatmalara karşı, farklılıkların eşit ve gönüllü beraberlik temelinde bir yaşam mümkün olamaz mı?

Farklı kültürlerin, dillerin ve inançların bu ülkenin zenginliği olarak anayasal güvence altına alınması mümkün değil mi?

Devletin kutsadığı, inançların ve kültürlerin yok sayıldığı darbe anayasası ortadan kaldırılamaz mı?

Aleviler, Hıristiyanlar, Museviler, Ezidiler gibi ezilen ve dışlanan tüm inanç ve kültürel grupların üzerindeki baskılar kaldırılıp herkesin dini inanç ve dünya görüşüne uygun yaşaması mümkün değil mi?

Herkesin özgürce ibadet hakkına sahip olan, devletin din ve inanç özgürlüğü üzerindeki tekçi baskıya son verilmesine ve Diyanet İşleri Başkanlığının kaldırılması mümkün değil mi?

İnancın devlet tekelinden kurtarılarak halka ve cemaatlere devredilmesi çok mu zor?

Tüm ders kitaplarından farklı kimlik ve inançlara karşı nefret söylemlerinin kaldırılması mümkün değil mi?

Farklı inançlara ait mekanlar ve Cem Evleri yasal statüye kavuşturulamaz mı?

İnancı olan veya olmayan herkesin eşit yurttaşlık temelinde istediği gibi yaşayabilme imkanı yok mu?

Her gün yaşanan iş cinayetleri önlenemez mi?

Bu devlet, köylünün, çiftçinin, memurun, esnafın, yoksulun, emekçinin, emeğiyle ve alın teriyle geçinenin olmaz mı?

Çalışma ve sağlık hakları güvence altına alınamaz mı?

Bizleri açlığa mahkum ederek, adaletsiz gelir dağılımı önlemez mi?

“İnsan doğanın efendisi değil bir parçasıdır” düsturunu yok sayarak, ormanları yok eden, dereleri kurutan, köyleri viraneye çeviren, tarihi ve kültürel miraslarımızı suyun altına gömen, doğayı katleden politikalara son verilemez mi?

Kadına söz ve iktidar alanı bırakılarak, kadın düşmanlığı ve kışkırtıcılığı ortadan kaldırılamaz mı?

“Her toplum, kadınların özgürlüğü kadar özgürdür” Kadın sadece erkeğe biat ve hizmet için yaratılmamıştır. Kadın katliamlarına dur diyerek, göz yummayan, kadını iş hayatından ve toplumsal alandan uzak tutmayan, eşitlikçi bir devlet mümkün değil mi?

İşsizlik, baskı ve yoksullukla terbiye edilmeye çalışılan bir gençliğe, siyaset ve yaşamın her alanında aktif rol alma ve örgütlenme özgürlüğü mümkün değil mi?

Herkesin eğitim olanaklarına dil, din, inanç, etnik kimlik, cinsiyet, cinsel kimlik ve ırk ayrımına maruz kalmadan eşit bir şekilde erişmesi çok mu zor?

Türkiye toplumu olarak el ele vererek, birbirimize güvenerek eşit ve demokratik bir ortamda yaşamak istiyoruz. Bütün topluluklar adına kamplaşmadan, bölünmeden, kutuplaşmadan, parçalanmadan, korkmadan ve korkutmadan özgürce yaşamamız mümkündür.

Bütün halklara onurlu bir yaşam, barış, özgürlük istiyoruz. İşçiden emekçiden yana, bütün inanç ve kimliklerin bir arada eşit olarak yaşamasını, doğaya ve ekolojiye saygılı olunmasını istiyoruz.

Sorunlar çözüldükçe, Türkiye demokratikleşecektir.”

 

Yorumlar

yorum