KADIN VE ÇOCUKLARI GÜLMEYEN BİR ÜLKE MUTSUZDUR.

Burhaniye Alevi Kültür Derneği 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. Yapılan basın açıklamasında şu görüşlere yer verildi. 8 Mart kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği mücadelenin meşalesinin adıdır. 8 Mart 1857 yılında Amerika’nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretleri, uzun çalışma saatlerini ve insanlık […]

KADIN VE ÇOCUKLARI GÜLMEYEN BİR ÜLKE MUTSUZDUR.

Burhaniye Alevi Kültür Derneği 8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar günü nedeniyle yazılı bir açıklama yaptı. Yapılan basın açıklamasında şu görüşlere yer verildi. 8 Mart kadınların erkeklerle eşit haklara sahip olmak yolunda verdiği mücadelenin meşalesinin adıdır. 8 Mart 1857 yılında Amerika’nın New York kentinde tekstil sektöründe çalışan yüzlerce kadının düşük ücretleri, uzun çalışma saatlerini ve insanlık dışı çalışma koşullarını protesto etmek için grevler yaptılar ve bizler bugün bu kadınların isyanları ve başkaldırmaları sayesinde 8 Mart’ı anıyoruz.

Kadınlar, Dünya nüfusunun % 50 sini , Yeryüzündeki toplam işgücünün üçte ikisini oluşturuyor. Ancak kadınlar dünya gelirinin % l0 unun almakta ve dünyanın tüm mal varlığının % 1 ine sahip bulunmaktadır .   Ülkemizde her geçen gün artan töre ve namus cinayetleri varken, diğer ucunda evlilik yaşı 17’den 14’e çekilmek isteniyor, tecavüz edilen kadının, tecavüzcüsüyle evlendirilmesinin yolu açılıyor. Ev içindeki şiddet ise hala dokunulmazlığını koruyor. Kadınlara ‘sıcak’ ve ‘korunaklı’ olarak vaat edilen ailenin içinde, şiddet meşru görülüyor.

Kadına yönelik şiddetin en yoğun yaşandığı süreçlerden biri de hiç şüphe yok ki savaşlardır. Savaşlarda, kadınlar ve kız çocukları sırf cinsiyetlerinden ötürü sayısız fiziksel ve cinsel şiddete uğruyorlar. Bu gün Suriye’de, Rojava’da,  Kobane’de  yaşanan insanlık dramı mevcuttur. Yoksulluğumuz, işsizliğimiz, açlığımız arttıkça kadınlar daha çok şiddete uğruyor.

Ülkemizde her gün en az üç kadın katlediliyor. Erkek eğemen zihniyetin kadın katliamı hızını kesmeden sürüyor. Kadına yönelik her türlü şiddetin ve ayrımcılığın karşısında durmayı kendimize görev bilmeliyiz.

Kadını sadece erkeğe hizmet ve biat için yaratılmış bir yaratık gibi gören devlet, kadınların devleti olamaz. Kadın katliamlarına zihniyeti ve ideolojisiyle göz yuman devlet, adil bir devlet olamaz. İnsanları farklı cinsel yönelimlerinden dolayı hasta muamelesi yapan devlet tarafsız bir devlet olamaz. Kadını parlamentodan, iş hayatından, toplumsal alandan uzak tutan devlet eşitlikçi bir devlet olamaz.

Kadınları koruyamayan, Savaşa, açlığa, yoksulluğa kurban eden, onları tekmeleyen, tecavüz ettiren, kelepçeleyen, köle gibi çalıştıran bir ülke kabul etmiyoruz. Çünkü kadınları ve çocukları gülmeyen bir ülke mutsuzdur.

Herkesin eğitim olanaklarına dil, din, inanç, etnik kimlik, cinsiyet, cinsel kimlik ve ırk ayrımcılığına maruz kalmadan eşit bir şekilde erişebilmesinin önü açılmalıdır.

İşsizlik, baskı ve yoksullukla terbiye edilmeye çalışılan kadınlar yönetimlerde söz sahibi olmalıdır.

Kadın kendi onuruyla, emeğiyle, dişiyle, tırnağıyla  ülkede özgürlük ve eşitlik mücadelesini yapması doğrudur.

Bizler Türkiye halkları olarak ; el ele vererek, birbirimize güvenerek eşit ve demokratik bir ülkede yaşamak istiyoruz.

Bizler biliyoruz ki, bu yapılanlar bir ihmal değil, bir tercihtir. Ama başaramayacaklar, çünkü bizlerin yaşam alanları özgürlükten, emekten, barıştan yana kökten değişmediği müddetçe, biz kadınların taleplerine kulaklarını tıkadıkları sürece, bizler haykırmaya, sesimizi daha fazla duyurmaya ve canımız pahasına mücadele etmeye devam edeceğiz. Birleşip mücadele edersek, bir çok Özgecan, Güldünya, Arin, Ceylan ve Zeynep ölmeyecek.  “Her toplum kadınların özgürlüğü kadar özgürdür” .

Şenol TORLAK

 

Yorumlar

yorum