" />
USD
3,6737
EURO
4,3310
ALTIN
151,2935

  DENİZE ATILAN TEK BİR DENİZYILDIZI

  Bu köşede yaklaşık 4 yıldır haftada bir kez olmak üzere bir şeyler aktarmaya çalışıyorum. Yazılarımı az çok takip edenler bilirler ki bu yazıların ana içeriği günlük siyaset ve dış politikadır. Yerel bir gazetede ulusal politikalar ve dış siyasetin yeri olmaz yönünde eleştiriler gelse de sonuçta burada yazılan her konu bu ülkenin her bir ferdini […]

  DENİZE ATILAN TEK BİR DENİZYILDIZI
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

 

Tamer KAYIKÇI

Bu köşede yaklaşık 4 yıldır haftada bir kez olmak üzere bir şeyler aktarmaya çalışıyorum. Yazılarımı az çok takip edenler bilirler ki bu yazıların ana içeriği günlük siyaset ve dış politikadır.

Yerel bir gazetede ulusal politikalar ve dış siyasetin yeri olmaz yönünde eleştiriler gelse de sonuçta burada yazılan her konu bu ülkenin her bir ferdini ilgilendirdiğinden dolayı sonuçta ulasal çapta olan her konu aynı zamanda yereldir.

Bir kişiyi dahi yazdıklarımızla ikna edebilirsek mutlu olmamız için bize kafi gelir. Bir kişi deyip geçmeyin, hani sahilde karaya vuran milyonlarca denizyıldızını teker teker denize fırlatan kişiye bu kadarını kurtaramazsın, neden uğraşıyorsun diye sorana elinde tuttuğu denizyıldızını göstererek “ama bunun için fark eder” demesi gibi bizim için de o bir kişi denize fırlatılan bir denizyıldızı gibidir.

Aslında bu köşede günlük siyasi çekişmeler yerine edebiyat, sanat, gezi, turizm gibi konuları yazmak isterdim. Yine de yazabilirim ama zaten haftada bir yazılan bir yazıyı bu konular yerine günlük siyasi çekişmelerde bize ters gelen yönleri yazarak gerçekleri ve doğruları göstermeye çalışıyorum.

Burada kendi kendime şu sorgulamayı yapmıyor da değilim! Tamam siyaseti yazıyorsun, günlük çekişmeleri, gerilimleri aktarmaya çalışıyorsun ama toplum zaten attığı her adımda, aldığı her nefeste bu gerilimleri bire bir yaşıyor. Üstelik hayatın her alanında bu gerilimlerle karşı karşıya kalıyor.

Biz kitap okuma alışkanlığını edinmeden direk televizyon seyreder hale gelen bir toplumuz. İstatistikler bunu doğruluyor. Ortalama bir Tük insanı günlük yaşamının 4-5 saatini televizyon karşısında geçiriyor.

Peki o ekranlarda neleri izliyor, takip ediyor?

Ekranlarımızın maşallahı var, diziden geçilmiyor ama o dizilerin hemen hepsinde gerilim had safhada. Hangi diziyi seyrederseniz seyredin silahlar susmuyor, çatık kaşlar arasında birbirine bağırıp çağırmalar, en yakın bildiğin kişiler arasında birbirlerine kurulan kumpaslar, alavere dalavere arasında dönen bir sürü dolap.

Dizilerden başımızı kaldırıp haber programlarını takip edeyim dediğiniz zaman kendinizi savaşın tam ortasında bulmuş hissedersiniz. Haberlerin birinci sırasında politikanın malum bir numarası hep kaşları çatık, bir yerlere verip veriştiriyor. Zaten yandaşlarına kininizi eksik etmeyin diye buyurmamış mıydı? Kısacası haber programlarının tamamında da ya siyasi gerilim, ya kadın cinayetleri ya da trafik kazaları var.

Evde, iş yerinde ya da büyük çoğunluğun işsiz olarak dolaştığı aylak meydanlarında üzerindeki stresi atamayan, atacak mekan, alan bulamayan benim vatandaşım üzerinde biriken kötü elektriği en ufak bir olayda hemen sokakta yürüyen insanların üzerine atmaya çalışıyor. Bunun için kaldırımlar, sokaklar, meydanlar yürüyen barut fıçılarıyla dolup taşıyor.

İste bu nedenlerden dolayı burada yazdıklarımı edebiyat üzerine, kültür-sanat üzerine, seyahat üzerine gerilimden uzak konularda yoğunlaşarak toplumun üzerindeki o yoğun stresi atmasına yardımcı olsam daha mı iyi ederim diye kendimle konuşup duruyorum.

Zira edebiyatı hep çamaşır makinesine atılan yumuşatıcı gibi görmüşümdür. Edebiyat insanın ruhunu inceltir, yumuşatır. Ülkemin insanları kafalarını televizyonlardan kaldırıp romanlara, öykülere gömülse bu ülkedeki sorunların çoğunun çözüldüğünü göreceksiniz.

Ben bunları size söylüyorum da kendim ne yapıyorum. Mümkün olduğu kadar televizyondan uzak durmaya çalışıyorum. Güzel belgeseller, Türk futbolu haricinde varsa güzel spor müsabakalarını örneğin İtalya ve Fransa bisiklet turlarını kaçırmıyorum çünkü orada dünyanın en güzel manzaralarını da kaçırmamış oluyorum. Paparazziden uzak gazeteleri göz atmadan geçmek olmuyor. Yaşamı güzel kılmanın en güzel yollarından bir tanesi kendinize hobiler edinmek. Dağcılık yapın, doğa yürüyüşüne katılın, bisiklete binin, şiir yazın, yemek yapın, 2 metrekare de olsa toprakla uğraşın. Bir şey yetiştirmenin verdiği zevki başka bir yerde bulamazsınız. Abdülhamit’in marangoz, Kanuni’nin bir kuyumcu, birçok padişahın şair olduğunu biliyor muydunuz? Ben de birçok hobimin yanında en son gittim kendime iyi bir profesyonel fotoğraf makinesi aldım. Doğa, şehirler beni bekliyor o güzelliklerini sunmak için.

Kısacası bir yerde çalışıyorsanız da, çalışmıyorsanız da, evi geçindirecek parayı zor buluyorum bunlarla nasıl uğraşırım diyorsanız da mutlaka kafanızı boşaltacak küçük şeyler bulun kendinize. Yoksa her gün gerilimin had safhada olduğu stres dolu bu dünya çekilmez olur.

CHP VE MHP’YE KAPATMA DAVALARI

Bunca sözün üstüne biz yine gerilim dolu bir konuya değineceğiz, çünkü bunu yazmasak olmaz. Son birkaç gündür CHP ile MHP’nin kapatılmasına yönelik çalışmaların olduğuna dair bilgiler sızdırılmaya başlandı. Çoğu kimse bunun mümkün olamayacağını söyleyebilir. Demokrasinin ve bağımsız yargının olduğu bir yerde bu şekilde düşünebilirsiniz ama ne yazık ki ülkemizde hukukun üstünlüğü değil zalimlerin hukuku geçerli ve günümüzde hukuk artık tetikçi olarak kullanılmaya başlandı. Hiçbir şey yapmasanız da kaşının üstünde gözün var diyerek suçlu gösterilebilirsiniz.

AKP bu söylentilerin hemen ardından partilerin hiçbir şekilde kapatılamayacağına dair anayasa değişikliği için imza toplamaya başladı.

Gelişmeler gösteriyor ki aslında parti kapatılmasında asıl korkan AKP. Çünkü normal demokraside laikliği, hukuku, tüm demokratik kuralları yerle bir eden böyle bir partinin yaşatılmasının mümkün olmadığını kendileri de çok iyi biliyorlar ve yarın bağımsız yargı önünde böyle bir tehlike ile karşılaşmamak için bugün CHP ve MHP’yi korkutarak parti kapatmanın önüne geçmek istiyorlar. Bunun için CHP ve MHP’nin bu konuda çok dikkatli olmaları gerekiyor.

 

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.