ŞAİRHANE; HAZIRLAYAN HÜSEYİN EROĞLU (BU HAFTA ABDÜLBAKİ YILMAZ)

Şairhane’nin Bu haftaki Konuğu Emekli Öğrenmen Abdülbaki Yılmaz. Kendisiyle kısa bir söyleşi yaptık. Hüseyin EROĞLU:  Hoş geldiniz hocam. Kendinizi tanıtır mısınız? Abdülbaki YILMAZ: 1957 doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Eskişehir’de tamamladım. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nden 1979 da mezun oldum. Anadolu Üniversitesi’nde Lisans Tamamlama programını bitirdim. Yurdumun çeşitli şehirlerinde öğretmenlik ve idarecilik yaptıktan sonra 2005 yılında […]

ŞAİRHANE; HAZIRLAYAN HÜSEYİN EROĞLU (BU HAFTA ABDÜLBAKİ YILMAZ)

HÜSEYİN EROĞLUŞairhane’nin Bu haftaki Konuğu Emekli Öğrenmen Abdülbaki Yılmaz. Kendisiyle kısa bir söyleşi yaptık.

Hüseyin EROĞLU:  Hoş geldiniz hocam. Kendinizi tanıtır mısınız?

Abdülbaki YILMAZ: 1957 doğumluyum. İlk ve orta öğrenimimi Eskişehir’de tamamladım. Ankara Gazi Eğitim Enstitüsü’nden 1979 da mezun oldum. Anadolu Üniversitesi’nde Lisans Tamamlama programını bitirdim.

Yurdumun çeşitli şehirlerinde öğretmenlik ve idarecilik yaptıktan sonra 2005 yılında emekli oldum. Emeklilikten sonra da özel eğitim kurumlarında görev aldım. Evli ve iki çocuk babasıyım. Şuanda Akçay’da ikamet etmekteyim.

H.E:  Şiire ilginiz ne zaman başladı?

AB.Y:     Şiire ilgim lise yıllarında başladı. Yüksek öğrenim sırasında öğretmenim olan Mehmet Akif İnan’ın ve  Mehmet Aydın’ın, tanıştığım Cahit Külebi’nin ve Ahmet Muhip Dranas’ın ki o sıralar rahatsızlığı vardı, şiirlerime gösterdikleri ilgi şiire devam etmemi sağladı.

H.E: Şiir dışında çalışmalarınız var mı?

AB.Y:  Şiir dışında sanatın başka dallarında çalışmam olmadı. Sivas’ta görev yaptığım sıralarda Zara’nın ve civarının halk ozanlarının deyiş ve şiirlerini inceledim. Eskişehir‘de görev yaptığım sırada yerel bir televizyon kanalında Aşık Veysel‘le ilgili bir programa katılarak O’nun Halk ozanları arasındaki yeri ve çağdaş şiire etkileri konusundaki çalışmalarımı aktardım.

H.E: Şiirlerinizde imgeye fazlaca yer  veriyorsunuz, bu da şiirinizi kapalılığa götürüyor galiba? Yanılıyor muyum?

AB.Y: Haklısınız. Benim şiirlerimde kapalılık biraz ön planda. Şiirin kurgulanan, yapılan, inşa edilen bir sanat dalı olduğunu düşünüyorum. Kapalılıkta gizli çağrışımları bulmak okuyucu için bir parça zor oluyor. Sanıyorum İKİNCİ YENİ’nin etkisi. Çünkü gençliğimizde onları çok okuduk. Ayrıca Hilmi Yavuz’un ilk şiirlerini çok sevmemin etkisi de olabilir.

H.E: Körfezde çalışmalarınız nasıl gidiyor?

AB.Y: Körfezde yaşamımı sürdürmeye başladığım şu sıralar İda Bilinci Sanatevinin manifestosu ilgimi çekti. İda Kalemleri’yle ve İda Bilinci Sanatevi’yle Körfezde sanat ve kültür etkinlikleri yoluyla halkımızın ve gençlerin sanatla buluşmalarına öncülük etmeye çalışıyoruz. Çünkü sanatın, her konuyu her sorunu insanlara farklı yollarla anlatabileceğini ve sanatın daha istendik davranışları oluşturabileceğini düşünüyoruz.

H.E: Bu kısa sohbet için teşekkür ediyor çalışmalarınızda başarılar diliyorum.

AB.Y: Ben teşekkür ederim. Gazetenizin sanata ve sanat etkinliklerini duyurmaya karşı duyarlı davranışı bizi mutlu ediyor.

 

BAKIŞ ŞİİRİ

“Öyle iyisin ki…” deme bana

Bilsen aslında ne kötüyüm ben

Döner iç esintilerim fırtınaya

Böyle bakınca sen.

 

HÜZÜN

Ey hüzün,

Sen

Doğunun ortasında

Mecnun’dan olma

Leyla’dan doğma

Apalak bir bebektin.

Bense

Nakışları Ferhat işi beşiğini

Seddin önünden getirdiğim

Belki pagan ninnilerle

Salladım bin yıl Anadolu’da

Şimdi

Kah arz-ı endam edersin Güneydoğu’da

Kah selamın gelir

Okyanus ötesinden beslenen alçak bir basıncın

Kan ve barut yalamış,

Estikçe hırçın

Estikçe haşin,

Estikçe hunhar ve hayasız rüzgarıyla.

 

MAHPUS YÜREK

Bir çift güvercindi güzel gözlerin.

Beyaz bir serinlikti yüreğime.

Şimdi,

Bazen bir alıcı kuşun pençesinde

Bazen

İç seslerinle büyüyen en aşılmaz dağların

En sert mermerlerine elmas bakışlarla oyduğun

Ve dört yanını, en köpüklü kinlerinle

En coşkun sevinçlerinin iç savaşından en kanlı sahneleri nakşettiğin

Ve en hırçın tılsımlardan kapak biçtiğin

En karanlık en serin ve en derin lahitte yüreğim.

 

 

Yorumlar

yorum