HAREMLİK-SELAMLIK UYGULAMASINA SENDİKALARDAN TEPKİ

Burhaniye Hacı Mehmet Köylü İmam Hatip lisesinde uygulanmaya başlanan kızlar ve erkekler sınıfının haremlik selamlık uygulamasına sendikalardan tepki geldi. Hacı Mehmet Köylü İmam Hatip lisesi önünde bir basın açıklaması yapan Eğitim-Sen ve Egitim-İş sendikalarına da  bazı dernek partilerde destek verdi. Burhaniye Eğitim Sen şube başkanı Muharrem Pektaş’ın okuduğu basın açıklamasında şu görüşlere yer verildi.Bugün burada, […]

HAREMLİK-SELAMLIK UYGULAMASINA SENDİKALARDAN TEPKİ

Burhaniye Hacı Mehmet Köylü İmam Hatip lisesinde uygulanmaya başlanan kızlar ve erkekler sınıfının haremlik selamlık uygulamasına sendikalardan tepki geldi. Hacı Mehmet Köylü İmam Hatip lisesi önünde bir basın açıklaması yapan Eğitim-Sen ve Egitim-İş sendikalarına da  bazı dernek partilerde destek verdi. Burhaniye Eğitim Sen şube başkanı Muharrem Pektaş’ın okuduğu basın açıklamasında şu görüşlere yer verildi.Bugün burada, Hacı Mehmet Fevzi Köylü Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürlüğü’nün Milli Eğitim Temel Kanunu ve İlgili Yönetmeliklere aykırı olarak ‘okulda bulunan sınıfların kız ve erkek sınıfları biçimindeki düzenlemesinin’ yasa dışılığını ve Laik ve Bilimsel Eğitim anlayışına aykırılığını basına ve kamuoyuna duyurmak amacıyla toplanmış bulunuyoruz.

Bizler yıllardır Ülkemizin aydınlık geleceğinin mücadelesini kararlı biçimde veren eğitim emekçileri olarak, hem darbecilerin ve hem de onların devamı niteliğinde olan hükümetlerin, öncelikle Eğitim Öğretimi kendi karanlık zihniyetlerine uygun biçimde dizayn etmelerinin, eğitimi bilimsel ve laik anlayıştan uzaklaştırma girişimlerinin karşısında durduk. 12 Eylül askeri faşist darbesini yapanlar, öncelikli olarak zorunlu din dersini müfredata sokmuş ve akabinde İmam Hatip Liselerinin sayısını Toplumun imam ve hatip ihtiyacını karşılamanın ötesinde, astronomik olarak artırmışlardı. Bunun sonucu bu liselerden mezun olan öğrencilerimizin çoğunun işsiz kalması biçiminde gerçekleşti. 12 Eylül Anayasasının en mahir uygulayıcısı olan AKP hükümeti 13 yıllık iktidarı süresince Eğitim Öğretimi yazboz tahtasına cevirdi; zorunlu din dersinin eğitimdeki ağırlığını artırarak işe başladı, yapılan TEOG ve LYS sınavlarına din dersi soruları koyarak bunu pekiştirdi. Bütün itirazlara rağmen, bunun pedagojik olmadığı bilimsel tespitlerine rağmen, şu anda kendilerinin de işlemezliğini itiraf ettikleri 4+4+4 eğitim modelini yürürlüğe soktu. Alanında uzmanlaşmış bütün Milli Eğitim personelini ve bürokrasisini tasfiye ederek, yerlerine hiçbir liyakati olmayan yandaş kişileri atadı. Ders çizelgelerinde bilim ve felsefe yerine din ağırlıklı bir anlayış egemen kılındı. Değerler eğitimi altında dinsel dogmaların öğretimi okul öncesi öğrencilere kadar indirildi. Yasa ve yönetmeliklere aykırı olarak okullarda kendi yandaşları olmayan bütün yönetim kadrolarını tasfiye edip yerine yandaş sendikanın tavsiyesi, il ve ilçe AKP yönetimlerinin onayıyla yönetici atamak suretiyle, eğitim öğretimdeki işleyişi keşmekeş içinde bıraktılar. Anayasal bir hak olan eğitim hakkı, özel okullar ve devlet okullarının paralılaştırılması anlayışıyla tamamen piyasanın insafına bırakılmıştır. AKP hükümetinin Eğitim Öğretime verdiği zararlar elbette saymakla bitmez. Ancak  kız ve erkek öğrencilerin ayrı sınıflarda okutulması uygulamasının çarpık zihniyetinin gerekçesi olarak, bu sayılanların yeterli olduğu aşikardır.

Milli Eğitim Temel Kanunu’nun ilkeleri; Genellik ve Eşitlik, Eğitim Hakkı, Laiklik, Bilimsellik ve Karma Eğitim olarak belirlenmiştir. Burhaniye Hacı Mehmet Fevzi Köylü Anadolu İmam Hatip Lisesi Müdürlüğü’nün yaptığı ‘kız ve erkek öğrencileri ayrı sınıflarda okutma’ tasarrufu Milli Eğitim Temel Kanunun temel ilkelerine aykırıdır ve dolayısıyla yasadışıdır, keyfidir. Adı geçen kanunun 15. Maddesinde, ‘Okullarda karma eğitim yapmak esastır. Ancak eğitimin türüne, imkan ve zorluklarına göre bazı okullar yalnızca kız veya yalnızca erkek öğrencilere ayrılabilir’ denmektedir. Yani keyfi bir biçimde değil, aynı okulun sınıfları bazında değil, merkezi planlamayla ve belirtilen esaslara göre kız veya erkek okulları kurulabilir. Ayrıca İmam Hatip Liseleri Yönetmeliğinin 6. Maddesinde, İmam Hatip Liselerinin kuruluş ve amacı ‘Öğrencilerin geniş bir dünya görüşüne sahip, insan haklarına saygılı bireyler olarak yetiştirileceği’ biçiminde belirtilmiştir. Yine buna ek olarak 13. Madde’de sınıf veya şube oluşturma esasları tanımlanıyor ve bu madde de öğrencilerin kesinlikle cinsiyetine göre tasnif edilemeyeceği vurgulanıyor. Yapılan ve bizim laik ve bilimsel eğitim adına itiraz ettiğimiz ‘sınıfları cinsiyet esasına göre belirleme’ uygulaması, yukarıda geçen yasa ve yönetmeliklere aykırıdır. Cinsiyet ayrımcılığı temel insan haklarına aykırı bir uygulamadır. Öğrencilerin geniş bir dünya görüşüyle yetiştirilmesi ilkesine aykırıdır. Pedagojik olarak öğrencilerin sağlıklı ruh ve beden gelişimi ilkesine aykırıdır. Biz eğitimciler, öğrencilerimizi kız ve erkek olmalarına göre değil, insan olmalarına göre değerlendirmek zorundayız. Cinsiyetçi ve ötekileştirici bir zihniyet çağdışıdır ve ülke geleceği açısından tehlikelidir.  Türkiye’nin eğitimde yapısal sorunları varken, dünya ülkeleri eğitim kalitesi sıralamasında son sıralara inmişken, genç işsizliği %25’lere dayanmışken, bizlerin bu çağdışı karanlık zihniyetin ürettiği cinsiyetçi eğitim anlayışıyla mücadele etmek zorunda kalışımız trajikomiktir.

Bunlara ek olarak yine İmam Hatip Liseleri Yönetmeliğinin 34. Maddesinde Okul Müdürünün görevi Türk Milli Eğitiminin Temel İlkeleri doğrultusunda okul yönetmek olarak tanımlanmaktadır. İşte tüm bu sayılan sebeplerden dolayı, Okul Müdürü yaptığı bu yanlış ve cinsiyetçi uygulamasıyla hem Milli Eğitim Temel Kanunu’na ve hem de İmam Hatip Liseleri yönetmeliğine aykırı davranarak, suç işlemektedir. En hafifinden Görevini Kötüye Kullanmıştır.

Okul idaresinin yaptığı bu uygulama 4 gündür ulusal basının gündemindedir. Ancak bu haberlere rağmen, ne ilçe Milli Eğitim Müdürlüğü, ne İl Milli Eğitim Müdürlüğü ne de Milli Eğitim Bakanlığı bu konuda hiçbir şey yapmamışlardır. Suskun kalarak konuyu geçiştirmeye çalışmışlardır. Bizler bu cinsiyetçi uygulamaların, sessiz kalınması durumunda yaygınlaşarak artacağını biliyoruz. İşte bu sebeple, Milli Eğitim Bakanlığının teşkilatlarını sorumluluğa çağırıyoruz. Bu keyfi tutum yasalara ve yönetmeliklere aykırıdır. Eğer idare üzerine düşen sorumluluk gereği davranmaz ve görmezden gelme tutumunu devam ettirirse her türlü adli ve idari girişimde bulunacağımızı ilan ediyoruz.

Şenol Torlak

 

 

 

Yorumlar

yorum