DEMOKRASİ ŞÖLENİ

İki gün önce Türkiye’de uzun zamandır unuttuğumuz güzel bir olay yaşadık. Yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen CHP 55 seçim bölgesinde milletvekili adaylarını üyelerine sorarak tespit etti. Seksen askeri cuntasının yaptığı partiler yasasının ilk yıllarında partilere ön seçim yapma zorunluluğu getirilmişti. ANAP’ın iktidara gelmesi ve Özal’ın partide tek adamlığa özenmesi sonucu yaptığı yasal değişiklikler ile bu […]

DEMOKRASİ ŞÖLENİ

Tamer KAYIKÇI

İki gün önce Türkiye’de uzun zamandır unuttuğumuz güzel bir olay yaşadık. Yasal bir zorunluluk olmamasına rağmen CHP 55 seçim bölgesinde milletvekili adaylarını üyelerine sorarak tespit etti.

Seksen askeri cuntasının yaptığı partiler yasasının ilk yıllarında partilere ön seçim yapma zorunluluğu getirilmişti. ANAP’ın iktidara gelmesi ve Özal’ın partide tek adamlığa özenmesi sonucu yaptığı yasal değişiklikler ile bu zorunluluğu kaldırmıştı. O zamandan bu yana partilerin ne hale geldiğini yaşayarak görüyoruz. Özal’ın ön ayak olduğu ve daha sonra gerek sağdaki gerekse soldaki bütün partiler de Özal’ın peşine takılınca belirlenecek tüm adaylar tek bir kişinin iki dudağı arasına sıkışıp kaldı. Böylece parti başkanları ilah haline getirildi, milletvekilleri de gerektiği zaman gerekli şekilde kullanılacak sadece bir parmak seviyesine indi.

Bugün bu durum CHP’de son buldu. Dört yıl önceki seçimlerde de çok daha sınırlı bir yerde önseçim yapan CHP Haziran-2015 seçimleri için doğu illerini çıkarırsak genelde bütün adaylarını önseçim ile belirlemiş oldu. Bunun için CHP’yi kutlamak gerek!

Bu demokrasi şöleni neler getirecek?

Öncelikle şu gözlemimi paylaşayım. Ben oyumu 4 yıl önce de şimdi olduğu gibi Manisa’da kullanıyorum ve Manisa’da 4 yıl önce de önseçim yapılmıştı. O zaman Manisa’da önseçim yapılacağı açıklandığı zaman adayların çoğu buna hazırlıksız yakalanmış, daha doğrusu uzun zamandır yapıldığı gibi kararın parti merkezinde verileceği düşünülerek adaylar seçim bölgelerinde hiç çalışma yapmamışlardı. Üyelerin çoğu da oy verirken adayların çoğunu tanımıyordu. 4 yıl önce sandık başında ne katılım istendiği gibi olmuştu ne de bir coşku vardı.

Oysa 2 gün önce sandıkların kurulu olduğu binaların çevresinde öyle bir coşku vardı ki bir öncekiyle kıyaslanamazdı. Bu coşku sadece seçim günü ile de sınırlı değildi. Önseçim kararı parti tüzüğüne konduktan sonra bu işe gönül verenler çoktan yollara düşmüşlerdi bile. 4 yıldan bu yana adaylık peşinde koşanların nasıl köy, kasaba, mahalle, sokak çalışmaları yaptığını çok iyi biliyorum. Gittikleri o yerlerde sadece kendi partilerinin seçmenlerine değil, tüm vatandaşlarla da içli dışlı olduklarını, bu sayede tüm seçmenler bazında bir tanıtım yapıldığını da gözlemledim. Önseçim sayesinde tüm adaylar yüzlerini halka dönmüş oldu.

CHP’nin bu şölenini gören diğer parti seçmenleri de ister istemez bunu sorgulayacaktır. Kendi partilerinde eğilim yoklaması altında yapılan ama kimin ne kadar oy aldığı bilinmeden, kapalı kutularda, yalnız odalarda değerlendirilen sonuçlar ile bir ya da birkaç kişinin seçtiği adayların kendisine dayatılması komedisi arasındaki fark elbette ki az da olsa düşünenler tarafından görülecektir.

Çok kişinin verdiği kararlarda hata olabilir ama çok kişi her zaman tek kişinin verdiği kararlardan daha az hata yapar.

Sonuçta CHP’nin yapmış olduğu önseçim sonuçlarını incelediğimiz zaman üyelerin ne kadar sağlıklı karar verdiklerini de görebiliriz. CHP’li üyeler öncelikle çalışan, genç, dinamik adayları ön plana çıkarmıştır. CHP meclis grubunda çalışkanlığıyla ön planda yer alan mevcut milletvekillerinin açık arayla nasıl liste başı yapıldığını, yürümeye, konuşmaya mecali olmayanların nasıl elendiklerini gördük.

Bu seçimler kadınlarımız için de bir milat olmuştur. Öncelikle parti merkezi kontenjan koyduğu yerlerde birinci sırayı kadınlara ayıracağını söyleyerek çağdaş bir görüş benimsemiş ve parti üyeleri de birçok seçim bölgesinde kadınlarımızı listelerin ön sıralarına yerleştirmeyi bilmişlerdir.

Bir diğer önemli sonuç da AKP’nin Gülen Cemaati ile ortaklaşa gerçekleştirdikleri uydurma Silivri davalarıyla mağdur ettikleri, ayrıca Gezi olaylarında halkla iç içe olan, su, gaz, cop yiyen adayları da CHP seçmeni ödüllendirmiştir.

Olumsuz olarak değerlendirebileceğim en önemli konu her ne kadar bu önseçimler büyük bir coşku içinde geçmişse de oy veren üyelerin sayısı istenildiği kadar olmamıştır. 4 yıl öncesine göre katılım çok daha fazla olmasına rağmen yine de partiye kayıtlı her bir üyenin üzerine düşen görevi yapması gerekirdi.

Her zaman söylediğim gibi bir ülkeye gerçek demokrasinin yerleşebilmesi için öncelikle partilerin sağlıklı bir yapıya oturtulması gerekiyor. Bunun ilk şartlarından birisi de önseçimdir.

CHP bu konuda diğer tüm partilere göre çağdaş bir adım atmış ve bu ülkede demokrasinin rayına oturması için üzerine düşen görevi yerine getirmiştir. Şimdi önseçimlerde yakalamış olduğu bu sinerjiyi daha da artırarak haziran seçimlerinde halkın iktidarını oluşturacak gerekli çoğunluğu yakalama zamanıdır.

Yorumlar

yorum