YENİDEN DEVLET OLMALIYIZ

Türkiye, adım adım yönetilemez bir hal almaya başladı. Daha doğrusu yönetilememeye başladı. Geçtiğimiz hafta, Salı Günü, gün boyu elektrik kesildi, Enerji Bakanı ortada yok ve konuya ilişkin açıklamayı Milli Eğitim Bakanı yaptı. Kamuoyu hala elektrik kesintisinin nedenini bilmiyor. Arkasında birçok komplo teorileri var ve bir gün aydınlanacağını umut etmekten başka çare yok.   Aynı gün […]

YENİDEN DEVLET OLMALIYIZ

Melih BağcıTürkiye, adım adım yönetilemez bir hal almaya başladı. Daha doğrusu yönetilememeye başladı. Geçtiğimiz hafta, Salı Günü, gün boyu elektrik kesildi, Enerji Bakanı ortada yok ve konuya ilişkin açıklamayı Milli Eğitim Bakanı yaptı. Kamuoyu hala elektrik kesintisinin nedenini bilmiyor. Arkasında birçok komplo teorileri var ve bir gün aydınlanacağını umut etmekten başka çare yok.

 

Aynı gün Gezi Davaları’ nı inceleyen savcı makamında rehin alınıyor. Rehin alanlarla da, savcı da operasyon sonucu ölüyor. Bütün bu olaylara ilişkin üretilebilecek birçok komplo teorisi var. Ancak Devlet, olayı aydınlatmak ve halkı bu konuda rahatlatmak yerine, Şehit Savcı’ nın evinde Cumhurbaşkanı’ na mevlit okutarak sorunu çözme noktasına gidiyor.

 

Aradan birkaç gün geçti ve hafta sonu Türkiye’ nin en büyük kulüplerinden biri olan Fenerbahçe’ nin otobüsüne Rize deplasmanı sonrası silahlı saldırı düzenlendi. Bu olay futbol taraftarlığı içinde şoven duygularla ve kişisel iradeyle yapılmış bir şey değil. Bu kadar basit bir şekilde de açıklanamaz. Milyonlarca taraftarı olan, milyon dolarlık bütçelerle futbol piyasasında ekonomik bir hacim olan Fenerbahçe Takımı’ nın otobüsüne, pusu kurulup ateş ediliyor, futbolcuları ölümden dönüyor ve yetkili açıklaması; “Bu alçakça saldırıyı yapanlar cezalandırılacaktır.”  Bu kadar!

 

Tam bu olayı konuşurken, Özfatura, Arınç’ a bir mektup yazdığı ortaya çıkıyor. Mektup, Burhan Özfatura’ nın Bülent Arınç’ a duyduğu güven üzerinden biçimlenmiş bir siyasi ahlak manifestosu özelliği taşıyor.

 

Bunları herkes basından takip etti. Ben sadece ana hatlarıyla hatırlatmak istedim. Çünkü Türkiye’ de gündem çok hızlı değişiyor. Bizler de çok zaman bu değişen gündem içinde gelişen olayların birbiriyle bağlantısını çok incelemeden geçiştiriyoruz.

 

Ancak, son yaşanan olaylar sonrası görünen gerçek çok acı. Türkiye bir Devlet olma özelliğini yitirdi. Cumhuriyet Tarihi boyunca oluşmuş tüm dinamikler, bundan böyle sarayın bekası ve muhafazası için çalışacak. Sistem o şekilde kurumsallaşıyor.

 

Halk sokak ortasında ölsün, sporcular ölümden dönsün, savcı makamında teröre kurban verilsin. Bunlar önemli değil! MİT Saray’ ın sır küpü olmaya devam etsin. Halkın güvenliğini tehdit edecek olaylara dönük istihbarat yapmasın, Suriye’ yi nasıl karıştırırım, etnik yapılar üzerinden nasıl kargaşa çıkartırım diye düşünsün. Müsteşarı canı sıkılınca aday olsun, sonra tekrar canı sıkılınca görevine geri dönsün.

 

Ülke bir yönetim zaafı içinde. Yaklaşan seçim, aritmetik olarak resmi bir başkanlık sistemini getirmeyecek. Bunu Tayip Erdoğan’da gördü ve o yüzden fiili olarak tasavvur ettiği yapıyı sağlamak adına bütün güçleri kendine bağlamanın ve sarayda kalmanın derdine düştü. Bu bencil yaklaşım ülkeyi yönetilememe durumuna kadar getirdi. AKP’ liler bu durumu görmeli.

 

Kimse, bu yaşananlardan sonra, Hükümetimize karşı komplo kuruluyor gibi mağduriyetler çıkarma çabasına girmesin.  AKP ve Tayyip Erdoğan kendi oluşturdukları sistemi çalıştıramaz ve yönetemez hale gelmiştir. Bu vaziyetin sonucu şehit olmuş savcının taziyesinde okunan Sure’ lerle siyaset yapma ve oy toplama dönemi de artık bitmiştir.

 

AKP de, Türkiye’ nin bütüncül siyasi yapısı da bu durumu görmeli ve kapımıza dayanmış ekonomik krize karşı, toplumsal güvenliği tehdit eden teröre ve şiddet kültürüne karşı, çökmüş ve itibarsızlaşmış dış politika sonucu dış dünya ile olan uyumsuzluğumuza karşı yeni bir yaklaşımı ve tekrar bir devlet olma hüviyetini kazanmamamızı sağlamalı.

 

Yorumlar

yorum