FENERBAHÇE’YE SUİKAST

Fenerbahçe cumartesi gecesi Rizespor ile yaptığı maç sonrası dönüş için Trabzon Havaalanına giderken yolda kafile olarak saldırıya uğradı. Olayın ilk şokuyla herkes bunun Fenerbahçe ile Trabzonspor arasında süre giden şike davasıyla gerginleşen ortamda kendini tutamayan bir fanatik Trabzonlu tarafından gerçekleştirildiğini düşündü. Olay yerinden canlı görüntüler gelirken Fenerli yöneticilerin yaptığı açıklamalar da bu yöndeydi. Olayın gerçekleştirildiği […]

FENERBAHÇE’YE SUİKAST

Tamer KAYIKÇI

Fenerbahçe cumartesi gecesi Rizespor ile yaptığı maç sonrası dönüş için Trabzon Havaalanına giderken yolda kafile olarak saldırıya uğradı.

Olayın ilk şokuyla herkes bunun Fenerbahçe ile Trabzonspor arasında süre giden şike davasıyla gerginleşen ortamda kendini tutamayan bir fanatik Trabzonlu tarafından gerçekleştirildiğini düşündü. Olay yerinden canlı görüntüler gelirken Fenerli yöneticilerin yaptığı açıklamalar da bu yöndeydi.

Olayın gerçekleştirildiği yer ve yapılış tarzı netleşmeye başladığı zaman bu saldırının planlı, profesyonel, tüm takıma yönelik bir suikast olduğu anlaşılmaya başlandı.

Otobüs hareket halindeyken şoföre ateş edilmesi, olayın bir viyadükün hemen başında gerçekleşmesi ve olaydan sonra yapılan aramalarda ele geçirilen tüfeğin seri numarasının silinmiş olması suikast ihtimalini çok kuvvetlendiriyor. Bir diğer önemli konu da kafileye eşlik eden polis eskort araçlarında çok büyük bir azalma var.

Şoföre isabet eden kurşundan sonra aracın yoldan çıkmadan durdurulması olayın en hafif şekilde atlatılmasıdır.

Bu suikast olabilecek en ağır hasar düşünülerek yapılmış olmalı. O en ağır hasar da arabanın yoldan çıkarak viyadükten aşağı düşmesi ve içindekilerin karşılaşacakları ölüm ya da yaralanmalardır.

Böyle bir durumla karşılaşsaydık o andan itibaren gelişecek olayları düşünebiliyor musunuz? Şike davasıyla tüm Türkiye ayağa kalkarken böyle bir durumda karşı karşıya kalacağımız kargaşayı düşünmek dahi istemiyorum.

İşte bu suikast saldırısının ulaşmak istediği amaç da bu olmalı!

Şike davasında birbirine kenetlenmişliği, davaya sahip çıkması sınanmış ülkenin en büyük ve en fazla taraftarı olan Fenerbahçe kulübü üzerinden oynanmak istenen bu karanlık oyunu çok iyi irdelemek gerekiyor. Bu olaydan sonra Fenerbahçe taraftarının sokağa dökülmesiyle önüne geçilemeyecek olayların patlak vermesi, olayların önlenemeyişi sonucunda olağanüstü belki de sıkıyönetim ilan edilmesi… Tüm bunlar ne zaman olacaktı? Haziran seçimlerine 2 ay kala. İç güvenlik yasasında valilere, polise verilen olağanüstü yetkilerden sonra.

Yapılan tüm anketlerde büyük bir oy kaybına uğradığı belli olan ve ne olursa olsun iktidarda kalması partinin yaşamsal tek nedeni olması nedeniyle AKP’nin ortaya çıkacak bu kaos ortamını bahane edip seçimleri erteleyebileceği bir senaryo da olsa gerçekleşmeyecek bir senaryo değil gibi görünüyor. AKP’nin cemaatle işbirliği yaparak şike davasını nasıl yürüttüklerini ve neler yapabilecekleri çok iyi biliyoruz.

Son bir hafta içinde elektriklerin tüm ülke çapında kesilmesi sonucunda yaşamın durması ve bu kesintinin nedeninin hala açıklanamaması, adliye içinde rehin alınan savcının kurtarılabileceği uzmanlar tarafından söylenirken teröristlerle beraber savcının da öldürülmesi ve bu olayı hükümetin Gezi olaylarını karalamak için fırsat bilmesi, üstüne Fenerbahçe suikastını koyup bu olaylar birbirinden bağımsızmış gibi duruyor olsa da hepsini bir bütün olarak düşünürsek sanki bir yerlerden düğmeye basılmış gibi görünüyor.

Fenerbahçe’ye yapılan bu saldırıyı farklı birkaç açıdan daha değerlendirmemiz gerekiyor.

Bu saldırı Fenerbahçe taraftarını sokağa dökmedi ama olayın büyüklüğünü düşünerek sadece Fenerbahçe değil tüm ülke insanının bu saldırıyı kınamak için sokağa dökülmesi gerekirdi. Birkaç ay önce nasıl Paris’te Charlie Hebdo saldırısından sonra milyonlar sokağa dökülmüş, tüm dünya liderleri de orada yerini almışsa bugün bu olay karşısında da aynı tutum takınılmalıydı. Eğer bu huzuru bozmak amaçlı yapılmış bir saldırı ise ona verilecek en iyi cevap topyekun hareket edip ortak bir cevap verilmeliydi. Oysa takip ediyorum değişik çevrelerden ve diğer spor kulüplerinden bu olayı münferit bir olay şeklinde geçiştirmeye çalışıyorlar. Bu düşebilecekleri en büyük hata olur.

Bir diğer değerlendirmemiz de ülkemizdeki spor anlayışı olacak. Fenerbahçe’ye yapılan saldırının temelinde haksız yere açılan şike davası ve bunun üzerine gelişen ve gerginleşen bir durumdan faydalanma var. Tüm dünyada olduğu gibi futbol ülkemizde de bir endüstri haline geldi. Bu endüstri içinde dönen milyarlarca dolar para ve bu pastadan pay kapmaya çalışan çevreler sonucunda iş amatörlükten çıkıp bir alış veriş sektörüne döndü. Amatörlük ruhu öldü. Oysa Avrupa, ABD ve diğer ülkelere baktığımız zaman amatör sporlara çok büyük bir yatırım yapıldığını ve herkesin spor yapmasının sağlandığını ve ya bu amatör sporlara ilgi gösterdiğini izliyoruz. Ülkemizde futbola yapacağımız yatırımın bir kısmını diğer amatör sporlara kaydırabilirsek aynı zamanda spor yapan bir nesil olarak da sağlıklı bir gelecek kurmuş oluruz. Örneğin tüm belediyeler yerleşim yerlerinde yürüyüş yolları, bisiklet yolları tasarlayıp yapsalar aynı zaman da modern şehirler de kurmuş oluruz. 2 gün önce Belçika’da yapılan bisiklet yarışını 1 milyona yakın insan yol kenarlarında canlı canlı seyrediyordu. Bunu neden biz ülkemizde gerçekleştirmeyelim. İnsanımız sadece futbol kültürüne ve sadece 4 futbol kulübüne neden esir edilmiş hale sokuluyor ve 4 kulüp arasındaki anlamsız çekişme ve gerginlikler kullanılarak ülkede kaos yaratılmaya çalışılıyor?

Son bir hafta içinde yaşadığımız bu olağanüstü gelişmeler Haziran seçimlerine çok az bir süre kala çok daha fazla dikkatli olmak gerektiğinin de işaretini veriyor. Zira ne olursa olsun iktidardan uzaklaşmak istemeyen, dün işbirliği yaptığı kişilere bugün terörist diyen bir parti var karşımızda.

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.
haber teması | film izle