LAİKLİK GÜNÜ

Bu Perşembe günü Altınoluk Atatürkçü Düşünce Derneği’nin düzenlediği  Antondros Akademisi Perşembe sohbetlerine katıldım.Antondros Akademisini  kuran ve Perşembe sohbetlerini başlatan Bremen Atatürkçü Düşünce Derneği onursal başkanı Sayın Ziya Kaymak beyefendi.Kendisi ilerlemiş yaşına rağmen pek çok gence taş çıkartacak şekilde enerjik.Altınoluk’ta bir düşünce kulübü kurmaya çalışıyor.Oldukça da başarılı .Perşembe sohbetlerinin belli dinleyicileri var.Hepsi aydın insanlar.Bu sohbetlerde her hafta bir […]

LAİKLİK GÜNÜ

Sinan KahyaoğluBu Perşembe günü Altınoluk Atatürkçü Düşünce Derneği’nin düzenlediği  Antondros Akademisi Perşembe sohbetlerine katıldım.Antondros Akademisini  kuran ve Perşembe sohbetlerini başlatan Bremen Atatürkçü Düşünce Derneği onursal başkanı Sayın Ziya Kaymak beyefendi.Kendisi ilerlemiş yaşına rağmen pek çok gence taş çıkartacak şekilde enerjik.Altınoluk’ta bir düşünce kulübü kurmaya çalışıyor.Oldukça da başarılı .Perşembe sohbetlerinin belli dinleyicileri var.Hepsi aydın insanlar.Bu sohbetlerde her hafta bir konu seçiliyor ve bu konunun uzmanları konuşmacı olarak davet ediliyor.Gelen konuşmacı aydın bir kitleye karşı konuşacağını bildiğinden hazırlıklı geliyor ve konuşuyor.Konferans sonunca soru yanıt bölümü oluyor ve dinleyicilerden sorusu olanlar soruyor ve yanıtını alıyor.Katkıda bulunmak isteyenlerde söz alarak görüşlerini dile getiriyorlar.Sohbet sonunda dinleyenler bilgilenmiş vaziyette ayrılıyorlar.Derneğin çaycısı da sağ olsun çay yapıyor ve dinleyicilere ikram ediyor.İsteyen derneğin yardım kutusuna gönlünden geçen bir miktar yardım yapıyor.Her şey bu kadar.Her Perşembe günü saat 15.00’da mutlaka bir konu üzerinde sohbet yapılıyor.Bu hafta da Köy Enstitüleri üzerine sohbet yapılacak.Toplantı Encümeni Daniş gibi görev yapmaya çalışıyor.Bu toplantıların bu hafta konusu Laiklik Günü üzerine idi.

Toplantıda üç konuşmacı sıra ile laiklik üzerine konuştular. Emekli Öğretim görevlisi Metin Bey laikliğin tarihsel yönüne dikkat çekti ve ülkemizde laikliğin nasıl yerleştiğini anlattı.Daha sonra Emekli Profesör Esen Bey yine laiklik üzerine görüşlerini paylaştı.Diğer konuşmacıda laiklik üzerine hazırladığı konuşmayı dile getirdi.Dinleyicilerden bazıları da söz alarak görüşlerini dile getirdiler.Sayın Ziya Kaymak Bey ise ayrıca tüm dinleyicilere tek tek laiklik üzerindeki görüşlerini sorarak yanıtlar aldı.Böylece adeta bir beyin fırtınası estirildi.Böyle toplantılara batıda Tink Tank adı verilir.Toplantı sonunda öğrendiğimiz kadarıyla;

1921 yılı anayasasında  “Devletin dini İslam’dır” maddesi yer alıyordu.Fakat Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” maddesi ile  fiilen laiklik uygulanmaktaydı.1924 yılı anayasasında da “Devletin dini İslam’dır” maddesi korundu.Buna rağmen 1925 yılında Tekke ve zaviyeler kapatıldı.1926 yılında laikleşmenin göstergesi olarak Medeni Kanun kabul edildi.Şeri mahkemeler kapatıldı.1925 yılında kılık kıyafet yasası çıkarıldı.1928 yılına gelindiğinde Anayasadan “Devletin dini İslam’dır” maddesinin çıkarılmasına sıra gelmişti.10.Nisan.1928 tarihinde  Anayasadan “Devletin dini İslam’dır” maddesi çıkarıldı.Böylece Anayasa laik hale getirildi.Aynı yıl içinde harf devrimi yapılarak  yeni alfabe kabul edildi.Tüm bu yasalardan sonra 5.Şubat.1937 tarihinde  laiklik ilkesi anayasaya konularak sekülerleşme tamamlandı.1937 yılında laiklik ilkesi anayasaya girerken “Devlet cumhuriyetçi,halkçı,milliyetçi,devletçi,inkılapçı ve laiktir” ifadesi konuldu.Böylece Atatürk ilkeleri tamamlanarak anayasaya girmiş oldu.

Laiklik genel kabul ile din işleri ile devlet işlerinin ayrılması demektir. Laiklik laikostan gelir.Laikos din dışı insan demektir.Batıda seküler kelimesi de kullanılır.Laiklik yönetim erkinin gökten yere inmesidir.Çünkü teokratik devletlerde ülkeleri Tanrı adına krallar yönetir ve sadece Tanrıya hesap  ereceklerini söylerler.Böyle ülkelerde akıl özgür değildir.Bunun için skolastik düşünceye saplanmış ülkeler geri kalmaya mahkumdur.

Osmanlı  Devleti  1517 yılından itibaren Yavuz’un Mısır’ı almasıyla oradaki Arap ulemanın İstanbul’a getirilmesiyle skolastik düşünceye batmaya başlamıştır.Skolastik düşünce arttıkça geri kalmada başlamıştır.18.y.y. Avrupa’da Aydınlanma yüzyılı olarak kabul edilir.Bu yüzyılda Avrupa da akıl özgürleşirken Osmanlı tam tersine geri kalmanın nedeni olarak dinden ayrılmayı kabul etmiştir.Sonuçta Osmanlı da gerileme hızlanmıştır.1770 yılındaki Çeşme baskını ile Osmanlı donanmasının yakılması sonucunda batı tipinde pozitif biçimde eğitim yapan ilk okul olan Bahri Hendesehanesi açılmıştır.Bu okul bugünkü Deniz Harp Okulu’nun atasıdır.Böylece Osmanlı’da laikleşme başlamıştır.Fakat bu kolay olmamıştır.19.y.y.boyunca pozitif eğitim veren askeri ve sivil bir çok okul açılmıştır.Devlet yönetimi tamamen değişmiş ve akli yapıya dönüşmüştür.Fakat dinsel yapıda titizlikle korunmuştur.Bundan dolayı yapılan yenileşmelerde istenilen sonuç maalesef alınamamıştır.

1912 yılındaki Balkan bozgunundan sonra laikleşme hızlanmış ve 1917 yılında İttihat ve Terakki tarafından resmen kabul edilmiştir. Buna dini çevreler şiddetle karşı çıkmıştır.Birinci Dünya savaşanının en şiddetli günlerinde dahi kadınların eteklerinin boyları ve içki yasakları ile uğraşmışlardır.Kurtuluş savaşı başlayınca Ulu Önder Atatürk Amasya genelgesinde “Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir” diyerek yönetim erkinin millete ait olduğunu ifade etmiştir ki bu laiklik uygulamasıdır.Skolastik düşüncenin sonudur.Cumhuriyet kurulduktan sonra anayasada “Devletin dini İslam’dır” yazsa dahi uygulamalar sürekli laiklik esası üzerine olmuş ve sonra zamanı gelince “Devletin dini İslam’dır” maddesi anayasadan çıkarılmış ve 1937 yılında da devlet laiktir maddesi eklenmiştir.

Günümüzde basında bazı sözde fetvalar okuyoruz ki laiklik ilkesinin ne kadar önemli olduğunu  çok daha iyi anlıyoruz. Laiklik olmadan akıl özgür olamaz.Pozitif bilimler deney gezi ve gözleme dayanan bilimlerdir.Bu bilimler kendilerini yenileye yenileye ilerlerler.Bugünkü uygarlık pozitif bilimler üzerine kuruludur.Pozitif bilimlerde ileri giden toplumlar üretmekte ve dünyaya sözlerini geçirmektedirler.Dinsel bilgiler ise dogmatizme dayanırlar ve ilerleyemezler.Dogmatik bilgilerle yetişen gençler bir şey üretemezler.Bu gençler diğer toplumların ürettikleri ile yetinmek zorundadırlar.Ben büyük olacağım demekle büyük olunmuyor.Özgür düşünerek ve ulusal olunarak büyük olunuyor.Bize büyük olmanın yolunu da Ulu Önder Atatürk öğretti.Saygılarımla.

Yorumlar

yorum