3 AYLARINIZ VE REGAİP KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN

Mübarek gün ve geceler bir bakıma insanlara Cenab-ı Hakk’a daha da yakınlaşma adına kaçırdıkları fırsatları yeniden elde etmek için avans kabilinden verilmiş kutlu zaman dilimleridir. Zamanın bu altın dilimlerinde kalp kulağıyla dinleyebilenler, gönlünün derinliklerinde ötelere açılmanın hazzını duyar ve kendilerini diğer zamanlara göre daha hisli ve ruhani bulurlar.   Hz Peygamber (SAV) şöyle buyurmuştur; ”Recep; […]

3 AYLARINIZ VE REGAİP KANDİLİNİZ KUTLU OLSUN

Türkan ÖZDEMİR

Mübarek gün ve geceler bir bakıma insanlara Cenab-ı Hakk’a daha da yakınlaşma adına kaçırdıkları fırsatları yeniden elde etmek için avans kabilinden verilmiş kutlu zaman dilimleridir. Zamanın bu altın dilimlerinde kalp kulağıyla dinleyebilenler, gönlünün derinliklerinde ötelere açılmanın hazzını duyar ve kendilerini diğer zamanlara göre daha hisli ve ruhani bulurlar.

 

Hz Peygamber (SAV) şöyle buyurmuştur; ”Recep; Allah’ın ayıdır. Şaban; benim ayımdır. Ramazan ise ümmetimin ayıdır. Cennette Recep denen bir ırmak vardır. Sütten beyaz, baldan tatlıdır. Recep ayında kim bir gün oruç tutarsa Allah (CC) ona bu ırmaktan içirir.”

 

Enes B. Malik (RA)  şöyle demiştir; ” Cennette bir köşk vardır ki oraya sadece Recep ayında oruç tutanlar girecektir.”

 

Ebu Hureyye’nin (RA) şöyle dediği rivayet edilmiştir; ”Resulullah (SAV) Ramazan ayı dışında ki aylardan Recep ve Şaban ayında en çık oruç tutardı.”

 

Enes B. Malik (RA) Resulullah’tan şu hadisi rivayet etmiştir; ” Haram aylardan (savaş yapılmayan aylar) 3 gün yani Perşembe Cuma Cumartesi oruç tutarsa Allah ona 700 senelik ibadet sevabı yazar.”

 

Recep; kabalığı terk etme ayıdır (insanlara iyi davranmak). Şaban; amel ve vefa ayıdır. Ramazan ise sadakat ve saflık ayıdır.

 

Resulullah Recep ayı girince şöyle dua ederdi; ”Allah’ım bize Recep ve Şaban ayını mübarek kıl, Ramazan ayına da ulaştır.”

 

Recep ayının ilk günü oruç tutan kimsenin orucu bir aylık oruca bedeldir. 7 gün oruç tutarsa ona cehennemin 7 kapısı kapanır. 8 gün oruç tutana cennetin 8 kapısı açılır.

 

 

SENİ GİDİ NANKÖR KEDİ

 

Zavallı kedicikler. Bu tabir nereden kondurulmuş üzerlerine? Yok öyle şey. Ben yıllarca hatta kendimi bildim bileli hep bir kedimiz olmuştur. O yıllarda yani 1989 yılına kadar Edremit’te bahçeli evimizde yaşadık ve kedi köpek dâhil tavuklarımız bile vardı. Ben hiç bir zaman hayvanların nankörlük yaptığını görmedim. Yazık dili söylemez, kendini savunamaz. İnsanlar kendilerinden bulunan vasıfları onlara yakıştırır.

 

Edremit’te ki müstakil evimiz iki katlıydı. Evde Şirin adında bembeyaz bir kedimiz ve onunda 3 yavrusu vardı. Annem boyunlarına kırmızı kurdelelerle küçük çıngıraklar bağlamıştı. Minnoş, Nonoş, Pekhoş’tu adları. Biz eve geldik mi koşarak merdivenlerden inerler sanki bizi karşılarlardı. Bu güzel hayvanlara nasıl nankör dersiniz? Bir lokma ekmek ve su verdiğiniz.

 

Ama insanlar öyle mi? Onlara için yaptığınız iyilikleri dostlukları bir anda siliverir. Sizin ondan biraz ileri olmanızı çekemez kıskanıverirler. Hâlbuki onların size yaptığı nice yanlışları hoş görmüş, hatta zor anlarında savunmuş destek vermişsinizdir. Ama o sizi kıskanır, bu davranışıyla da küçük düşer. Gelin bakın şimdi; nankör olan kediler mi insanlar mı?

 

Geçen bir dostum birisinden işte tamda bu şekilde yakındı. ”Artık çekemeyeceğim. Ne çok sabırlı ve affedici olmuşum. Kendi aileme göstermediğim hoşgörüyü göstermişim. Artık yüzünü görmek adını duymak dahi istemiyorum.” Hoş gör, öyle kabul ediver diyecek oldum ”Yoo” dedi ”Ben çok sabırlıyım ama bir kere de bitti mi biter” Çok haklıydı.

 

Haddini bilmeyenlere bazen tavır koymak lazım. Çocuk değil, kocaman kocaman insanlar.

 

 

Güzel söz;

 

”Akıllı; düşünür söyler. Akılsız; söyler düşünmez”

 

 

 

BAHÇEMDE Kİ POŞETLERİ TOPLAMAKTAN BIKTIM

 

 

Evet, her cuma pazarı yaşadığımız bu sorun gerçekten bıktırdı. Bizim ev cuma pazarının kurulduğu cadde üzerinde. Sağ olsun pazarcılarımızla her hafta haşır neşiriz. Bahçemizi ortak kullanırız. Buraya kadar sorun yok. Ama pazar bitip toplanmaya başladıklar mı ve gittiler mi bizim mesai başlıyor. Yerlere attıkları satılan malların poşetleri bizim bahçe de. Topla babam topla.

 

Kaç kez yazdım, gerekli yerlere söyledim. Büyükçe bir torba içine doldursalar (hatta yedikleri yiyecekleri ve atıklarını da). Kendi evlerinde de böyle çöplerini orta yere atarlar mı? Hak veriyorum yoruluyorlar ama bizim günahımız ne? Neden her hafta bu eziyeti çekelim? Bu durum pazarın içinde de geçerli. Pazaryerini pazar sonu bir görseniz ağlarsınız. Temiz işçileri de insan. Senin benim evladım. Ayıp günah doğrusu. Yerde sebze meyve daha niceleri. Poşetler zaten Allah’ın emri gibi daima varlar.

 

Bu işin çözümü o kadar zor mu? Sayın zabıtalarımız, hadi bakalım görev başına.

 

 

Güzel söz;

 

”Kişinin kıymeti kaleminin ucundadır. Onu yazarak ve sözle anlatır”

 

MÜCELLA İLE MURAT’IN GÖNÜL PASTA EVİ ÜRÜNLERİNE SEVGİLERİNİ KATIYOR

 

Murat ile Gönül birbirlerinin gözünün içine sevgiyle bakan gencecik bir karı koca. Bu güzelliği pastanelerine gelen müşterilerine de yansıtıyorlar. Kendi yaptıkları pasta börek ve kurabiye çeşitlerini müşterine Cumhuriyet Mahallesi Akçay belediyesi 110 nolu pastanelerinde sunuyorlar. Tertemiz mis gibi bir işletme. İsterseniz paket isterseniz yerinde bu nefis lezzetleri tadabilirsiniz. Ayrıca Gönül Pastanesi özel günleriniz içinde siparişlerinizi beklemekte. Mutlaka bir deneyin. Tecrübe konuşmakta burada.

 

 

Hoşça kalın, sağlıkla kalın.

Yorumlar

yorum