Warning: in_array() expects parameter 2 to be array, string given in /home/oncekorf/public_html/wp-content/plugins/wordpress-mobile-pack/frontend/sections/show-rel.php on line 37

DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA

Yazar Hakkında Son YazılarıAbout korfezŞAİRHANE; ORHON MURAT ARIBURNU – 3 Nisan 2017CINGILLIPINAR YİNE YENİ YENİDEN – 28 Mart 2017KÖRFEZ EMEKLİLER DERNEĞİNDEN ANLAMLI ETKİNLİK – 24 Mart 2017ONLAR BUNU HEP YAPIYOR! – 23 Mart 2017CHP’Lİ VEKİLLERDEN EDREMİT ÇIKARTMASI – 30 Ocak 2017 DOKUNAN YANIYOR – 30 Ocak 2017ŞİİR VE FOTOĞRAFI BULUŞTURAN SERGİ – 26 Aralık 2016HİÇ 5. […]

DÜNYAYI VERELİM ÇOCUKLARA

SEBAHAT ÜLKER23 Nisan 1920 büyük millet meclisinin açılacağını duyan bütün halk genciyle ihtiyarıyla, çoluk çocuğuyla meclis binasının önünde doldu taştı. Sarıklısı kalpaklısı yöresel giysilisi bütün halk tabaklarını  kapsayan kalabalık tören alanını doldurmaya başladı.

Havcı bayramda namaz kılmaya gelenler o kadar çoktu ki dışarıda taşların üzerinde namazlarını kıldılar. Namaza müteakip hacılar, hocalar, ihtiyar şeyhler eşliğinde3 meclise doğru yol dualar okunarak, tekbirler getirilerek coşkuyla ilerliyorlardı. Anadolu da doğacak yeni bir düşünceyi karşılamaya çıkmışlardı. Hacı Bayram Veli’nin üzerinde ayetler yazılı sancağı Sinop milletvekili Hacı Abdullah Efendi’nin başı üzerinde taşıdığı bir rahlede Kuran’ı Kerim, sakalı şerif taşınıyordu. Bir manga asker de rahlenin iki tarafında sağlı sollu ilerliyordu. Meclis önüne gelindiğinde kurban kesildi, hatim duası okunduktan sonra Mustafa Kemal Paşa tarafından meclisin kapısındaki kurdele kesildi. Meclisin en yaşlısı 1845 doğumlu Şerif Bey vakarlı adımlarla bakanlık kürsüsüne gelerek meclisi açtı.

Meclisin kimliği; ilk meclis milletvekilleri sosyal, ekonomik özellikleri, yaşları, eğitim düzeyleri, meslekleri geldikleri iller itibari ile tam bir milli meclis kimliğindeydi. Beyaz sarıklısı, ak sakallısı, cübbeli eli tespihli hocalar pırıl pırıl üniformalı subaylar şalvarlı aşiret beyleri, külahlı ağalar, kavuklu ve cübbeliler, avrupada yüksek öğrenimini bitirip yeni dönmüş batı kültürü ile yetişmiş Kuvayi Milliye kalpaklı gençler yan yana oturuyorlardı. Bir dava uğruna ölüm kalım savaşı vermek için toplanmışlardı. Ya Anadolu’dan düşmanı kovacaklar ya da bu uğurda öleceklerdi. Mustafa Kemal yönetiminde tarih sahnesinden silinecek olan bir milletin kurtuluşu için toplanmışlardı. Tek amaçları vardı “ Egemenlik kayıtsız şartsız milletin olacaktı.” Çok çetin çok güç şartlar altında çalıştılar. Mekteplerden devşirilen kırık dökük sıraların üzerinde oturdular üstelik de maaş almadılar. Bugün kutsal bir gündü. Bugünün adı “ Milli Egemenlik Bayramı”dır. Ulusal kurtuluş savaşıyla ilgili kararlar bu mecliste alındı. Mustafa Kemal Paşa önderliğinde milletimiz bütün dünyaya ulusal kurtuluş savaşı dersi verdi. Büyük millet meclisinin açılışı ile milli egemenliğe dayalı yeni bir ülke doğdu. 23 Nisan 1921’de 23 Nisanın milli bayram olarak kabul edilmesine dair kanun teklifi T.B.M.M’de kabul edildi. 5 yıl sonra 1929’da Atatürk bu bayramı Türk çocuklarına armağan etti.

Sayın bakan kuruluşundan itibaren her yıl bu bayram büyük bir coşkuyla kutlanırken nedense birkaç yıldır erozyona uğradı. Bu bayram meydanlardan uzaklaştırıldı. Bu bayramın ismi Milli Egemenlik Bayramıdır. Sadece çocukların değil Türk Milletinin bayramıdır. Çocuklar milletin önünde onu coşkuyla temsil eder. Halkı bundan mahrum etmeye kimsenin hakkı yoktur, sizinde yoktur.

Sayın bakan erozyona uğrayan sadece bayramlar değil eğitimimizde erozyona uğradı. Sosyal ve ekonomik durumu ne olursa olsun her ülkenin kendilerine göre eğitim politikası vardır. Bizim eğitim politikamız anayasamızda Atatürk İlkeleri ve devrimleri doğrultusunda çağdaş bilimin esaslarına göre devletin gözetimi ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim ve öğretim yapılmaz. Atatürk ilkelerine göre eğitim ulusal olmalı, eğitim bilimsel olmalı, eğitim laik olmalı ve eğitim uygulamalı olmalı. Eğitim ulusal olmalı; toplum yapımızla hiç ilgisi olmayan yabancı fikirlerden tamamen uzak, doğudan ve batıdan gelen tüm etkilerden sıyrılmış milli özelliklerimizle tarihimizle bağdaşan bir kültür kastediliyor.

Programımıza göre hammaddesi insan olan eğitimin amacı bireye olumlu davranışlar kazandırmak, onu üretken kılmak topluma kazandırmaktır. Sayın Bakan işte size dört dörtlük bir eğitim politikası. Maalesef istediğiniz gibi bir eğitim politikamız hala rayına oturmuş değil. Gelip geçmiş iktidarlar memleketin ihtiyacına göre değil de kendi çıkar ve görüşleri doğrultusunda eğitimi yozlaştırmışlardır. Köy enstitülerini kapatmakla köy çocuklarına, sanat okullarını kapamakla şehir çocuklarına büyük haksızlık yapılmıştır. İhtiyaçtan fazla üniversite, istihdam edeceğimizden çok fazla üniversite açıldı., imam hatipler de öyle. Sosyal ve ekonomik durumu ne olursa olsun her ülkenin kendisine göre ulusal bir eğitim politikası vardır.

Bizim eğitim politikamız anayasada Atatürk İlkeleri ve devrimleri dpğrultusunda çağdaş bilim esaslarına göre devletin gözetim ve denetimi altında yapılır. Bu esaslara aykırı eğitim yapılamaz. Atatürk ilkelerine göre eğitim ulusal olmalı, eğitim bilimsel olmalı, eğitim laik olmalı, eğitim uygulamalı olmalı. Toplum yapımızla hiç ilgisi olmayan yabancı fikirlerden tamamen uzak, doğudan ve batıdan gelebilen etkinliklerden sıyrılmış, milli özelliklerimizle, tarihimizle bağdaşmayan bir kültür kastediliyor.

Anayasamıza göre hammaddesi insan olan eğitimin amacı bireye olumlu davranışlar kazandırmak, onu üretken kılmaktır

Sayın bakanım ömrünü Türk eğitimine vakfetmiş çok yaşlı bir öretmen olarak ve haddim olmayarak size tavsiyelerde bulunmak istiyorum. 1946-1947 İstanbul Üniversitesi Türkoloji bölümü mezunuyum. İlk tayin yerim Çorum Lisesi daha sonra mezun olduğum Trabzon lisesinde edebiyat öğretmenliği yaptım.  Bilahare Milli Eğitim bakanlığından bakanlık müşaviri olarak emekli oldum. Yut çapında çok başarılı öğrencilerim oldu, arkadaşınız Erdoğan Bayraktar da bunlardan biridir. Atatürk ilkelerine sıkı sıkıya bağlı ve ilkelerinden taviz vermeyen bir cumhuriyet öğretmeniyim.

Sayın bakan haddim olmayarak size birkaç öneride bulunacağım. Devrim tarihine ağırlık verelim, çocuklar kendi tarihleriyle yüzleşsinler ve bu aşamaya nasıl fedakârlıklarla gelindiğini öğrensinler.  İkinci ricam isa eğitimde eşitlik sağlanmasıdır. Ve evvela köy okullarına gerekli önemi verin, taşımalı eğitimi kaldırın. Fakir fakat çalışkan kabiliyetli çocukları için imtihanla bazı yatılı okullarda okumalarını sağlayalım. Köy okullarında bir öğretmen icabında iki sınıfı bir arada okutuyormuş bu mahrumiyet okulları biraz düzene sokalım. Çocuklar giyim ve kuşamlarıyla eşit değiller. Forma ile okula gitmenin bir ilkellik olduğunu çocukların özgürlüğünü kısıtladığı düşüncesi ile forma serbest bırakıldı. Hâlbuki İngiltere’de ABD’de, Japonya’da öğrenciler okula formayla gidiyorlar. Forma eşitliktir, disiplindir. Mezun ettikten sonra görev ve iş imkânı veremeyeceğimiz okullar açmayalım. Sanat v meslek okullarına ağırlık verelim. Birde çocuklar çok zayıf yetişiyor, okuma alışkanlıkları yok. Okullarda Osmanlıca okutmak sevdasından vazgeçelim çünkü bu yazı ile öğrenilmesi çok zor bir yazıdır. Ve kendi yazımız değildir.

 

Dünyayı verelim çocuklara

Dünyayı verelim çocuklara hiç değilse bir günlüğüne,

Allı pullu bir balon gibi verelim oynasınlar,

Oynasınlar türküler söyleyerek yıldızların arasında,

Dünyayı verelim çocuklara

Kocaman bir elma gibi verelim sıcacık bir ekmek somunu gibi,

Hiç değilse bir günlüğüne doysunlar,

Bir günlük olsa da öğrensin dünya arkadaşlığı,

Çocuklar dünyayı alacak elimizden, ölümsüz ağaç dikecekler.

Nazım Hikmet

 

 

Yorumlar

yorum


Warning: in_array() expects parameter 2 to be array, string given in /home/oncekorf/public_html/wp-content/plugins/wordpress-mobile-pack/frontend/sections/show-rel.php on line 37
Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.
sanik haber