CHP BİLDİRGESİ -2-  

Dünkü yazımızda Cumhuriyet Halk Partisi’ nin Haziran seçimleri için hazırladığı bildirgenin hazırlanmasına neden olan gerekçeleri değerlendirmiştik. Bugün ise bu bildirgenin toplumdaki etkisi ve hedeflenen yapısal değişimleri özetle değerlendireceğiz.   CHP’ nin seçim bildirgesinin demokratikleşme, ekonomik gelişim ve sosyal devlet vurgusu temelinde hazırlandığını ve bu ana eksen etrafında çeşitlendirildiğini söylemiştik. Söz konusu programın hayata geçirileceği koşullar […]

CHP BİLDİRGESİ -2-   

Melih BağcıDünkü yazımızda Cumhuriyet Halk Partisi’ nin Haziran seçimleri için hazırladığı bildirgenin hazırlanmasına neden olan gerekçeleri değerlendirmiştik. Bugün ise bu bildirgenin toplumdaki etkisi ve hedeflenen yapısal değişimleri özetle değerlendireceğiz.

 

CHP’ nin seçim bildirgesinin demokratikleşme, ekonomik gelişim ve sosyal devlet vurgusu temelinde hazırlandığını ve bu ana eksen etrafında çeşitlendirildiğini söylemiştik. Söz konusu programın hayata geçirileceği koşullar yakalandığında, Türkiye’ de oluşabilecek değişimlere dair öngörülerden bahsetmek de yarar var.

 

CHP’ nin, demokrasi ve demokrasinin geliştirilmesi konusunda ortaya koyduğu yaklaşım, zaman içerisinde, toplumsal gelişimin önünü tıkayan birçok unsurun ortadan kalkmasını sağlayacaktır. En önemli etkisi de Kürt Sorunu’ nun tamamen sonlaması çabalarında kendini gösterecektir. Bütüncül bir demokratik gelişim anlayışı, sorunların çözümünde, toplumdaki meşruiyeti tartışılır muhataplar yaratmadan halkın seçtiği iradenin içinde hayat bulur.

 

Kamuoyunda en çok yankı bulan CHP’ nin ekonomi programı. Program, uzun bir zamandır sıcak paraya yaslanmış, tüketime dayalı işleyen Türkiye Ekonomisini, üretim odaklı bir noktaya taşıyarak sağlıklı ve istikrarlı bir büyümenin önünü açıyor. Hedeflenen büyüme gerçekleştikçe istihdam sorunu da azalarak asli sorun olmaktan çıkacaktır. Üreten ve adaletli bölüşen bir ekonomik anlayış toplumsal huzur ve demokratik gelişimin de altyapısını oluşturacaktır.

 

Programda yer alan sosyal devlet vurgusu da çokca tartışıldı. Dünkü analizimizde OECD’ nin standart rakamlarını vermiştim. Zaten hali hazırda, AKP İktidarı’ nın sosyal devlet anlayışı söz konusu standardın %8 gerisinde. Demokratik gelişmişlik ve ekonomik büyümede konan hedeflere bakıldığında, sosyal devlet projelerinin de son derece gerçekçi olduğunu görüyoruz.

 

CHP’ nin seçim bildirgesine yöneltilen en önemli eleştiri, “Kaynak nerede?” sorusu. Burada partinin ekonomi kurmaylarının verdiği rakamları yazmak anlam ifade etmez. Saray israfları, kamu harcamaları tasarrufu vs. birçok kaynak bulunabilir. Temelde sorun bu değil.

 

Bu soru, haklı bir soru ancak, soruyu sorması gereken sormuyor. Diğer muhalefet partileri bu soruyu sorsa anlamak mümkün. Ancak, İktidarın bu soruyu sorması ve bunun üzerinden bir politika üretmesi hayret verici. İktidar bu programın doğruluğunu ya da yanlışlığını tartışmıyor, doğru bir hedef olduğunu sorgulamadan üstü kapalı olarak gerçekte olması gereken olduğunu tasdik ediyor.

 

Kaynak sorusunu sormasında ki asıl çelişki ise, yıllardır büyümeden, demokratik gelişimden, kalkınmadan bahseden ve Türkiye’ ye çağ atlattığını söyleyen bir siyasi iktidarın; “Yanlıştır” diyemediği bir makro programa kaynak olmadığını söylemesidir. Hatta Maliye bakanı’ nın “Bu programı hayata geçirecek kaynağı göstersinler, ben de CHP’ ye oy vereceğim” demesinin altında yatan siyasal etik tutarsızlığıdır.

 

 

 

Yorumlar

yorum