NEDEN AKP’YE OY VERMEYECEĞİM

-Şunun şurasında 7 Haziran seçimlerine 42 gün kaldı, 42 gün sonra milletçe sandık başına giderek ülkemizi yönetecek olan siyasi partiler arasından tercihimizi yapıp oy kullanacağız. Türkiye Cumhuriyeti devleti, Emperyalist güçler tarafından yıkılarak tarihin derinliğine gönderilen Anlı şanlı! Osmanlı devletinin yerine, Bu devletin külleri arasında kalmış birkaç kıvılcımı harekete  geçiren Mustafa Kemal Atatürk ve Arkadaşlarınca 29 […]

NEDEN AKP’YE OY VERMEYECEĞİM

İbrahim Kızıler-Şunun şurasında 7 Haziran seçimlerine 42 gün kaldı, 42 gün sonra milletçe sandık başına giderek ülkemizi yönetecek olan siyasi partiler arasından tercihimizi yapıp oy kullanacağız. Türkiye Cumhuriyeti devleti, Emperyalist güçler tarafından yıkılarak tarihin derinliğine gönderilen Anlı şanlı! Osmanlı devletinin yerine, Bu devletin külleri arasında kalmış birkaç kıvılcımı harekete  geçiren Mustafa Kemal Atatürk ve Arkadaşlarınca 29 Ekim 1923 tarihinde kuruldu. Büyük güçlüklere ve yokluğa rağmen Anadolu Halkını yanına almayı bilen bu grup. Bütün geri kalmış ve esaret altındaki milletlere örnek teşkil edecek bir mücadele örneği sergileyerek laik, demokrat ve çağdaş hukuk devleti ilkelerine sahip bir cumhuriyet kurdular. Büyük özverilerle Anadolu coğrafyasında kurdukları bu devlette bir çok devrim gerçekleştirdiler. Tabi bu arada Yeni cumhuriyetin devrimleri neticesinde tüm kazanımları kaybolan çevrelerce hemen karşı devrim süreci de başlatıldı. Yapabildikleri tek şey halkın dini inançlarını kendi siyasal çıkarları için kullanmak oldu. O günden buyana karşı devrim sürecini başlatanlar , Anadolu’daki  çıkarları bozulan emperyalist güçlerle iş birliği içinde oldular, Özellikle büyük önder Mustafa Kemal’in Hakka yürümesinin ardından gemi azıya aldılar. Ülkemizde iktidara gelen her siyasi parti ile gizli gizli pazarlıklar yaptılar, Sürekli bir şeylerin peşinde koştular. Cumhuriyet kazanımlarının yok edilebilmesi için önce diyanet işleri başkanlığı ve kadrolarından başladılar, Laikliğin ve dolayısıyla Eğitim sistemin altını oydular, Kendileri tek bir işçi istihdamı sağlayan üretim tesisi açmadıkları gibi, Bütün cumhuriyet kazanımı sanayi kuruluşlarını “Özelleştirme” adı altında yabancılara ve yandaşlara sattılar.

-AKP döneminde 195 kamu tesisi, 2629 adet arsa ve bina satılmıştır. Bunların satış değeri ise 40 milyar dolardır. Bunların çoğu da yabancı şirketlere satılmıştır, Bunlar içerisinde Demir Çelik fabrikalarımız, tüm limanlarımız, madenlerimiz, Seydişehir Alüminyum fabrikası, seka, sümer holding, Tüpraş, Petkim, Tügsaş vs.vs.vs. hepsi yok edilmiştir.

-Şimdi sıra Atatürk devrimlerinin tersine döndürülmesidir. Kılık kıyafet devriminden, Harf devrimine, Kadın haklarından, insan hak ve özgürlüklerine kadar, Milli eğitimden şeriaat eğitimine dönüşü sağlamaya çalışmaktadırlar. Anıtkabir’de törenlerde “Puta tapmayın, buna tapın” diyerek ellerinde Kur’an gösterenlerin, Bakara-Makaracılara tapmaya başladığı bir sürece hızla sürüklenmekteyiz.

-4+4+4 Sistemi dedikleri bir karmaşık sorunlar yumağı ile 8 yıllık kesintisiz eğitimi, Eğitimsizliğe, cehalete çevirme çabaları, Seçmeli Kuran-ı Kerim ve Hz Muhammed’in Hayatı dersleri fiilen zorunlu olacak, bu dersleri seçmeyen Alevi ve diğer inanç gruplarına mensup öğrenciler psikolojik baskı altına alınacaktır. Milli Eğitim Bakanlığı her ne kadar bu derslerin seçmeli olduğunu iddia etse de, özellikle taşrada söz konusu derslerin “zorunlu seçmeli” hale gelmesi kaçınılmazdır. Din dersi üzerinden bugüne kadar yaratılan ayrımcı uygulamaların çok daha fazlasının örneklerini önümüzdeki dönemde fazlasıyla görmemiz mümkündür. Eğitim sisteminin çocuk ve gençlerin eğitim ihtiyacından çok “dindar ve kindar nesil yetiştirmek” amacıyla yapıldığı düşünüldüğünde bu hiç şaşırtıcı bir durum değildir.

-Başbakan’ın kendisinin yaptığı çay ve simit ile beslenme hesabına göre; 2015 yılında çay: 1 TL + simit: 1.5 TL= 2.5 TL, 5 kişilik bir aile günde 3 öğün çay-simit yerse: 2.5×5=12,5 TL 3 öğünde 37.5 TL. Bir ayda çay-simit için ailenin harcadığı para 1.125 TL. 2015 Türkiye’sinde asgari ücret net 949,07 TL’dir. Bu bağlamda; fakir fukara edebiyatı yapan AKP’nin asgari ücretliye çay ve simit ile olsa dahi geçinebileceği ücreti vermemesini AKP iktidarının nasıl izah edeceği de merak konusudur.

-31.12.2003 Tarih ve 25333 sayılı resmi gazete ile açıklanan rakamlara göre Asgari ücret 444,15 Tl.sıdır. 2015 yılında ise 949,07 Tl.dir. Asgari ücret artışını orana vurursak 12 yılda % 110 civarında bir artış gerçekleşmiştir. Akaryakıt fiyatlarına baktığımız da; 2002 yılında 1,48 lira olan benzin fiatı, 2015 yılında %320 dolaylarında bir artışla 4,68 Tl.ye yükselmiştir.

-Çiftçilerle, üretim yapanlarla görüştüğünüzde; En çok şikayet edilen konuların başında girdi fiyatlarındaki artış var. Gübre, mazot, ilaç, tohum ve hayvancılık yapanlar için yem fiyatına yetişmek mümkün değil. Çiftçi ve Üretici ürettiği ürünle girdi alamaz duruma gelince çiftçiliği bırakıyor. Çünkü sürdürülebilir olmaktan çıkıyor. Girdi fiyatları neden bu kadar çok artıyor, arttırılıyor diye düşündüğünüzde ise ortaya AKP uygulamalarının yanlışlığını görüyorsunuz. Bunlardan bir kaç tanesini sayalım.

1-Türkiye’nin girdilerin tamamında dışa bağımlı olması. Türkiye, tarımsal girdilerini ithal etmek zorunda. İthal edilen bir ürünün fiyatını kontrol etmeniz her zaman mümkün olmuyor.

2-İthal edilen bu ürünler üzerindeki vergiler. Özellikle, mazotta katma değer vergisi, özel tüketim vergisi nedeniyle Türkiye’de çiftçiler dünyanın en pahalı mazotunu kullanmak zorunda kalıyor.

3-Tarımsal girdilerde çok uluslu şirketlerin egemenliği. Tohumda, ilaçta birkaç şirket tüm dünyayı elinde tutuyor. Böyle olunca fiyatı da istedikleri gibi belirleyebiliyorlar.

Bu temel bilgilerden sonra özellikle2002 Yılında AKP’nin iktidara gelmesinden itibaren  gübre ve mazot gibi iki temel girdideki fiyat artışına baktığımız da.

Yüzde 21 Amonyum Sülfat gübresinin tonu 2002 yılında 162 lira iken 2015’de 970 liraya ulaştı.

Yüzde 26 Can gübresi aynı dönemde 176 liradan 1250 liraya yükseldi.

Yine 10 yılda ÜRE, 237 liradan 1100 liraya, DAP, 354 liradan 1650 liraya çıktı.

Mazotun litre fiyatı Ocak 2002’de 94 kuruştu. Yani 1 liranın altındaydı. 2015 yılında 4 lira civarında dır.

Girdiler bu kadar artarken çiftçinin ürettiği hangi ürünün fiyatı 13 yılda yüzde 200, yüzde 300  yüzde 400 arttı?

Lafla, din ve iman sömürüsüyle bu gemi artık gitmiyor, yukarda ki verilere baktığımızda AKP’ye neden oy vermeyeceğimiz gün gibi aşikardır. Ülkemizde kendisine yöneltilen her eleştiri sahibini CHP’li ilan ederek, Türkiye cumhuriyeti,ni kuran CHP’li olmayı suç sayan, Emperyalizme, NATO’ya ve onların Türkiye ve bölge planlarına hayır demediği gibi bu güçlerle işbirliği yapan, Taşeronlaştırmalarıyla, özelleştirmeleriyle, emeğe ve emekçilere yönelik saldırılarıyla, kent yağması, doğa ve  çevre talanıyla özdeşleşen, Neo liberalizme ve günümüzün vahşi kapitalizmine yandaş olan, Dinci gericiliğe; yani eğitiminden sağlığa kadar kamu hizmetlerinin ve toplumsal yaşamın dinsel esaslara göre şekillendirmeye çalışan, Ülkemizde Adalet kavramını tarumar eden, Kindar ve dindar nesiller yetiştirmeye çalışan, İstanbul’u Ofer’e ve Araplara, Ankara’yı  her önüne gelene (Arınç’ın dediği gibi) parsel parsel satan, İrticanın odağı olduğu mahkeme kararıyla kesinlik kazanan AKP’YE KESİNLİKLE OY VERMEYECEĞİM.                                                                                                                              İbrahim Kızıler

Yorumlar

yorum