BURHANİYE’DE  İŞÇİLER, EMEKÇİLER 1 MAYIS’I KUTLADI

Burhaniye bu gün 1 Mayıs işçi ve emekçi bayramını coşku içinde kutladı. Kutlamalarda kalabalık halaylar çekerek eğlendi. Burhaniye Kütüphane  önünde toplanan işçiler, ellerinde Türk bayrağı yanı sıra sendika, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin flamaları ile Cumhuriyet Meydanına kadar sloganlar eşliğinde yürüdüler. Kalabalık meydana geldiğinde polis tarafından oluşturulan giriş noktalarından kutlama alanına alındı. Konuşmalarda bundan […]

BURHANİYE’DE  İŞÇİLER, EMEKÇİLER 1 MAYIS’I KUTLADI

Burhaniye bu gün 1 Mayıs işçi ve emekçi bayramını coşku içinde kutladı. Kutlamalarda kalabalık halaylar çekerek eğlendi. Burhaniye Kütüphane  önünde toplanan işçiler, ellerinde Türk bayrağı yanı sıra sendika, siyasi parti ve sivil toplum örgütlerinin flamaları ile Cumhuriyet Meydanına kadar sloganlar eşliğinde yürüdüler. Kalabalık meydana geldiğinde polis tarafından oluşturulan giriş noktalarından kutlama alanına alındı. Konuşmalarda bundan bir yıl önce Soma’da meydana gelen faciada can veren 3o1 işçi de unutulmadı. Meydanı dolduran kalabalık söylenen türküler eşliğinde halaylar çekti. Burhaniye Cumhuriyet Meydanında yapılan basın açıklamasında ise şu görüşlere yer verildi.

Bugün, İşçi Sınıfının Birlik, Mücadele ve Dayanışma Günü 1 Mayıs’ı kutlamak ve umudu büyütmek için;

Bizler; bu ülkenin tüm değerlerini yaratanlar, biz işçiler, emekçiler, emekliler, öğrenciler, işsizler ve tüm ezilen, hor görülen, dışlananlar olarak emek, eşitlik, özgürlük, barış, adalet, bağımsızlık ve demokrasi için buradayız. Özlemini duyduğumuz bu değerlerle inşa edilmiş bir ülkenin ve hatta bir dünyanın artık çok uzaklarda bir ütopya olmadığının bilinciyle ve başta TAKSİM 1 MAYIS ALANI olmak üzere ülkenin dört bir yanında 1 Mayıs alanlarındayız!..

Biz, bu ülkenin çocuklarıyız; Roboski’de devletin bombasıyla, Okmeydanı’nda devletin gaz fişeğiyle vurulup öldürülmek istemiyoruz. Ve biz o çocukların aileleriyiz, kan parası verilip susturularak acımızla alay edilmesini de, seçim mitinglerinde yuhalatılmayı da istemiyoruz. Çocuklarımızın üzerine uçaklardan ölüm yağdıran AKP iktidarı, şimdi de katırlarımızı, geçim araçlarımızı katlediyor.

Biz, kâr için, rant için deresi kurutulan, toprağı zehirlenen köylüyüz, mahallesinden sürülen yoksul emekçiyiz, inşaat çılgınlığıyla güneşi, parkları, ağaçları çalınan kentliyiz; kendi yaşadığımız mekânlar üzerinde söz hakkımızın olmadığı bir düzen istemiyoruz.

Zihinlerimizin ve düşlerimizin sansürle, baskıyla, işsizlik tehdidiyle terbiye edilmeye çalışılmasını kabul etmiyoruz. Ve biz Ali İsmailiz, Ethemiz, Ahmetiz, Abdocanız, Mehmetiz, Medeniyiz, Hasan Feritiz, Berkin ELVAN’ız…Biz halkız..

Biz, İç güvenlik adı altında çıkarılan faşist yasanın, emekçilerin ve halkın örgütlü mücadelesi ve muhalefetini susturmaya yönelik bir yasa olduğunu ve AKP iktidarının zorba ve baskı yasalarına karşı örgütlü mücadelemizi yükselterek, emek, demokrasi ve barış mücadelesinden asla geri adım atmayacağız.

Biz iş kazaları bu işin fıtratında var” diyerek kaderci yaklaşımla, iş cinayetlerini meşrulaştırmaya çalışan emek düşmanı düzeninize karşı örgütlü mücadelemizi yükselterek başka Soma’lar Ermenek’ler Torunlar gibi katliamlara göz yummayacağımızı bir kez daha haykırıyoruz.

 

10 yılda 15 bin işçinin katledilmesinin sorumlusu AKP iktidarı Soma’da göz göre göre yaşanan katliamın sorumlusudur. Ancak Soma Katliamı sonrası AKP politikaları değişmemiştir. Başta madenler olmak üzere her alanda işçi katliamları sürmektedir. Soma’nın bir kaç ay sonrası Ermenektir, Torunlar’dır.

Onlar Kazandıkça Bizler Kaybediyoruz!

Kayıt dışılığın, kuralsız, güvencesiz çalışmanın, Taşeron ve İş Cinayetleri Cumhuriyetinin merkez üssü haline getirilen bir ülkenin ezici çoğunluğunu oluşturan işçiler, emekçiler, kadınlar, gençler, tüm ezilenler olarak bu iki dünya arasındaki farkı her gün iliklerimize kadar yaşıyoruz.

Çünkü bizim ekmeğimiz her geçen gün küçülüp haklarımız, özgürlüklerimiz sınırlanırken sermaye büyüyor, bir avuç kapitalistten, rantiyelerden, asalaktan oluşan mutlu azınlığın serveti büyüyor. Onların hayali gerçekleştikçe biz kaybediyoruz. Türkiye, dünyada dolar milyarderi artış hızı en yüksek ülkedir. O milyar dolarlık değerleri kanı ve canı pahasına yaratanlar bizleriz. Üreten biziz, yöneten de biz olacağız.

Tüm emek düşmanı sermaye iktidarları gibi AKP de yan yana gelmemizden, birlik olmamızdan korkuyor. Bunun için işçileri-emekçileri sermayeye köle,  halkı diktatörlüklerine biat eden kul haline getirme hedefinde tüm ‘ustalığını’ göstermeye devam ediyor.

AKP, emek düşmanlığını gizlemenin yolunu; kamu emekçisiyle işçiyi, işçiyle işsizi, esnafla çiftçiyi, kadınları, gençleri karşı karşıya getiren politikalarında,

Anti demokratik baskıcı rejimin sürdürebilmenin yolunu ise aramızdaki, dil, din, etnik kimlik, kültür, mezhep farklılıklarını kutuplaştırıcı ve ayrıştırıcı siyasetini beslemek için kurduğu yeni komplolarda arıyor.

Biz işsizliğin, yoksulluğun pençesinde kıvranırken ülkeyi, Trilyonluk KaçAK Saray’ından Anonim Şirket gibi yönetmek, baskı ve zordan beslenen yolsuzluk ve rüşvet düzenini  “Türkiye’ye özgü başkanlık sistemi” ile taçlandırmak için desteğimizi istiyor.

Oysa biz kamu emekçisi,  işçisi, işsizi, emeklisi, kadını, genci, ezilen, yok sayılan, ötekileştirilen, yoksullaştırılan halklar olarak hepimiz iç içe geçmiş ortak sorunlar yaşıyoruz. Demokrasinin, adaletin, barışın, kardeşliğin, toplumsal cinsiyet eşitliğinin olmadığı bir ülkede emeğin haklarından söz etmenin mümkün olmadığını her gün yaşayarak öğreniyoruz.

 

ARTIK YETER! TAHAMMÜLÜMÜZ KALMADI!

 

BİZ İNSANCA, ÖZGÜRCE, KARDEŞÇE BİR YAŞAM İSTİYORUZ

Taksim başta olmak üzere işçi ve emekçilerin ortak hafızasında yer etmiş kent meydanlarının demokratik tepkimizi ifade ettiğimiz mitinglere, toplantılara hukuksuz bir şekilde kapatılmasının,

En insani ve en temel haklarımızı savunduğumuzda “terörist” damgası yemenin, ayrımcılığın, sürgün edilmenin tutuklanmanın,

Sömürüsüz, savaşsız, halkların kardeşliğinin sağlandığı barış içinde demokratik bir Türkiye’nin,

Bize reva görülen açlığa, işsizliğe, güvencesizliğe, savaşa ve sömürüye karşı, geleceğimize sahip çıkmanın,

Nitelikli, parasız, ulaşılabilir ve anadilinde kamu hizmetinin,

Kadının emeğine, bedenine ve kimliğine dönük saldırıların son bulmasının,

Doğanın ve yaşam alanlarımızın kar hırsıyla talan edilmesine dur demenin,

Taşeronluk sistemi ve iş cinayetlerine dur demenin,

Dinimiz, mezhebimiz, dilimiz, kültürümüz, cinsiyetimiz nedeni ile ikinci sınıf yurttaş muamelesi görmenin, yok sayılmanın, ayrımcılığa maruz kalmanın,

 

Sömürüye, Yoksulluğa, Faşizme, Gericiliğe, Kapitalizme, Emperyalizme

Karşı Mücadeleyi Birlikte Büyüterek

Emeğin,  Eşitliğin, Özgürlülüğün, Demokrasinin, Bağımsızlığın, Barışın

Hâkim Olduğu,

“BAŞKA BİR DÜNYA” yı kendi ellerimizle kurmaktan geçtiğini

BİLİYORUZ!

 

İnsanca, Özgürce, Kardeşçe Yaşam Umudunu Büyütmek İçin;

1977’nin mücadeleci ruhu ve kararlılığı,

Yüzümüzü ağartan mücadele tarihimizden aldığımız güç,

Gezi Direnişinin coşkusu ve dayanışmasıyla

‘Savaş, Zulüm Ve Talan Düzenine Karşı Emek, Barış, Eşitlik, Özgürlük Ve Adalet’ şiarıyla,

 

Ülkemizde yepyeni, mutlu bir hayatın filizlenmesini sağlayacak Umut;

Sende, bende, bizde

Umut Birliğimizde, Mücadelemizde, Dayanışmamızda.

Burhaniye’de  1 Mayıs kutlamaları olaysız bir şekilde sona erdi.

Şenol Torlak

Yorumlar

yorum