HALKTAN KORKULURSA

Geçtiğimiz hafta içinde Alanya’dan başlayıp İstanbul’da biten ve yedi gün süren Türkiye Bisiklet Turu gerçekleştirildi. 51 yıldır süren ve bir klasik haline gelen bu güzel organizasyona dünyanın en iyi bisiklet takımları ve bisikletçileri katıldı. Tüm dünya televizyonlarında canlı olarak yüz milyonlarca insanın takip ettiği Türkiye Bisiklet Turu ülkemiz için bulunmaz bir reklam imkanı sağladı. Milyarlarca […]

HALKTAN KORKULURSA

Tamer KAYIKÇI

Geçtiğimiz hafta içinde Alanya’dan başlayıp İstanbul’da biten ve yedi gün süren Türkiye Bisiklet Turu gerçekleştirildi.

51 yıldır süren ve bir klasik haline gelen bu güzel organizasyona dünyanın en iyi bisiklet takımları ve bisikletçileri katıldı. Tüm dünya televizyonlarında canlı olarak yüz milyonlarca insanın takip ettiği Türkiye Bisiklet Turu ülkemiz için bulunmaz bir reklam imkanı sağladı. Milyarlarca dolar para versen bu kadar etkili bir reklam yapamazsanız.

Organizasyonda başlangıç ve bitimi haricinde her şey çok güzeldi. Hatta dünyadaki diğer belli başlı büyük organizasyonları da takip ettiğimden dolayı kıyaslama yaparsam oralarda yaşanan birçok sorun Türkiye’de yaşanmadı.

Peki başlangıç ve bitiminde ne oldu da organizasyona gölge düştü?

Spora siyaset sokuldu!

Turun tanıtım ve bitiş etabına Tayyip Erdoğan katıldı. Protestolardan korkulduğu için şimdiye kadar Kadıköy’de yapılan tanıtım etabı ve bitiş çizgisi Üsküdar’a çekildi. Tanıtım etabına cumhurbaşkanlığı tarafından muhalif gazeteler alınmadı. Baktılar ki tüm dünyaya rezil oluyorlar daha sonra bu yasağı kaldırdılar.

Son gün ise komediler daha da arttı. Protestolardan korkulup değiştirilen parkur nedeniyle sporcular İstanbul’un ıssız sokaklarında pedal çevirirken bu ıssız sokaklarda başıboş dolaşan köpeklerden biri sporcuların önüne fırladı ve genel klasmanı muhtemelen ikinci olarak garantileyen sporcu kaza yaparak yarış dışı kaldı ve ödülden oldu.

Ödül töreninde dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen ve yapılması da etik olmayan bir uygulamayı Tayip Erdoğan yaptı. Arkasında kürsüde 3 saat boyunca pedal çevirip tüm yorgunluğuyla ayakta bekleyen sporcular varken 10 dakikalık konuşma yaptı. Yorgunluktan bitap düşen sporcular kürsüden ayrılmaya çalışınca korumalar tarafından geri çevrildi.

Tayyip’i koruyacağız diye bisiklet takımındaki görevlilerin ve medya mensuplarının engellenmesi, podyumda görevli kızların neredeyse tesettüre benzer kıyafet ayarlamasını da ayrıca belirteyim.

Halktan korkup sporun içine siyaset karıştırılınca sonuçta tüm dünyanın alay konusu olup çıkılır. O kadar güzelim reklam imkanı da boşa gider. Belirttiğimiz bu konular emin olun ki önümüzdeki yıl yapılacak olan turu da zora sokacaktır. Belki de buraya gelen o iyi takımlar ve sporcular gelmekten vazgeçecektir.

1 Mayıs işçinin, emekçinin bayramıydı. Taksim Meydanı hariç her yerde sorunsuz bir şekilde kutlandı. Taksim meydanı çalışanlar için bir semboldür. Doğal olarak kendi bayramlarını en coşkulu şekilde orada kutlamak isteyeceklerdir. Diğer kentlerde kutlamalara müdahale etmeyerek her hangi bir sorun çıkarmayan iktidar işçilerin sembol meydanını komik nedenlere dayanarak yasaklamıştır. Bu yasaklama ile iktidar emekçilerden ne kadar uzak olduğunu, onların bir araya gelip örgütlü bir şekilde hareket etmesinden ne kadar çok korktuğunu da göstermiştir.

Tayip Erdoğan ve Ahmet Davutoğlu mitingler için kentleri dolaşıyorlar. Gittikleri her yerde yaşam duruyor. Boşaltılan sokaklar, caddeler, alanlar, bariyerlerle gün boyunca halktan koparılıyor. Her yere binlerce kişilik koruma ordusuyla gidiyorlar. Bütün bunlara rağmen cesaret eden biri çatlak ses çıkardığında ne nankörlüğü, ne vatan hainliği kalıyor. Zaten tüm bu çatlak sesler hemen gözaltına alınıyor. Hatta mimlenmiş olan muhalifler hiçbir hukuki gerekçe gösterilmeden mitinglerden bir gün önce göz hapsine alınıp sonra serbest bırakılıyorlar.

Seçimlere bir ay gibi kısa bir süre kaldı. Demokrasinin yerleşik olduğu ülkelerde başa güreşen partilerin liderlerinin ekranlara beraber çıkarak tartışması gelenekselleşmiştir. Kararsız birçok seçmen bu tartışma programından sonra kararını netleştirir. Türkiye’de ise AKP iktidarından sonra bu gelenek bozuldu. AKP liderleri kendi yandaş medya mensuplarının ellerine tutuşturduğu ısmarlama sorular ile tek başına ekrana çıkıp beyin yıkıyorlar. CHP lideri Kılıçdaroğlu meydanlardan haykırıp duruyor, kendi yandaş kanallarının birinde yandaş ekibinin sorularını canlı yayında beraber yanıtlayalım. Ama geçmişte olduğu gibi şimdi de bundan kaçıyorlar. Yaptıkları yanlışların yüzlerine vurulmasından korkuyorlar.

Halk korkusundan dolayı dünyanın takip ettiği bisiklet turunda yaşanan rezaletler, 1 mayısta halktan koparılan Taksim, koruma ordularıyla kurulan duvarlar, muhalefetin düello çağırısına verilen olumsuz yanıtlar hep bir korkunun eseri. Halktan korkuyorlar. Anlamakta zorlandığım konu ise dünyanın hiçbir yerinde görülmeyen iktidara duyulan bu kadar yoğun nefrete rağmen anketlerde hala nasıl oluyor da AKP tek başına iktidar kuracak oranda oy sahibi gösteriliyor? Anketler mi yalan? Halkımız mı tiyatrocu?

Yorumlar

yorum