HDP’YE VE DEMİRTAŞ’A ALEVİLER OY VERİR Mİ?

Yazıma başlarken Dünyada ve Türkiye’de ilk Alevi derneğini kuran, PSAKD ve Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfının kurucu genel başkanı, şimdilerde ise Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı’nın tekrar Genel Başkanlığını yapan “Odatv” yazarlarından sayın Murtaza Demir’in “Odatv” deki bir yazısından alıntı yaparak başlamak istiyorum. Hep ‘din adına’ boğazlanmış, kör kuyulara atılmışız; […]

HDP’YE VE DEMİRTAŞ’A ALEVİLER OY VERİR Mİ?

İbrahim KızılerYazıma başlarken Dünyada ve Türkiye’de ilk Alevi derneğini kuran, PSAKD ve Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Kültür ve Eğitim Vakfının kurucu genel başkanı, şimdilerde ise Pir Sultan Abdal 2 Temmuz Vakfı’nın tekrar Genel Başkanlığını yapan “Odatv” yazarlarından sayın Murtaza Demir’in “Odatv” deki bir yazısından alıntı yaparak başlamak istiyorum.

Hep ‘din adına’ boğazlanmış, kör kuyulara atılmışız; korku, his dünyamızın-yaşamımızın, bedenimizin bir parçası olup, yapışmış! Tarih bizi uyarıyor; “aman dikkat; İdris Bitlisi, Yavuz, Kuyucu kolektif kumpasını, II. Mahmutları, Celali’yi, Şah Kalender’i, Pir sultan’ı, Hatayileri unutma, Dersim, Maraş, Çorum, Kanlı Sivas, Gazi-Ümraniye katliamlarını unutma; unutursan bir daha anımsatırlar” diyor…

Tayyip zihniyetinden, “özgürlük” aldatmacasına inanarak rota kıran ve AKP limanına yanaşanlardan, yanaşma ihtimali olanlardan, “yetmez ama evet” gebeşliğinden endişe eder, hatta korkarım! Tarihim, aklım, sosyolojik gerçekliğim bu zihniyetten ve ittifaklarından uzak durmamı, güvenmemem gerektiğini öğütlüyor, bağırıyor!

Evet aynen yukardaki gibi diyor sayın Genel başkanımız. Çok doğru söylediğine inanıyorum. Geçmiş Alevi tarihine baktığınızda, tarihin Alevi katliamlarıyla dolu olduğunu görürsünüz. Bu katliamların en korkunç, en kanlı ve en acımasızlarını araştırdığınızda altında hep dinci ve Kürt ittifaklarını görüyorsunuz, Kürt İdris-i Bitlisi, Yavuz ittifakı tarihte yaşanmış en büyük Alevi katliamlarından birisini gerçekleştirmiştir. Hatta işbirlikçi Kürt İdris-i Bitlisi yaptığı Alevi-Türkmen katliamlarından sonra Yavuz Sultan Selime bir mektup yazmış ve mektupta “Ana karnındaki ceninler haricinde bütün Kızılbaşları  “ katlettiği müjdesini vermiştir. Bu işbirliği ve ittifak Alevi katliamcısı Kuyucu Murat paşa ile birlikte doğu ve güneydoğuda baş gösteren Celali (Türkmen) isyanlarının bastırılmasında da görüldü. Çünkü ikilinin yani Osmanlı ile Kürtlerin ortaklaştıkları nokta hep çıkar ilişkisi ve  din olmuştur. Bilahare Abdülhamid’in Kürtlerden oluşturduğu Hamidiye Alayları da doğu da ve Güneydoğu da Alevileri ve Türkmenleri katletmiştir.

Cumhuriyet tarihine baktığınızda karşınıza ilk olarak 1925 yılında dinci bir ayaklanma olan Şeyh Sait isyanı çıkmaktadır. Bu isyan sırasında da Özellikle Muş, Varto ve Diyarbakır yörelerindeki Alevi ve Türkmen köylerinde katliamlar gerçekleşmiştir. Sivas Madımak otelinde oraya kültür tanıtımı ve anma etkinliği için toplanan aydınlar ve Aleviler on binlerin saldırısına uğramış Madımak otel “yak ulan yak, cehennem ateşi bu, Allah-ü Ekber” naraları, Cumhuriyet burada kuruldu burada yıkılacak haykırışları arasında yakılmış, orada 33 canımız diri, diri yakılarak katledilmiştir. O günden bugüne yani Demirtaş’ın CB adayı olduğu güne kadar Demirtaş’ı bu katliamın anmalarının hiç birisinde görmedik. Madımak katliamı zaman aşımı davası duruşması bittiğinde dönemin Başbakanı  Recep Tayyip Erdoğan karar için “Vatana, millete hayırlı olsun” diye nutuk atmıştır. HDP’nin ve öncesinde HDK ve BDP’nin bu katliam ve  zaman aşımı davası sürecinde hiçbir açıklama be beyanatları olmamış, sessiz kalmayı tercih etmişlerdir. Bu bile bir ittifak mı var sorusunu akıllarımıza getirmiştir.

HDP eş genel başkanı Selahattin Demirtaş Cumhurbaşkanlığına aday olur olmaz, havaya, suya ve toprağa düşen cemre, Alevi kılığına girerek  Selahattin Demirtaş’ın da gönlüne düşmüş olacak ki, birdenbire bir numaralı Alevi sevdalısı olup çıktı başımıza, Halbuki kendisinin ve partisinin daha önceki açıklamalarına ve uygulamalarına bir bakmak gerekiyor bunları tanımamız için.

Reyhanlı da patlama olup ta resmi açıklamalara göre 53 yurttaşımız hayatını kaybettiğinde, Selahattin Demirtaş  aynen şöyle diyordu; “Türkiye’ye yönelik bu saldırı da, sivil yurttaşlara yapılan saldırılarda öncelikli olarak hükümeti eleştirmek yerine birlik olmamız gerekir. Biz bu saldırılara karşı hükümetin yanında yer alacağız”. Diye açıklama yapmıştır. Şimdi meydanlara ve medyanın karşısına çıkıp, solcu, demokrat, AKP karşıtı olduğuna dair naralar atmasında hiçbir samimiyet kırıntısı görebiliyormusunuz.

 

Bundan bir iki yıl önce AKP’nin meclise sunmuş olduğu Diyanet İşleri Başkanlığı yasasına ilişkin Demirtaş’ın başkanı olduğu parti TBMM’sinde , AKP’ye destek sunmuş ve bu yasaya evet oyu vermişti. Diyanet İşleri Başkanlığı’nın kaldırılmaması için destek oyu vermiş bir partinin başkanı olarak şimdi, Diyanet işleri başkanlığının kaldırılması gerekir diyebiliyorlar.
Zaten yeterince çağdaş ve modern olmayan eğitim sistemini daha da gericileştirmek, kindar ve dindar nesiller yetiştirmek üzerine kurgulanmış 4+4+4 gibi AKP tarafından dizayn edilmiş yasalara evet oyu vererek, Alevi ve ilerici düşmanı, gerici bir neslin okullarda yetişecek olmasına da önayak oldular.

 

Bundan yaklaşık iki yıl önce, El Nusra ve İŞİD çeteleri Suriye de Alevi bölgesi olarak bilinen ve hiçbir kürdün yaşamadığı Lazkiye’ye girip, oradaki 300’e yakın Alevi’yi keserek katlettikten tam bir hafta sonra, bütün Aleviler Selahattin Demirtaş’dan katliamı kınamasını beklerken o,“Kürdistan Lazkiye’yi de içine alırsa Kürtlerin büyük bir sorunu ortadan kalkar, denize ulaşırlar” diye demeç verdiğini Alevilerin unuttuğunu hiç zannetmiyorum.

 

Lazkiyede ki Alevi katliamına bütün insanlık ağlarken, Bütün Aleviler Demirtaş  ve HDP’den  Alevi katliamına karşı bir tavır sergilemesini beklerken, HDP eş başkanı Demirtaş’ın, düşmüş olan Keseb’in bu durumundan faydalanıp, Kürdistan’ın açık denizlere ulaşma hayalleri Alevilerce  esefle karşılanmışdır. Onun için HDP’nin ve Demirtaş’ın  bugünkü Alevi sevdası hiç samimi görünmüyor.

 

Şimdi seçim çalışmaları sırasında ‘Gezi de Gezi’ deyip duran HDP ve başkanları Selahattin Demirtaş’ın o zamanki açıklamalarına ve hareketlerine de bakıyoruz. Ve şu açıklamayı hiç unutamıyoruz.  “Bu şekilde hükümeti devirecek, darbeye doğru götürecek bir halk hareketi çıkarabilir miyiz? Ya da bu halk hareketini darbeye kanalize edebilir miyiz? böyle bir arayış var. Bu yüzden de Gezicilerle aramıza mesafe koyduk, Gezicilerle birlikte olamayız. Bizim ırkçılarla, ulusalcılarla, oradaki milliyetçilerle birlikte hareket etme gibi bir durumumuz olamaz. Tabanımız bu konuda dikkatli, duyarlıdır. Kesinlikle onlarla ortak eylem, etkinlik içerisinde olmaz bizim tabanımız.”

 

Selahattin Demirtaş’ı Gezide katledilen kaç tane çocuğumuzun cenazesinde gördünüz. Kaç tanesinin ailesine taziye’ye giderken gördünüz. Gezide kaç tane çocuğumuz katledildi, kaç tanesi yaralanıp sakat bırakıldı acaba haberi olmuşmuydu? Tüm ülke ayağa kalkmıştı; bir tek Selahattin Demirtaş yoktu ortalıkta. Onlarca milletvekili hatta genel başkanlar bile göründü Gezi direnişlerinde ama bir tek Demirtaş yoktu o meydanlarda, Hatta Uğur Kurt’un Cemevi avlusunun içinde öldürülmesi olayında da yoktu insanlarımızın yanında. Yoksa şimdi Alevi cemresinden sonra birde Gezi cemresi mi düştü gönüllerine bir türlü çözemiyoruz ve soruyoruz kendimize; Demirtaş ve HDP TBMM’sinde Feodalizmle mücadele konusunda ne yaptı? Kürt toprak ağaları ve bunların topraklarında ücretsiz çalıştırılan marabaların durumları hakkında ne yaptı? Bu marabaların sendikalı ve sigortalı birer işçi yapılabilmesi için hiçbir önerge sundular mı? İş ve emekçilerin sorunları konusunda bir çabaları olmuşmudur? Töre cinayetleri, çok eşlilik ve çocuk gelinler hakkında TBMM’sinde ne yaptılar?

 

Evet biz Alevilerin, yukarıda çok azını yazabildiğim uygulama ve açıklamalarınızı çok iyi değerlendireceğimizi bilmenizi istiyoruz. HDP’ye OY vermek mi? Bir başka baharda Türkiye partisi olmayı başardığınız da bu konuları görüşmek dileklerimizle.

Yorumlar

yorum