TIKANIKLIK BİTECEK

Daha önce birçok kez söyledik, yazdık. Türkiye AKP ve Tayyip Erdoğan İktidarı ile birlikte rejimin sürekli sertleştiği ve otoriterleştiği, bu yapısal değişim yaşanırken de siyasal ahlak değerlerinin yok sayıldığı bir süreçten geçti. Bu süreç de Türkiye’ de siyasetin ve siyasete bağlı hareket eden tüm dinamiklerin önünü tıkadı.   Bugün geldiğimiz nokta, söz konusu sert-otoriter yapının […]

TIKANIKLIK BİTECEK

Melih BağcıDaha önce birçok kez söyledik, yazdık. Türkiye AKP ve Tayyip Erdoğan İktidarı ile birlikte rejimin sürekli sertleştiği ve otoriterleştiği, bu yapısal değişim yaşanırken de siyasal ahlak değerlerinin yok sayıldığı bir süreçten geçti. Bu süreç de Türkiye’ de siyasetin ve siyasete bağlı hareket eden tüm dinamiklerin önünü tıkadı.

 

Bugün geldiğimiz nokta, söz konusu sert-otoriter yapının toplumun her kesimi tarafından hissedildiği ve ahlaki yozlaşmanın herkes tarafından sorgulandığı bir seçim zeminini oluşturuyor.

 

Buraya nasıl geldiğimize kısaca bakmamız gerekirse, 2002’ den bu yana geçen süreci özetle incelemeliyiz.

 

Hatırlayın.

 

AKP 2002 Seçimi sonrası; hükümeti, ağır ekonomik kriz yaşamış Üçlü Koalisyon Hükümeti’ nden devraldı. Sonrasında Türkiye periyodik olarak, bir ekonomik iyileşme ve kalkınma sürecine girdi. Faizler düştü, enflasyon geriledi, devlet yatırımları hızlandı ve yeni bir ekonomik anlayış ve iyileşme ile birlikte halk kademe kademe rahatladı. Bu rahatlamanın temel nedeni sıcak paraya dayalı tüketim ekonomisinin tıkır tıkır işlemesiydi. Hazırda ki kaynaklar ultra süper bir hızla özelleştiriliyor, kalite ve verimliliğin esas alınmadığı, sadece yatırımcısının karlılığının esas alındığı yatırımlar genişliyor ve bütün bunlardan oluşan artı değerle kriz dönemi sıkıntılar aşılıp topluma yapay bir refah anlayışı enjekte ediliyordu. Bu süreç 2002’ den 2013’ kadar da planlandığı gibi geldi.

 

Onbir yıllık bu sürecin içinde değişen ekonomik yapıya karşın değişen başka şeyler de vardı.  İktidarın baskısı her geçen gün artmaya başladı. Halk, basın, işçiler, öğrenciler, muhalif olan her kesim ağır bir baskıya maruz kalmaya başladı. Bu baskının yanı sıra sıcak paraya bağlı büyüyen rant da iktidarın içinde bir paylaşım mücadelesi başlattı.

 

Yukarıda bahsettiğimiz unsurların gelişimine bağlı olarak ortaya çıkan tepkiler oldu. İlk önce Gezi Olayları ile başlayan daha sonra 17-25 Aralıkla devam eden sürecin sonrasında bu olaylar derinlemesine tartışılmadan, İktidar tarafından “Darbe Girişimi” olarak yaftalandı. O yüzden, akabinde gidilen yerel seçimler ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde de sonuca etki gücü az oldu.

 

Şimdi ise halk tüm olan bitene farklı bakıyor. Geçmiş seçimlerde AKP’ ye oy veren seçmen dahi gelişmeleri değerlendirirken oluşan baskıyı göz ardı etmiyor. Ekonomik bir kalkınma yaşadık diyor ama Kaddafi’ nin Libya’ sı da, Saddam’ın Irak’ı da ekonomik sıkıntı çekmiyordu halk diktatörden rahatsızdı diyor. Bu örnekleri sahada çalıştığım ve gözlemlediğim için rahatlıkla verebiliyorum.

 

Sonuç olarak; AKP ve Tayyip Erdoğan kendi hatalarıyla tıkadığı sistemi, yine hata yapmaya devam ederek rahatlatacak. Muhalefet, özellikle CHP her geçen gün güçlenen bir durumda, HDP barajı aşacak ve Türkiye’ de sadece bir veya iki parti değil, “parlamenter sisteme bağlı gelişen, demokratik çeşitlilik” iktidar olacak. Bu durum da sistemin önündeki tıkanıklığı bitirecek.

 

Yorumlar

yorum