TAYYİP ERDOĞAN MEYDAN TİYATROSU

Seçim yaklaştıkça, meydanlarda hareketli ve enerjisi yüksek mitingler yapılıyor. Siyasi parti liderleri bazen program-proje açıklıyor, bazense birbirlerini eleştiriyor.   İlk kez, bir milletvekili genel seçiminde, seçime katılan partiler dışında alanlara inen, mitingler düzenleyen bir cumhurbaşkanı var. Açıkça taraf ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde aldığı oyun verdiği güçle son derece saldırgan.   Tayyip Erdoğan’ ın, bu saldırgan tavrının […]

TAYYİP ERDOĞAN MEYDAN TİYATROSU

Melih BağcıSeçim yaklaştıkça, meydanlarda hareketli ve enerjisi yüksek mitingler yapılıyor. Siyasi parti liderleri bazen program-proje açıklıyor, bazense birbirlerini eleştiriyor.

 

İlk kez, bir milletvekili genel seçiminde, seçime katılan partiler dışında alanlara inen, mitingler düzenleyen bir cumhurbaşkanı var. Açıkça taraf ve Cumhurbaşkanlığı seçiminde aldığı oyun verdiği güçle son derece saldırgan.

 

Tayyip Erdoğan’ ın, bu saldırgan tavrının altında yatan nedenleri incelemek, bizim gibi siyaseti ve gündemi yakından takip eden kişilerin yapacağı değerlendirmelerin yanı sıra, psikoloji ve felsefe açısından da bilim ışığında incelenmeli.

 

Erdoğan, sürekli millet ve milli irade kavramlarını öne çıkarıyor ancak, kendi kalıpları dışında olan hiç kimseyi millet olarak kabul etmiyor ve söz konusu bu “Öteki İnsanların” iradesinin milliliğini tanımıyor.

 

Erdoğan sürekli tehdit ediyor. Elinde bir Kur-an, birilerine “Zerdüşt” diyor, birilerine abdestsiz diyor.

 

İdam cezası olmayan bir ülkede, asılmaktan korkmadığını söylüyor. Eğer asılırsa da şehit olacağından bahsediyor. Bu da yetmiyor Jöleli Danışman insan aklını zorlayan bir yaklaşımla iki silahı olduğunu, yüzlerce mermisi olduğunu, onlar bitene kadar cumhurbaşkanını savunacağını, Onu kimsenin öldüremeyeceğini söylüyor. Gerçekten çok ilginç. Perdenin kapanmadığı trajikomik bir tiyatro oyunu gibi.

 

Bütün bu olan bitene baktığımızda yaşadıklarımızın bir proje olduğunu, hatta Kanal İstanbul’ dan daha çılgın bir proje olduğunu düşünüyorum. Düşünsenize, meydanlarda bir adam konuşuyor ve O, kefen dedikçe, şahadet dedikçe, öfkeyle baktıkça,   meydanlarda Onbinlerce insan alkışlıyor. Nefret üzerinden, istismar üzerinden şekillenen çıkara dayalı kitlesel bir aşk yaşanıyor Tayyip Erdoğan’ ın meydanlarında.

 

Charles Bukowski şöyle der; “Nefreti en iyi becerenler, sevmeyi vaaz edenlerdir. Vaaz verenlerden sakının. Övmekte hızlı davrananlardan sakının; karşılığında övgü beklerler. Sürekli kalabalıkları arayanlardan sakının; tek başlarına bir hiçtirler. Ortalama erkekten, ortalama kadından sakının. Sevgileri vasattır, vasatı aranır dururlar. Ama nefretleri dâhiyanedir. Nefretleri seni beni herkesi öldürebilecek kadar dâhiyanedir. Kendilerini tam sevemedikleri için senin sevginin eksik olduğuna inanırlar ve senden nefret ederler. Ve nefretleri; parlak bir elmas, bir bıçak, bir dağ, bir kaplan, bir baldıran otu kadar mükemmeldir. Çünkü en usta oldukları sanattır nefret!”

 

Öyle sanıyorum, “Tayyip Erdoğan Meydan Tiyatrosu” Bukowski’ nin söylediklerini sahneye koyuyor.

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.
haber teması | film izle