SON VİRAJ

  Üç gün sonra sandık başında olacağız. Kimimiz benim için anlatılan hiçbir şey önemli değil, oy vereceğim parti zaten sabit diyordur. Kimimiz anlatılanlardan etkilenmiş ve kararını ona göre vermiştir. Kimimiz ben hala kararsızım, son ana kadar bekleyip ona göre karar vereceğim diyordur. Bir başka zümre de benim zaten sandıkla bir ilişkim yok, hiçbir şekilde oy […]

SON VİRAJ

 

Tamer KAYIKÇI

Üç gün sonra sandık başında olacağız. Kimimiz benim için anlatılan hiçbir şey önemli değil, oy vereceğim parti zaten sabit diyordur. Kimimiz anlatılanlardan etkilenmiş ve kararını ona göre vermiştir. Kimimiz ben hala kararsızım, son ana kadar bekleyip ona göre karar vereceğim diyordur. Bir başka zümre de benim zaten sandıkla bir ilişkim yok, hiçbir şekilde oy vermeyeceğim diyordur.

Birinci ve ikinci seçenektekileri bir tarafa koyalım. Son seçenekte belirttiğimiz hiçbir şekilde oy vermeyecek olanlara bir sözümüz olsun. Oy vermediğiniz için bir daha ki seçimlere kadar hiçbir şekilde söz söyleme hakkınızın olmadığını, olumlu ya da olumsuz bir eleştiride bulunurken bunun hiç etik olmayacağını da bilin. Siz bilinçli olarak kendinizi edilgen konumuna sokmuş ve söz söyleme hakkını başkalarına devretmiş oluyorsunuz.

Gelelim bu güne kadar hala karar verememiş, son ana kadar bekleyecek olanlara. Eminim bu grup içinde yer alanların sayısı mecliste grup kuracak kadar bir oy potansiyeli yapıyordur. Bu gruptakilere kararlarında yardımcı olabilmek için şu soruları soralım:

AKP 13 yıldan bu yana iktidar. 13 yıl önce teslim aldıkları ülkenin durumuyla şu anki arasında ne gibi bir fark görüyorsun? Kendilerinden önce mevcut üçlü koalisyon hükümeti zamanında çok ciddi bir ekonomik kriz yaşanmış ama o kriz döneminden sonra koalisyon hükümeti yapılması gereken tüm yapısal reformları yapmış bir şekilde görevi teslim etmişti. Ki o yapısal reformlar sayesinde AKP ek hiçbir ekonomik yeni adım atmamasına rağmen 2008’de başlayan ve hala devam eden dünya ekonomik krizinden en az zararla çıktı. Buna rağmen 13 yıllık bu dönem içinde tüm dünyada yaşanan para bolluğu sayesinde yurtdışından borçlanma konusunda bir sorun yaşanmamış, akacak yer arayan uluslar arası sermeyenin bir kısmı Türkiye’ye akmıştır.

Ucuz bulunan bu yabancı sermeye gereği kadar kullanıldı mı? bu sermaye üretimi ve istihdamı artıracak yatırımlar yerine inşaata akıtılmış, yapılan bu stratejik hata nedeniyle günümüzde işsizlik rekor seviyelere çıkmış, üretimin ve ihracatın tıkanması nedeniyle döviz kurlarında yukarıya doğru fırlamalar yaşanmaya ve günlük hayatımıza olumsuz bir şekilde yansımasına neden olmuştur.

13 yıl önce Türkiye dünyanın 16’ıncı büyük ekonomisi iken bugün 19’unculuğa gerilemiştir. Yaşandığı söylenen ekonomik büyüme halka yansımamış, daha çok yaşanan rant ekonomisi nedeniyle alt ve üst gelir grupları arasındaki makas çok daha fazla açılmıştır.

Bugün 13 yıl öncesine göre daha mı özgürüz? Özgür olmak için ortada bir hukuk devletinin olması, özgürlüğü sokaktaki her vatandaşın soluması gerekiyor. Peki bugün Türkiye bir hukuk devletidir diyebilir miyiz? Mahkemelerin tek kişinin iradesiyle hareket ettiği bir ülkede demokrasiden değil diktatörlükten bahsedilir. Devir değişti deyip dün verdiği kararın bugün tam tersini veren bir yargı sistemi tüm inandırıcılığını, halkın adalete olan inancının yıkılmasına neden olmuştur..

Görevini yapmaya çalışıp da cumhurbaşkanına ve iktidara ters gelen haberler nedeniyle hapisle korkutulan gazetecilerin yanında iktidarın parasıyla beslenip asıl görevi iktidarın dalkavukluğunu yapmak olan besleme gazeteciler arasında hangisini tercih edersin?

Bugün paralel olarak suçladığı cemaat ile bu ülkeyi 12 yıl boyunca güle oynaya her türlü pisliği yaşatan kim? İki paralel yapı ile Silivri zindanları meşhur oldu. Oy kullanırken sakın bunu unutma!

AKP iktidarında paralel yapıya doyulmuyor. Düne kadar Gülen Cemaati paraleldi. Onlar gitti ama hükümete paralel olarak bir de cumhurbaşkanlığıyla paralel yapı kuruldu.

13 yıl önce terör bitirilme noktasına kadar gelmişti. Bugün o ortamdan teröristle pazarlık masasına oturma noktasına kadar geldik. Üstelik Tayip Erdoğan ve başbakan yasal partilerin başkanlarını muhatap olarak görmeyip terörist başını itibarsızlaştırıyorlar diye sitemde bulunuyor. Güler misin? Ağlar mısın?

Komşu ülkeler ile sıfır sorun parolasıyla yola çıkmışlardı. Gelinen noktada 17-25 Aralık operasyonlarında paraların sıfırlandığı gibi komşuluk ilişkileri de sıfırlandı, üstüne bir de milyonlarca Suriyeli mülteciyi ağırlarken nedensiz bir savaşın eşiğine kadar geldik. Ülkenin savcıları ve askerleri tarafından resmi tutanaklara geçirilen ve açıkça insanlıktan çıkmış terörist gruplara gittiği belli olan silahlar bu ülkenin başına daha çok bela açacak. Tepedeki muhteşem ikili bu gelişmeleri sanal alemdeki savaş oyunları gibi görüyor olabilir ama silahların gittiği o topraklarda yüz binlerce masum insan ölüyor, yurtsuz, barksız kalıyor.

Hatırlıyor musunuz bu ülkenin bir AB’ye girme ideali vardı. AKP’nin ilk yıllarında neredeyse her yıl bir kez AB’ye giriyorduk, başkent sokaklarında gündüz havai fişekler atıyorduk. Şimdi ise sadece AB’den gelen tüm tenkitleri nasıl savuştururuz telaşı içindeler.

Hala kararını verememiş olan arkadaşım! Gözlerini bir an kapat ve ülkenin genel halini canlandır. Adaletinden, sağlığına, ekonomisinden dış politikasına kadar her şeyi düşün. Hemen her noktada bir kaos var. En başta ülkenin yönetiminde bir kaos var. Kimin yötettiği belli değil. Hukuken her şeyden sorumlu olan bir başbakan fakat hukuken her şeyden sorumsuz olması gereken bir cumhurbaşkanın tüm yetkileri üzerinde topladığı bir ülke!

Bütün bu kaos ortamı seçimlerden sonra korkutmaya çalıştıkları olası bir koalisyon döneminde değil, 13 yıldır tek başına, üstelik ezici bir meclis çoğunluğuyla tek parti zamanında oluştu. Yaptıkları her şeyi ellerine yüzlerine bulaştırıp daha sonra bu halkı koalisyon ile korkutmak şark kurnazlığından, demokrasi yoksunluğundan başka bir şey değildir.

Seçim döneminin başlarında hanedanın damadı Berat Albayrak “bu seçim son iki yüzyılın en önemli seçimidir” demişti. Bu söz üzerinde fazla durulmadı fakat iki yüzyıl önce Tanzimat ile bu topraklarda demokrasinin ilk adımları atılmaya başlanmıştı. Aradan geçen bu süre içinde az da olsa bir demokrasi kültürü oluşmuş fakat 13 yıllık tek parti döneminin sonunda geldiğimiz nokta baskının, zulmün, tek adam hakimiyetin kurumsallaştığı bir ülke olduk. İşte vereceğin karar bu baskı ve zulmün devam etmesi mi yoksa aydınlığa doğru bir ilk adım mı olacak? Karar senin!

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum