KAZANAN TÜRKİYE VE DEMOKRASİ OLDU

Cumhuriyet tarihinin en kritik seçimini geride bıraktık. Çıkan sonuçlara ilk baktığımızda Türkiye’nin ve demokrasinin kazandığını net şekilde söyleyebiliriz. Neden en kritik? Çünkü Tayyip Erdoğan ile geldiğimiz nokta tek adam hakimiyetindeki Türkiye’nin uçurumdan yuvarlanmaya başladığı ve ancak bir mucizenin ülkeyi kurtarabileceğiydi. O mucizeyi 7 Haziran seçimleri gerçekleştirdi. 7 Haziranda tek adam karşısında hazır ola geçmiş bir; […]

KAZANAN TÜRKİYE VE DEMOKRASİ OLDU

Tamer KAYIKÇI

Cumhuriyet tarihinin en kritik seçimini geride bıraktık. Çıkan sonuçlara ilk baktığımızda Türkiye’nin ve demokrasinin kazandığını net şekilde söyleyebiliriz.

Neden en kritik? Çünkü Tayyip Erdoğan ile geldiğimiz nokta tek adam hakimiyetindeki Türkiye’nin uçurumdan yuvarlanmaya başladığı ve ancak bir mucizenin ülkeyi kurtarabileceğiydi. O mucizeyi 7 Haziran seçimleri gerçekleştirdi.

7 Haziranda tek adam karşısında hazır ola geçmiş bir;

İktidar partisi ve başbakan

Meclis çoğunluğu ve meclis başkanı

Yargı

Medya

AKP il başkanı gibi hareket eden valiler ve devletin tüm bürokrasisi

Üniversiteler

Sivil toplum kuruluşları vardı.

Bu saydıklarımızın çoğu içine düştükleri bu çukuru hazmedemiyorlardı belki ama o tek adam her şey benim olacak deyip tüm ülkeyi kendisiyle beraber uçurumdan yuvarladı.

Seçimde çıkan sonuçlarla şimdi o uçurumdaki bir ağaç dalına tutunmuş ve kendimizi yukarı çekecek yolları arayan adam gibiyiz.

Çıkan sonuçta AKP dışındaki diğer partiler akılcı davranırlarsa o uçurumdan yukarı doğru çıkıp kurtulabiliriz. CHP, MHP ve HDP 13 yıldır yok olan demokrasi ortamını tamir edip normal düzene geçinceye kadar bir restorasyon hükümeti kurabilirler.

Bu restorasyon hükümeti ile AKP döneminde çıkan tüm anti demokratik yasalar düzeltilebilir, yargıdan kaçırılan tüm dosyalar tekrar kölelikten kurtarılmış yargıya teslim edilebilir, yargı ve üniversiteler üzerindeki vesayet sistemi kaldırılır ve en önemlisi yarınları kurtarabilmek için Bilal Oğlan’ın hobi bahçesine ve camiye dönüştürülen okullar laik, çağdaş, pozitif bilimlere inanmış bir milli eğitim sistemine tekrar geri getirilebilir. Hukuksuzluğu kurumlaştırıp kaçak sarayda oturan da hukuk çerçevesine tekrar oturtulur ve oluşan o sağlıklı ortamda tekrar sağlıklı bir seçime gidilir.

Bu seçimlerde ilk bakışta CHP önceki seçimlere göre oy oranını koruduğu fakat AKP’nin çöktüğü bir dönemde oylarının artması beklentisi olduğu için başarısız olarak görünüyor. Fakat politikada her zaman iki artı iki dört yapmıyor. Pragmatik düşünüldüğünde evet AKP’den kopan bir kısım oy CHP’ye geldi ama CHP’den daha büyük bir oran AKP’nin istenen çoğunluğu yakalamasını engellemek, barajın altında kalması nedeniyle AKP gidecek oyların önüne geçebilmek için oylarını bilinçli ve emanet olarak HDP’ye kaydırdı. Bu şekilde olacağı seçimlerden önce de çok net görünüyordu ve bu düşüncemi seçimlerden bir gün önce sosyal medyadan duyurmuştum. Sonuçta istenen de olmuştur. HDP barajın altında kalmış olsa AKP bugün tek başına hükümeti kuracak çoğunlu elde etmiş ve beklediğimiz bu demokrasi ortamı da başka bir bahara kalmış olacaktı. HDP’ye emanet giden 3-4 puan oy gitmeyip de CHP’de kalsaydı ve HDP barajı aşmasaydı AKP bugün yine tek başına iktidardı. CHP’nin yenilmiş havasında galip gibi davranmasının sebebi budur. Şunu da belirtelim eğer baraj yüzde 10 değil de yüzde 5 olsaydı CHP’nin oyları 3-4 puan daha artmış olacaktı. Geçen dönemde MHP’yi kurtaran CHP seçmeni bu dönem de HDP’yi kurtarmış oldu. Bakalım CHP’li seçmen kendi partisini ne zaman kurtaracak!

HDP’ye ödünç giden oyların bir başka yararı daha oldu. O emanet oylar hem HDP’yi hem de dağdaki terörist PKK’yi ipotek altına sokmuştur. Denmiştir ki dağdaki silahların gölgesinde politika yapma, gel medeni şekilde mecliste bilek güreşine gir. Sana bu fırsatı tanıyorum. Olur da o silahlar tekrar konuşursa gelen emanet oyların hepsi geldiği yere geri gider. Ben bundan böyle PKK’nin kolay eylem yapabileceğini zannetmiyorum.

Şimdiye kadar AKP ile terörist başı Türk milliyetçiliğini ayaklar altına alıp Kürt milliyetçiliğini kışkırtarak politika yapıyordu. MHP’nin oy artışının sebebi budur. Eğer MHP kaçak güreşmeyip sorumlu davranırsa taşın altına elini sokup üzerine düşen görevi yapması gerekir. Her iki taraf da incitilmeden, bu devletin kurucu unsurları olarak masada sorunlar tartışılıp bir sonuca ulaşılabilir.

AKP için aslında sonun başlangıcı bu seçimler ile başlamamıştır. AKP’nin gerçek yüzü Gezi olaylarında maskesi düşürülerek ortaya çıkarılmış ve ondan sonra düşüş başlamıştır. AKP şu an burnu aşağı doğru dönmüş ve bir türlü havaya kaldırılamayan uçak gibi hızla irtifa kaybedecektir. Çünkü bundan sonra hükümet kurar ya da kuramaz mecliste 7 Hazirandan öncesinde olduğu gibi istediği şekilde at koşturamayacak, anayasaya aykırı olduğunu bildiği yasaları göz göre göre çıkaramayacaktır. Tüm televizyon kanallarını denetleyen RTÜK’de çoğunluğu kaybetmiştir. AKP’nin yan kuruluşu olarak çalışan HSYK ayağını denk alacaktır. AKP şimdiye kadar yaptığı tüm harcamaları meclisten kaçırmayı başardı. Sayıştay o denetim raporlarını meclise gönderdiğinde tüm pislikler daha net ortaya çıkacaktır. Kaçak saraydaki her an oradan düşürülme korkusuyla yaşayıp duracaktır. Bütün bunlardan mahrum olan ve çıkarları için bir araya gelen bir AKP dağılmaya mahkumdur. Tıpkı ANAP ve DYP gibi! Peki bu çözüm mü? Tabii ki değil. Demokrasiyi özümsemiş ve sağa liderlik yapacak bir partiye bu ülkenin acilen ihtiyacı var. AKP kendi içinde gerekli değişiklikleri yapar ve üzerindeki vesayetten kurtulursa bunu tekrar üstlenebilir.

Kirlenen suyun belirli bir orandan sonra kendi kendini temizleme özelliği vardır. Oksijen ve güneş ışınları suya işlediği zaman su yavaş yavaş kendini yeniler. 8 haziran sabahından bu yana ben de ülkemde kirlenen ortamın biraz olsun hava almaya başladığını ve her gün biraz daha demokrasiye doğru kayacağını umuyorum. Demokrasinin işlemesiyle sistemi bulanıklaştıran, kirleten tüm unsurlar yok olacaktır. Bu temiz ortamı sağlamak için de bu millet muhalefetteki üç partiye yetki vermiştir. Bu görevden kaçmak demokrasiye olan inancı da sarsacaktır.

Yorumlar

yorum