" />
bayan escort kuşadası
bursa escort
ümraniye escort
escort izmir
USD
3,5087
EURO
4,1751
ALTIN
146,8538

   HALA UÇURUMDA AĞACA TUTUNMUŞ BEKLİYORUZ

Geçen yazımızda 7 Haziran sonuçları üzerine yazarken Türkiye’yi uçurumdan yuvarlanırken bir mucize olarak son anda karşısına çıkan bir dala tutunmuş ve yukarı doğru tırmanmayı bekler durumda olduğunu belirtmiştik. Aradan bir hafta geçti. Değişen bir şey yok. Hala o uçurumda ağaca tutunmuş şekilde bekler durumdayız. MHP Kürtler varsa ben yokum diyor, Kürtler aldıkları oy oranıyla sarhoş […]

   HALA UÇURUMDA AĞACA TUTUNMUŞ BEKLİYORUZ
Yazı fontunu küçültür Yazı fontunu büyütür

Tamer KAYIKÇI

Geçen yazımızda 7 Haziran sonuçları üzerine yazarken Türkiye’yi uçurumdan yuvarlanırken bir mucize olarak son anda karşısına çıkan bir dala tutunmuş ve yukarı doğru tırmanmayı bekler durumda olduğunu belirtmiştik.

Aradan bir hafta geçti. Değişen bir şey yok. Hala o uçurumda ağaca tutunmuş şekilde bekler durumdayız.

MHP Kürtler varsa ben yokum diyor,

Kürtler aldıkları oy oranıyla sarhoş olmuşlar, şu an sadece seyrediyorlar,

İçlerinde durumun önemini kavramış ve bu yönde sorumlu açıklamalar yapan bir tek CHP var.

Bir haftalık süre içinde gelişen tek somut olay; kaçak sarayda oturan zat seçim yenilgisiyle üzerinde dolaşan kara bulutları dağıtmak için kendine göre hamleler atmaya çalışıyor ve hala bu ülkede siyasete kendisinin yön verdiğini hissettirmeye çalışıyor.

Bu konudaki en belirgin gelişme kuşkusuz Deniz Baykal’la yapılan görüşme oldu. Siz kameraların önünde yapılan açıklamaların hiç birisine bakmayın. 2,5 saat süren görüşmede inanın çok daha derin konular görüşülmüştür. Umarım daha sonra bu görüşme bir zamanlar bir genelkurmay başkanı ile yapılan Dolmabahçe görüşmesi gibi kapalı kapılar ardında kirli kararlar alınmış gibi anılmaz.

Ben Deniz Baykal’ın gerek parti içi gerekse diğer alanlardaki icraatlarında birçok konuda eleştirirken özellikle muhtar bile olamayacak olan Tayyip’in anayasa değişikliği ile önünün açılması ve RTÜK kanununda yapılan değişikliğe destek verirken büyük hatalar yapıldığını her zaman dile getirmişimdir.

Birincisi Tayyip’in siyaset yapmasının önündeki engel kaldırılırken öncelikle hakkında açılan birçok yolsuzluk davasından yargılanabilmesi için dokunulmazlıkların kaldırılması gerekiyordu ve bu yapıldıktan sonra seçilmesinin önündeki engellerin kaldırılması gerekirdi. Bu yapılmadı.

İkincisi AKP ve Tayyip Gülen cemaati ile yaptığı işbirliği bütün yalanlarını halka yutturmak, tüm muhaliflerin sesini kesmek ve bunu yaparken ihtiyaç duyduğu medya kuvvetlerini devreye sokabilmesi için RTÜK’ün AKP’ye bağlı bir şube gibi çalışması gerekiyordu. Bu konuda mutlak çoğunluğu ele geçireceğini bile bile Baykal gidip AKP’nin RTÜK’le ilgili yapılan yasal değişikliğe destek verdi. RTÜK, TUBİTAK gibi kurumlar ele geçirilince Ergenekon, Balyoz gibi davaların düğmesine basıldı.

Bu iki olay bile Baykal’ın ne kadar sığ düşündüğünün kanıtıdır. Tayyip’in görüşmeye çağırmasıyla koşar adım görüşülmeye gidilmesi de yanlıştır. Hukuksuzluğun simgesi haline gelmiş biriyle sol’un ister istemez simgesi haline gelmiş birisinin yan yana çekilmiş fotoğrafından hukuksuzluğun simgesi haline gelmiş kişi lehine bir meşruiyet anlamı çıkacağı kaçınılmazdır.

Saray entrikaları devam ederken şu an fırtına öncesi sessizliği gibi görünen hareketsizliğin arkasında partiler arasında devam eden gizli temasların varlığından da emin olabilirsiniz. En görünmez, akla yatmaz olasılıkların bile değerlendirildiği, özellikle AKP’nin iktidarda varsak yaşarız, yoksak yarınımız da olmayacak gerçeğini bildiğinden iktidarda kalabilmek için yapmayacağı şey olmayacaktır. AKP’nin ilkesi, kuralları vardır diyenlere bakmayın şimdiye kadar kuralsızlık, ilkesizlik başköşedeydi.

Geçen haftaki yazımızda muhalefetteki üç partinin akılcı bir yaklaşımla bir araya gelip bir restorasyon hükümeti kurmaları gerektiğini söylemiştik. CHP’den bu konuda görüşümüzü destekler birçok açıklama yapıldı ki mantıklı olan bu. Basına yansıyan ve partilerin kırmızı çizgilerini belirttikleri açıklamalar ne kadar doğru bilemeyiz ama muhalefetteki partilerden bizim düşündüğümüz gibi düşünen çok insan olduğunu ve AKP ile yapılacak herhangi bir koalisyonun kendilerinin de sonu olacağını bildiklerini tahmin ediyoruz. En azından bizim gibi gariban bir köşe yazarı bunları görüyorsa o partilerin kodamanlarının da bunları düşüneceğini görmek istiyoruz. Ne yapalım ki fakirin ekmeği umuttur.

Seçimden önce halka vaat ettikleri, AKP’nin hukuk devletini çadır devletine dönüştürdüğü bir sürecin hesabını vermesi gerektiğini, demokrasilerde asıl olanın hesap verilebilirlik olduğunu bu halka göstermek gerekiyor. Zaten bu halk da bunun için yüzde 60 oranında hesap sorabilir bir blok oluşturmadı mı? 3 muhalefet partisinin bu gerçeği çok iyi görmüş olması gerekir. Sağlıklı bir siyaset ortamının oluşması, seçimlerde yaşanan haksız rekabet ortamın bertaraf edilmesi için belirli bir süre özellikle MHP ile HDP’nin baltalarını gömmeleri gerekiyor. Uluslar arası sermayenin ılımlı İslam sosuna bulayıp pazarladıkları partiyle şimdiye kadar kendilerine en iyi hizmeti yapan, bir savaşta dahi elde edemeyecekleri kazançları kendilerine sunan bu senaryonun bozulması gerekiyor. Çünkü söz konusu olan vatan! Ve söz konusu vatansa gerisi teferruattır.

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.