SEÇİM SONUÇLARINI DOĞRU OKUYABİLMEK

  Türkiye Cumhuriyeti kuruluş aşamasından bu güne geçen tarihinde hep vesayetlerin gölgesinde yaşadı. Kuruluş esnasında aydınların ve askerlerin vesayeti Atatürk’ün liderliğinde bu ulusu Ortaçağ karanlığından çıkarıp modern bir toplum yaratma yolunda önemli adımlar attı. Sonraki dönemde askerlerin tek başına vesayeti yakın döneme kadar damgasını vurdu. Bu dönemlerde birçok darbe yaşandı. Darbe ürünü getirilen hukukun içinde […]

SEÇİM SONUÇLARINI DOĞRU OKUYABİLMEK

 

Türkiye Cumhuriyeti kuruluş aşamasından bu güne geçen tarihinde hep vesayetlerin gölgesinde yaşadı.

Kuruluş esnasında aydınların ve askerlerin vesayeti Atatürk’ün liderliğinde bu ulusu Ortaçağ karanlığından çıkarıp modern bir toplum yaratma yolunda önemli adımlar attı.

Sonraki dönemde askerlerin tek başına vesayeti yakın döneme kadar damgasını vurdu. Bu dönemlerde birçok darbe yaşandı. Darbe ürünü getirilen hukukun içinde hep bu vesayeti hatırlatacak düzenlemeler yapıldı.

AKP’nin askerin vesayetini kırmak için cemaat ile ortaklaşa tezgahladığı Ergenekon ve Balyoz davalarıyla bunu başarmaya çalıştıysa da sonuçta yenik düştü. Neden?

Çünkü gerek kuruluş gerekse AKP öncesi dönemine kadar her ne kadar darbeler ile bir vesayet sistemi oluşturulmuşsa da bunlarda hep halkın örtülü ya da açık bir desteği vardı. Oysa AKP’nin oluşturmaya çalıştığı ve halen hissedilen vesayetin içinde baskıcı, gerici, hukuktan yoksun bir düzen olduğu anlaşıldığı için halk 7 Hazirandaki seçimde buna dur dedi. 7 Haziran seçimlerinin en net özeti budur. Ben sana bu ülkeyi ortaçağ karanlığına götürecek yetkiyi vermiyorum dedi.

Seçimlerden bu yana geçen süre içinde medyaya yansıyan haberlerde muhalefet partilerinin, özellikle MHP’nin bunu okumakta zorlandığını, halkın kendilerine verdiğin görevin ayırdında olmadıkları bir izlenim ortaya çıkıyor.

MHP kanadından gelen haberlerde kırmızı çizgisinin HDP ile yan yana görünmekten kaçındığı yönünde. Oysa o partiye verilen milyonlarca oyun yadsınması olanaksız ve MHP seçimlerde kendisine verilen görevi doğru okuyabilirse taşın altına elini sokmak zorunda. Bu ülkenin en büyük sorunlarından bir tanesi doğu sorunuysa bunu muhataplarıyla görüşmekten, onlarla yan yana durmaktan kaçmaması gerekiyor. Sonuçta o milyonlarca kişi de bu ülkenin vatandaşları.

Önceki yazımızda da açıkça belirtmiştik. İki ayrı uçta gibi görünen MHP ile HDP’nin savaş baltalarını gömerek CHP önderliğinde belirli bir süre hükümeti kurarak önceden belirtilmiş bir seçim tarihine kadar bu ülkeyi sağlıklı şartlar altında, AKP’nin hükümette olmadığı bir ortamda seçime götürmek zorundadır.

O sağlıklı şartların en başında seçim barajının düşürülmesi ve böylece HDP’nin barajı geçmesi için bu partiye giden emanet oyların gerçek sahiplerine dönmesinin önünün açılması gerekiyor.

Devletin tüm olanaklarını cumhurbaşkanı ile beraber AKP’ye akıtan adaletsiz seçim ortamının bertaraf edilmesi gerekiyor. Güce tapan ve o güçten nasibini almak isteyenler sayesinde AKP’ye kayan oyların önlenmesi ile 7 Haziran seçimlerinde muhalefet partilerinin aldığı oy oranlarından çok daha fazlasını almasının önünün açılması ve mecliste daha güçlü temsil edilmelerinin sağlanması gerçekleştirilebilir.

Kısaca muhalefetteki üç parti tüm kırmızı çizgilerini bir süre unutup ilk meclisin yaptığı gibi kuruluş ruhuyla ortak hareket etmesi gerekiyor. Meclisin o ilk ruhunda ülkeyi düşman topraklarından kurtarmak yatıyordu ve bunun için emperyal devletlerle savaşmak gerekiyordu.

AKP ABD’nin büyük Ortadoğu projesi kapsamında tasarladığı bir projedir. AKP’yi kullanarak ulusal varlıkların büyük bir kısmı uluslararası sermayenin kontrolüne geçmiştir. Yurtdışında ise AKP’nin piyonluğu aracılığıyla Ortadoğu kan gölüne dönmüş, savaş sınırlarımıza dayanmıştır. Irak ve Suriye devletleri bugün fiilen yok hükmümdedir. Recep Tayip ile AKP’nin burada ulusal merkezi hükümetleri desteklemesi yerine özellikle mezhepsel ayrılıklar gözetilerek ayrılıkçılara verilen açık destek sayesinde Orta doğunun kan gölüne dönmesindeki en büyük sorumluluk bu ikiliye düşmektedir.

Türkiye’nin tekrar Atatürk’ün çizdiği “yurtta barış, dünyada barış” çizgisine dönmesiyle orta doğu da rahat bir nefes almaya başlayacaktır. Bunun için de AKP’nin dışarıda kalacağı bir hükümetin acilen kurulması ve yangına dur denmesi gerekiyor. AKP’nin dışarıda kalarak oluşturulacak bir hükümet aynı zamanda uluslar arası sermeyenin bir kez daha yenilmesi anlamına da gelmiş olacaktır. MHP’nin bunları düşünerek bugün kamuoyuna yansıyan fantezilerini bir kez daha düşünmesi gerekiyor.

tamerkayikci@yahoo.com

 

Yorumlar

yorum