AHMET DAVUTOĞLU’NA ÇAĞRI

Uzun yıllar akademisyenlik yaptınız. Bu yıllar içerisinde düşüncelerinizi “Stratejik Derinlik” adlı kitapta topladınız. Günümüzün akademik dünyasında sizin mertebenize ulaşmış birçok kişinin okunacak bir kitabı dahi bulunmadığını düşünürsek sizin tartışılacak bir kitaba sahip olmanız övgüye değer. Kitapta yer alan düşünceleriniz doğru ya da yanlış olabilir. Siyasi hayatınızda bunları gerçekleştirmeye çalıştığınızda sonuçta Türkiye derin bir yalnızlığa büründü. […]

   AHMET DAVUTOĞLU’NA ÇAĞRI

Tamer KAYIKÇI

Uzun yıllar akademisyenlik yaptınız. Bu yıllar içerisinde düşüncelerinizi “Stratejik Derinlik” adlı kitapta topladınız.

Günümüzün akademik dünyasında sizin mertebenize ulaşmış birçok kişinin okunacak bir kitabı dahi bulunmadığını düşünürsek sizin tartışılacak bir kitaba sahip olmanız övgüye değer.

Kitapta yer alan düşünceleriniz doğru ya da yanlış olabilir. Siyasi hayatınızda bunları gerçekleştirmeye çalıştığınızda sonuçta Türkiye derin bir yalnızlığa büründü. Demek ki yanlış olan noktalar fazla. Akademik hayatınızdaki düşünceleriniz sayesinde uzun yıllar başbakanın danışmanlığını ve daha sonra dışişlerinin başında bakan olarak görev yaptınız. Dolayısıyla Türk dış politikasının şekillenmesinde başrol oynadınız.

Daha sonra da Tayip Erdoğan’ın cumhurbaşkanlığına yolculuğuyla kendisi tarafından başbakanlığa uygun bulundunuz ve atandınız.

Başbakanlığa atanırken tüm dünyanın bildiği gibi buraya başarılarınız, kariyeriniz sayesinde seçilmediniz. Zira Türk Dış Politikası sizin döneminizde Cumhuriyet tarihinde hiç olmadığı kadar çuvallamış durumda. Yine hepimizin, tüm dünyanın bildiği gibi Tayyip Erdoğan kendine hiç sorun çıkarmayacak, kendisinin tüm dediklerini harfiyen yerine getirecek, içinizde en uysal sizi gördüğü için bu göreve layık görüldünüz.

Bu seçiminde de ne kadar isabetli olduğunu aradan geçen bir yıla yakın bir sürede görmüş olduk. Bu bir yıllık süre içinde Tayyip Erdoğan cumhurbaşkanlığına paralel olarak bir de başbakanlığı yürütmüş oldu ve buna hiç ses çıkarmadınız, çıkaramadınız.

Kendinizin ve kendi partili bir çok vekilinizin bile kabul ettiği 17-25 aralık yolsuzluk dosyalarında adı geçenleri yargıya çıkarmayı istemenize rağmen tepeden gelen emirle hiç istememenize rağmen onları mecliste akladınız.

Uzaktan kumandalı bu pozisyonunuzu ve başınızdaki reisin tek adamlığa oynamasını halk onaylamadı ve egemenliğin tek adamda değil millette olduğunu bir kez daha göstermiş oldu.

İçinde bulunduğunuz konum aslında yine yakın tarihte uysal olduğu için Özal tarafından sizin mevkiinize atanmış, birçok fıkraya konu olmuş olan Yıldırım Akbulut’a çok benziyor. Fakat Yıldırım Akbulut basiretli davranmış ve Özal’ın tüm dayatmalarına, yine bugün olduğu gibi yapılan savaş çığırtkanlığına kulak vermemiş ve onurlu bir şekilde görevini yerine getirmişti.

Siz uysal olduğunuz, Tayyip Erdoğan’ın sözünden çıkmayacağınız için o makama getirildiniz ama sizin yerinizde kim olsaydı yine aynı şekilde yukarıdan müdahale ile karşılaşacaktı. Beraber yola çıktığı tüm yol arkadaşlarını bir bir pasifize ederek kendi tek adamlığını ilan eden bir kişiden partiyi bir başkasına yedirmesini beklemek hayal olurdu.

Kendi partilileriniz sizi yarı yolda bıraktı ama son seçimlerde bu millet aslında sizi Kaçak Sarayda oturan kişiye karşı bağımsızlığınızı ilan etmek için güzel bir fırsat verdi. Seçim çalışmaları döneminde sizden hesap soracağını ayan bayan ilan eden MHP’li Bahçeli HDP’li koalisyon seçeneğini elinin tersiyle itince sizin partinizin devrede olmayacağı bir koalisyon ihtimali bırakmadı. HDP’nin olmadığı her koalisyon seçeneğinde sizin partiniz yer almak zorunda. Bu köşenin okurları bilir ki en ideal koalisyon AKP’nin dışarıda kalacağı diğer üç partinin bir araya gelip kuracağı koalisyon idi. Ama MHP yine AKP’nin stepneliğine devam etti.

Koalisyon görüşmelerinde eğer akıllıca hareket ederseniz hem parti içindeki konumunuzu güçlendirmiş olursunuz hem de kaçak saraydakine karşı bağımsızlığınızı ilan etmiş olursunuz. Zaten halkın da sizden beklediği bu! Bir parti başkanına, bir başbakana yakışır şekilde hareket etmek. Koalisyon görüşmelerinde hükümet kuracağınız partiye sahip olduğunuz fazla vekil sayısına bakmadan eşit konumda haklar, yetkiler verirseniz üstlenmiş olacağınız sorumluluğu da eşit şekilde paylaşmış olursunuz. Koalisyon ortağınızdan aldığınız destek ile de kaçak saraydakinin hükümetin işlerine karışmasının önüne geçmiş olursunuz.

Koalisyonu hangi partiyle kurarsınız bilemem ama dışişlerini muhakkak ortağınıza veriniz. Çünkü şimdiye kadar savunduğunuz fikirler ile dünyada yalnızlaşan bir Türkiyeyarattınız. İzlediğiniz bu politikalar ile aynı zamanda savaş ile de yüz yüze gelmiş durumdayız. Sizi ve ülkeyi bu durumdan ancak sizden ve partinizden bağımsız başka bir güç yerine getirebilir. Savaş ortamında bir ülkeye ne yatırım gelir, ne turist gelir.

Partiniz son seçimlerle beraber inişe geçmiştir. Sizden önceki iktidar olmuş sağ partilerin tarihini incelediğimiz zaman onların da bu şekilde inişe geçtikten sonra yok olduğunu görüyoruz. ANAP bunun en güzel örneği. Eğer siz de aynı akıbet ile karşılaşmak istemiyorsanız koalisyonda kendinizi yenileme olanağını yaratın. Bu da ancak güçlü bir koalisyon protokolü ve vesayetten kurtulma ile gerçekleşir. Bu imkanı kendinize tanıyın.

Kaçak sarayda oturan kişi muhalif partilere sorumluluk çağrısı yaptı. Fakat bu sorumluluk çağrısı muhalefet partilerinden çok kendi partisi tarafından duyulsa bu ülkeye çok daha faydalı olmuş olacak. Sayın Davutoğlu bu ülkenin geleceği için siz de üzerinize düşen sorumluluğu unutmayın.

Yorumlar

yorum