MHP’ NİN MÜPTEZELLİYETÇİLİĞİ ve ÜÇÜNCÜ MC HÜKÜMETİ

Meclis başkanı seçildi. Çok detayına girmeden net bir şekilde ifade edeyim; MHP artık iyice müptezelleştiği bir bakış açısıyla AKP’ ye baston oldu. Bu durum karşısında şaşırmamak gerekir. Benim asıl kaygım MHP’ nin son bir destekle Suriye’ ye yapılacak bir operasyona destek vermesi. Bekleyip göreceğiz. Meclis başkanlığı seçiminin sonuçlarını doğuran şartlar yadırganmamalı. Benim önemsediğim nokta MHP’ […]

MHP’ NİN MÜPTEZELLİYETÇİLİĞİ ve ÜÇÜNCÜ MC HÜKÜMETİ

Melih BağcıMeclis başkanı seçildi. Çok detayına girmeden net bir şekilde ifade edeyim; MHP artık iyice müptezelleştiği bir bakış açısıyla AKP’ ye baston oldu. Bu durum karşısında şaşırmamak gerekir. Benim asıl kaygım MHP’ nin son bir destekle Suriye’ ye yapılacak bir operasyona destek vermesi. Bekleyip göreceğiz.

Meclis başkanlığı seçiminin sonuçlarını doğuran şartlar yadırganmamalı. Benim önemsediğim nokta MHP’ nin Ekmeleddin İhsanoğlu’ nu aday göstermesi ve sonuca etkisinin de bu noktadan değerlendirilmesi.

 

Ve en önemli konu ise CHP’ nin yaşanan bu süreci nasıl okuyacağı ve bundan sonra şekillenecek olan Türkiye Siyaseti içinde “Sol” adına ne yapacağı. Bunun içinde Cumhurbaşkanlığı Seçimi öncesi çatı aday formülü üzerinden Ekmeleddin İhsanoğlu’ nun aday gösterilmesinin ardından, 17 Haziran 2014’ de kaleme aldığım bir yazıyı hatırlatmak da yarar görüyorum.

“ÇATI ADAY ÇATIRDAR

Aylardır süregelen çatı aday tartışmaları bugün yeni bir boyut kazandı. Sürecin sonunda İhsanoğlu aday olarak kalabilir mi bilmem ama bugün yapılan açıklamalardan anlaşılan, muhalefetin her açıdan çuvalladığının göstergesidir. Bir CHP üyesi olarak bugün yaşananlara “ Ne bu? – Şaka mı?” demekten başka bir şey yapamadım. Ve bu şaka Tayyip Erdoğan’ ı adım adım cumhurbaşkanlığına, Türkiye’yi de zaten fiilen kurumsallaşan tek adam yönetiminden resmen kurumsallaşmış bir tek adam yönetimine götürecek anlaşılan.
Bu olayı üç açıdan değerlendirmeliyiz.

 

SEÇİM KAZANABİLME STRATEJİSİ AÇISINDAN BİR İFLASTIR.

 

İlk kez halk oylamasıyla yapılacak bir cumhurbaşkanlığı seçiminde; üç yaşındaki çocukların bile bir şekilde tanıdığı Tayyip Erdoğan’ ın karşısına toplumun % 95 ‘ inin ismini bugün duyduğu bir akademisyeni çıkartmak seçimi zaten baştan kaybetmeyi kabullenmişlikten başka bir anlam ifade etmiyor. Prof. Ekmeleddin İhsanoğlu’ nun birikimini ya da siyasal duruşunu değerlendirmek gibi bir kaygının dışında düşündüğümüzde bile bu durum çatı aday formülasyonunun çöküş göstergesidir.
Somut olarak örneklendirmek gerekirse; 12 Eylül 2010 referandumunda da iki parti aynı dili konuşmuş olmasına rağmen Tayyip Erdoğan her iki tabandan da oy alarak EVET’ i sandıktan çıkarmayı başarmıştır. Nedenlerine uzun uzun değinmeyeceğim ancak şunu belirtmek isterim; O dönem eleştirdiğimiz – ki bana göre fikir fakirliğinin ya da bilgi kirliliğinin ulaştığı en cahil-kör nokta olan- “YETMEZ AMA EVET” çilik anlayışı (Bugün bir çoğu günah çıkarma yarışı içinde) yapılacak cumhubaşkanlığı seçiminde Tayyip Erdoğan derse öyle zannediyorum söyleyecek fazla bir sözümüz olmayacak. Kime karşı kimi desteklediklerini bu kez daha iyi anlayabiliriz.

 

VARSAYILAN, FAKAT GERÇEKLİĞİ OLMAYAN MİLLİYETÇİ SAĞ – MİLLİYETÇİ SOL İTTİFAKI VE SOLSUZ SİYASET HESAPLARI.

Türkiye’ de giderek sertleşen Tayyip Erdoğan rejimine karşı zaman zaman şartlara bağlı birleşen CHP ve MHP tabanlarının yaptığı bu ittifaklardan bazı kazanımlar elde edildiği sanılmış ve bu sanılanın nasıl bir siyasal atmosfer oluşturduğu doğru yorumlanamamıştır. Bu ittifaklar ağırlıklı olarak batı bölgesi seçmeni üzerinde etkili olmuş ve iki parti tabanında cumhuriyetçilik ve milliyetçilik hassasiyetleri üzerinden birbiri arasında kaygan bir seçmen zemini oluşturmuştu. Buna istinaden üretilen bu çatı aday formülünden CHP ağır bir yara almıştır. İhsanoğlu’ nun kamuoyuna yansıyan özgeçmişiyle birlikte CHP tabanından aldığı tepkilerin haklılığını tartışmaya dahi gerek yok.
MHP çatı aday safsatasını ortaya atarak CHP’ yi bir aday tespitine zorlamış ve kendi tabanında pek de sorgulanmayan bir ismi CHP ağzından kamuoyuna deklare ettirerek orta vadede AKP’ nin alternatifi olma niyetini açıkça ortaya koymuştur. Yarının Türkiye’ sinde muhafazakar sağın alternatifi milliyetçi sağ olsun istenirken CHP hala sağa açılım adı altında nasıl bir girdaba girdiğinin farkında değil midir.?

ORTADOĞU’ NUN GELDİĞİ NOKTA AÇISINDAN SON DERECE YANLIŞ
BİR TERCİHTİR.

Amerika’ nın Irak’ı işgal edip Saddam’ devirmesiyle başlayan, bir zamanlar Arap Baharı da denilen ama gelinen noktada bir “Arap Kanlı Kışı” diyebileceğimiz bir sürecin Eşbaşkanı olmasıyla övünen birinin karşısında oradaki süreçlere demokratik tavır takınamayarak hiçbir beklentiye karşılık verememiş birini çıkarmak geleceğimiz için son derece tehlikeli. Sınırımıza dayanmış IŞİD vahşetinin suç ortaklığını yaparak bölge üzerinde emperyalizmin şakşakçılığını yapanlara, bu eksende Arap halklarına hamilik yapma çabasında olanlara karşı sosyal demokrasinin çıkaracağı aday barış adına Araplar’ la kardeşlik iddiasında olan biri olmalıydı ve bunu başarabilecek kadrolar elinde mevcutken başka odaklara hiç de ihtiyacı yoktu.
Maalesef CHP yukarıda belirttiklerimi düşünmeksizin, görevinin sadece Tayyip Erdoğan’ a karşı olmaktan ibaret olduğunu düşünüyor ve tüm siyasetini bu kısır fikre sıkıştırıyor. Umarım yanılırım.”   Melih Bağcı. 17/06/2014

 

O gün yaptığımız bu değerlendirmelerin bazılarının, bugün somutlaştığını görüyoruz. Haksızlık yapmayalım CHP, o günden bugüne yaptığı hatalarını fark ederek bazı değişimleri eyleme koydu ancak, yeterli düzeyde olmadığının da altını çizmeliyiz. Ancak, bir yıl önce kaygılandığımız en önemli nokta olan; Türkiye Siyaseti’ nin makro yapısının, solsuz, sağ ve sığ bir zemine oturtulmak istenmesi, görüyoruz ki sonuçlandırılmak isteniyor. Bu sonuç da; Meclis başkanlığı seçiminde, dolaylı da olsa bir “Milliyetçi Muhafazakâr” ittifakın ve sonrasında da Üçüncü MC Hükümeti’ nin altyapısı şeklinde karşımıza çıktı.

Yorumlar

yorum