YUNAN HALKI’ NIN “HAYIR” I İLE YETMEZ AMA EVET İLİŞKİSİ

Haftasonu Yunanistan’ da bir referandum yapıldı ve Yunan Halkı Avrupa’ nın kendi üzerlerinde kurmak istediği baskıya HAYIR dedi. Bu durum üzerine elbette birçok yorum, ekonomik analiz yapılabilir. Bu durumun, hem Türkiye hem de, dünya ekonomisi açısından değerlendirmeleri de yapılacaktır. Zaten, Merkel ve Hollande hemen durumu değerlendirdiler. Ancak, kanımca bunların hiçbir anlamı yok. Çünkü Yunan Halkı […]

YUNAN HALKI’ NIN “HAYIR” I İLE YETMEZ AMA EVET İLİŞKİSİ

Melih BağcıHaftasonu Yunanistan’ da bir referandum yapıldı ve Yunan Halkı Avrupa’ nın kendi üzerlerinde kurmak istediği baskıya HAYIR dedi.

Bu durum üzerine elbette birçok yorum, ekonomik analiz yapılabilir. Bu durumun, hem Türkiye hem de, dünya ekonomisi açısından değerlendirmeleri de yapılacaktır.

Zaten, Merkel ve Hollande hemen durumu değerlendirdiler.

Ancak, kanımca bunların hiçbir anlamı yok. Çünkü Yunan Halkı sadece Yunanistan’ ın iç ekonomik yapısına dönük bir irade koymanın ötesinde küresel kapitalizmin içine düştüğü (aslında tarih boyunca içinden çıkamadığı) güven sorununu deşifre etmiş oldu. Egemenlerin yaydığı endişe havasına boyun eğmeden onurlu bir tavır alarak korkmamanın ne olduğunu bize anlattı.

Artık halklar kapitalizme inanmıyor ve güvenmiyor. Aslında hiçbir zaman böyle bir güven söz konusu olmamıştı. Fakat tarih boyunca din ve milliyetçilik gibi soyut değer yargıları egemenlerin istismar alanında olduğundan hep bir sorgulamazlık anlayışı egemen kılındı.

Uzatmayalım, Yunan Halkı korkmadığını ve kendine dayatılanı değil, kendi iradesini ortaya koyduğunu çok net bir şekilde ifade etmiş ve halkın onurunun her şeyden önce geldiğini göstermiştir.

Çok kısa bir süre önce yaşadığımız seçimlerle, bu referandum arasında bir ilişki kurduğumuzda ise Türkiye’ de yaşananın da benzer özellik gösterdiğini fakat siyasetin üst yapısının toplumun verdiği mesajı doğru okuyup Ankara Siyaseti’ ni bu doğrultuda şekillendiremediğini görüyoruz. Toplum net bir şekilde, AKP İktidarını sonlandırıp, demokratik çeşitlilik gösteren kolektif bir yapının hükümet olmasını ve  2000 lerin başından bu yana kirlenen Türkiye’ nin, temizlenmeye başlandığı bir restorasyon dönemi istemiştir. Ancak halkın bu talebi, her gördüğü çekik gözlüyü Çinli zanneden, dogmatik bir milliyetçiliğin dar bakış açısına kurban gitmiştir.

Bir diğer sorun da Ankara Siyaseti’ nde var olanların; demokrasiyi referans alarak yüzü halka dönük olmak yerine, bürokrasiden referans alarak devlet adamı olma kompleksinde olmaları.

Uzun lafın kısası Yunanistan tıkanmış olan sisteminin önünü açmak için halkıyla beraber dayatmalara “HAYIR” derken, biz Devlet’ in sahibi değişsin diye “YETMEZ AMA EVET” diyenlerin açtığı girdapta onların günahların, istemeden de olsa paylaşmanın dayanılmaz hafifliğini yaşıyoruz.

Yorumlar

yorum