ALEVİ OLARAK DOĞAMAZSINIZ

Bu hafta konuyu son günlerin en çok konuşulan konusuna “Alevi katliamları ve Alevilik” üzerine yazmak istiyorum. Son dönemlerde görülüyor ki eli kalem tutan, ağzı laf yapan herkes kafasının içinde taşıdığı ideolojiye uygun olarak bir Alevilik tarifi yapıyor ve bunu bizlere dayatmaya, doğrusu budur demeye getiriyor. Tıpkı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Alevilik Hz. Ali’yi sevmekse bende […]

ALEVİ OLARAK DOĞAMAZSINIZ

İbrahim KızılerBu hafta konuyu son günlerin en çok konuşulan konusuna “Alevi katliamları ve Alevilik” üzerine yazmak istiyorum. Son dönemlerde görülüyor ki eli kalem tutan, ağzı laf yapan herkes kafasının içinde taşıdığı ideolojiye uygun olarak bir Alevilik tarifi yapıyor ve bunu bizlere dayatmaya, doğrusu budur demeye getiriyor. Tıpkı Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın “Alevilik Hz. Ali’yi sevmekse bende Aleviyim” demesi gibi.

 

Hiç kimse Aleviliğin Kendisine özgü ibadet ve İbadet şekilleri olan bir inanç olduğundan bahsetmiyor. Aleviler diyor ki; Alevilik kendisine özgü bir inançtır, İnancımızın İbadeti Cem, İbadethanesi ise Cemevidir. İnancımızı bir din olarak değil, bir yol olarak tarif ederiz, yolumuzun adı “Hakk-Muhammed-Ali” yoludur. Hiçbir inançtan doğmadığı gibi, tüm inançların da “Serçeşmesidir” diyorlar.

 

Aleviliği Teorileştiren ve bugüne gelmesini sağlayan yedi ulu ozandan birisi olan ve adına ocak kurulan Pir Sultan Abdal’ın “Alınmış Abdestim aldırırlarsa, Kılınmış Namazım kıldırırlarsa, sizde Şah diyeni öldürürlerse, bende bu yayladan Şaha giderim” dörtlüğünde ne anlatmak istediğini düşünmüyorlar.

 

“Kün deyince var eyledi on sekiz bin alemi, Hem yazandır hem bozandır levh-i mahfuz kalemi, Cümle dertlerin dermanı yarelerin merhemi, Hem sakidir hem bakidir nuru rahmandır Ali” diyen bir başka ozan, Sefil Ali’nin ne dediğini hiç mi hiç anlamak istemiyorlar.

 

Hele hele Şah Hatayi’nin “Zahirde on iki imam, Batında ismi Hüda’dır” diyen şiirinde anlatmak istediğine kulaklarını sonuna kadar kapatıp. İlla da kendi ideolojilerine uygun bir tarif geliştirip, Alevilik İslamın özüdür bağlamında, veya Aleviliğin İslam ile hiçbir bağlantısı yoktur anlamında, veya Ali’siz bir Alevilik tarifi yaparak inançsız ve ibadetsiz bir toplum örneği çizmektedirler.

 

Oysa ki Alevilik öyle çok zor anlaşılacak bir inanç değildir. Aleviliğin yedi ulu ozanı olan, Şah Hatayi, Pir Sultan Abdal, Kul Himmet, Fuzuli, Nesimi, Virani ve Yemini’nin deyiş ve nefeslerinin içinde saklıdır Alevilik. Yazılı kaynaklarımızı bir taraftan egemenler, diğer taraftan da toplumu egemenlerin katliamlarından korumak için yol ulularımız yok etmişlerdir. Yol Ulularımız bu kaynakları yok olmaktan korumak için Zakirlere ezberletmişler ve sözlü kaynak oluşturmuşlardır. İşte Aleviler’in bugün bağlama ile çaldıkları Deyiş ve nefesler Aleviliğin tarifini bizlere vermektedir. Bu ozanlarımızın deyiş ve nefesleri dışındaki hiçbir söylem Aleviliğin tarifi değildir.

 

Gelelim asıl konuya; Alevilik bir etnik köken midir yoksa bir inanç mıdır açılımına. Alevilik bugün bir etnik köken olsaydı, Anadolu Aleviliği kavramı, Arap Aleviliği kavramı (Nusayrilik), Kürt Aleviler, Türk Alevileri, on iki imam inancı, Caferilik Vb. kavramlar olmazdı ve bütün Aleviler kendisini “Alevi etnik kökenli” olarak tanıtırdı. Türk, Kürt, Arap, Laz, Çerkez vb. değil.  Oysaki Alevilik ozanlarımızın dilinden bu güne kadar bir inanç olarak gelmiştir. Bu inanç kainatın yaratılış hikayesinin sembollerle izah edilip, bu sembollerin çeşitli figürlerle ibadet haline sokulmuş anlatımıdır.

Yukarda da dediğim gibi Alevilik hiçbir ırka, hiçbir mezhebe, hiçbir dine mal edilemez. Alevilik kendisine özel bir inançtır. Kendi inancından doğmuş bir kültür ve yaşam şekli yaratmıştır. Alevi bir Ana-baba’dan doğmakla Alevi olamazsınız. Olsa olsa “Alevi Muhibbanı” olursunuz. Ama  Alevi olabilmeniz mümkündür. Bunun  için mutlaka “Ikrar Cemi”nden geçmiş ve dedenin, mürşidin önünde yola “ıkrar” vermiş olmanız  gerekmektedir. Ancak bu yolla Alevi olabilirsiniz. Onun için Bu yola her milletten her ırktan giriş yapılabilir. O eskilerin “Alevilik soydan gelir, Bektaşilik yoldan gelir” söylemi tam bir ırkçı söylemdir.

Yola giren Alevi aslında kendisini ateşe atmış sayılır. Çünkü Aleviliğin kuralları öyle kolaylıkla uygulanabilecek şeyler değildir. Dinğ dinlemeyeceksin, Koğ kovlamayacaksın, gıybet eylemeyeceksin, Elinle koymadığını almayacaksın, Gözünle gördüğünü eteğinle örteceksin, mürşidini Hak bileceksin, Ali’yi sevmeyenleri sevmeyecek, Ali’yi sevenlere muhabbet duyacaksın (Teberra ve Tevella), Küfür anmayacaksın, Edepsiz söz söylemeyeceksin, Yalan söylemeyeceksin, Hırsızlık etmeyeceksin, ıkrarından dönmeyeceksin, zina etmeyeceksin, can’a kıymayacaksın. Bunlara uymak bir Alevi’nin en baştaki vazifeleridir. Bunlara uymaz isen Cemler de mutlaka Dede ve cem erenleri tarafından dar’a çekilip sorgulanır ve “düşkün” edilip toplum dışına itilirsin.

Ayrıca gerçek anlamda bir Alevi olabilmek için önce samimi olmak gerekmektedir. İçi dışı bir olanlar, “Hakk-Muhammed-Ali” yoluna özden inananlar, İnsana (can’a) muhabbet duyanlar, Muhabbeti (Hakk- Muhammed- Ali yolunun sohbeti) sevenler, Gerçek anlamda Alevi olabilirler. Alevilik de riyakarlığa, yalancılığa, münafıklığa kesinlikle yer yoktur.

Sonuç olarak Alevi olmak o kadar kolay değildir. Her önüne gelen, hiçbir inancı olmayan birisi bile hiç utanmadan  “ben Aleviyim” diyor. Ama ne kadar Alevi olduğu tartışılır. Alevilik o kadar ucuz değildir. Günümüzde gerçek Aleviler hızla azalıyor. Hızlı bir asimilasyon çalışması var. Bunun da sebebi Aleviyim diyen insanların gerçek Alevi değerlerini taşıyamamasıdır.

Haftaya aynı konunun devamında buluşmak dileğiyle tüm okurlara sevgi saygılar sunarım.

Yorumlar

yorum