TÜRKÇE

Bu hafta Türk Dil Kurumu’nun kuruluşunun yıldönümü.Bundan dolayı Altınoluk ADD’de  Perşembe sohbetlerinde bu konu konuşuldu.Fakirde bu sohbet toplantısına katıldı ve toplantıyı dinledi.Katılımcılar çok güzel fikirler ileri sürüp çok güzel tespitler yaptılar.Bizde bundan ötürü  bu haftaki sohbet konumuz olarak Türkçe’yi seçtik.Çünkü Türkçe bizim dilimiz.Son günlerde ülkemizde dil birliğini parçalamaya çalışanlar var.Dilimiz gerek batıdan gerek doğudan büyük saldırılar altında.Oysa […]

TÜRKÇE

Sinan KahyaoğluBu hafta Türk Dil Kurumu’nun kuruluşunun yıldönümü.Bundan dolayı Altınoluk ADD’de  Perşembe sohbetlerinde bu konu konuşuldu.Fakirde bu sohbet toplantısına katıldı ve toplantıyı dinledi.Katılımcılar çok güzel fikirler ileri sürüp çok güzel tespitler yaptılar.Bizde bundan ötürü  bu haftaki sohbet konumuz olarak Türkçe’yi seçtik.Çünkü Türkçe bizim dilimiz.Son günlerde ülkemizde dil birliğini parçalamaya çalışanlar var.Dilimiz gerek batıdan gerek doğudan büyük saldırılar altında.Oysa kendisi korumasız durumdadır.Acilen onu koruma altına almamız gerekir.Çünkü bir ülkenin dil birliği parçalanırsa  o ülke siyaseten de parçalanır.

Anadolu’nun en eski dili Hititler döneminin dili olan Luvicedir.Sonra Roma ile Latince gelmiş ama yerleşemeden yerini Grekçeye bırakmıştır.Grekçe Doğu Roma imparatorluğunu Bizans yapmıştır.Grekçenin egemen olduğu dönemlerde Luvice ortadan kalkmıştır.11.y.y.da Oğuzlar Anadolu’ya gelirken kendi dillerini de getirmişlerdir.Fakat İran yaylasından geçtiklerinden Acem kültürü ve dili etkisi altında kalmışlardır.Ayrıca güneyden gelen Arap kültürü ve dili etkisi altına da girmişlerdir.10.y.y.da Karahanlılar ile ilk İslam Türk devleti kurulunca Arapça da din dili olarak hayatımıza girmiştir.Bundan dolayı devleti yöneten saray ve çevresi Arapça ile Farsçanın etkisi altında kalırlarken kırda yaşayan halk Türkçeyi korumuştur.Anadolu Selçuklu Devletinde de durum aynıdır.Saray ve ulema Arapça ve Farsça konuşurken göçebe Türkmenler Türkçe konuşmaktadırlar.Bu ise halk ile sultanın arasının açılmasına neden olmuştur.1240 yılında bu kopukluk yüzünden Babalılar isyanı çıkmış ve isyan zor bastırılmıştır.Fakat 1243 yılında Moğollara karşı yapılan Kösedağ savaşında Selçuklular yenilmiş ve devlet Moğol egemenliğine girmiştir.1277 yılında Türkçeyi savunan ve yönetim kademesinde etkili olmasını isteyen grup yönetimi bir ara ele geçirmiştir.Bu grubun içinde Aşıkpaşa,Hacıbektaş,Ahi Evren,Yunus Emre,Sarı Saltuk,Barak Baba,Aybek Baba,İzzeddin Keykavus ve Karamanoğlu Mehmet Bey vardır.Aşıkpaşa Garipname isimli eseri ile Türkçeye sahip çıkmıştır.Karamanoğlu Mehmet Bey 1277 yılında yönetimi ele geçirince 2.İzzeddin Kekavus’un oğlu Gıyaseddin Sivayus’u tahta çıkarmış ve kendisi vezir olmuştur.İlk işi Türkçeyi resmi dil ilan etmiştir.Kısa bir zaman içinde yönetimden uzaklaştırılmıştır.Osmanlıların ilk dönemlerinde Türkçeye sahip çıkılırken imparatorluk aşamasına geçtikçe Türkçeden uzaklaşılmıştır.Özellikle Yavuz-Şah İsmail çatışması Türkçe üzerinde olumsuz etki yapmıştır.Çünkü bu çatışmadan sonra Osmanlı başkenti Arap ulemalar ile dolmuş ve devlet hızla Arapçaya meylederken aynı zamanda skolastik düşünceye de yuvarlanmıştır.Bu dönemlerde medreselerde Arapça eğitim verilirken,tekkelerde Türkçe eğitim verilmiştir.Araplar ise kavmi necip diye el üstünde tutulmuşlardır.1876 yılında 1.Meşrutiyet ilan edilince kabul edilen Kanunu Esasi’de devletin resmi dili ne olsun tartışmaları yapılırken padişah 2.Abdülhamit resmi dilin Arapça olmasını istemiştir.Buna mebuslar direnmiş ve resmi dil Türkçe olarak kabul edilmiştir.Türkçe olarak adlandırılan bu dil ise aslen Osmanlıcadır.2.Meşrutiyette de devletin resmi dili Türkçe kabul edilmiştir.1913 yılından itibaren ise Türkçe üzerine eğilmeler başlamıştır.Fakat 1.Dünya savaşının çıkması ve devletin bu savaşa girmesi bu çalışmaları aksatmıştır.Kurtuluş savaşı sırasında kabul edilen 1921 yılı Anayasasında da resmi dil Türkçe olarak kabul edilmiştir.Cumhuriyetin ilanından sonra her alanda Ulu önder Atatürk’ün önderliğinde devrimler yapılmıştır.Öğrenim Birliği yasası,Medeni kanun,Harf devrimi kültür alanındaki devrimlerdir.Ulu önder Atatürk Türk dilinin  yabancı sözcüklerin etkisinden kurtarılmasını istiyordu.Türkçenin asıl dil olduğunu biliyordu.Dilimizi özellikle Arapça ve Farsçanın boyunduruğundan kurtarmak istiyordu.Bunun için bir Türk Dili Tetkit Cemiyeti kurulmasını istiyordu.12.Temmuz.1932 tarihinde  bu cemiyet kuruldu.Bu cemiyetin adı sonraları Türk Dil Kurumuna dönmüştür.Türk Dil Kurumu dil kongreleri düzenledi ve dilimiz üzerinde çok önemli çalışmalar yaptı.Atatürk o yıllarda Güneş dil teorisi üzerinde çalışıyordu.Bu teoriye göre dünyadaki dillerin atası Türkçedir.1990’lı yıllarda bir Avustralyalı dilci hoca aynı tezi ileri sürdü.

Türk Dil Kurumu özerk bir yapıda çalışmalarını sürdürüyor ve dilimizdeki Arapça kelimeler yerine yenilerini türetiyor ve kullanıma sokuyordu.Tutan kelimeler kısa bir zamanda dilimize yerleşiyordu.Örneğin Tayyare yerine Uçak,İmtihan yerine Sınav,Kompütür yerine Bilgisayar böyle tutan kelimelerdendir.

Bu çalışmalara ise tutucu kesim şiddetle karşı çıkıyor ve dilin temizlenmesini istemiyorlardı.1980 yılındaki darbeden sonra Türk dil Kurumu kapatıldı ve adı değiştirilerek özerkliği yok edildi.Bu tarihten beri bu kurum Türkçenin gelişmesine bir katkıda bulunamadı.Oysa dilimiz bu tarihten sonra hızla batıda İngilizcenin doğuda ise Arapçanın  etki altına girdi.Bugün sokaklarımızda dükkanlarımızın çoğu İngilizce tabelalıdır.Anadolu’nun en ücra köşesindeki bir kasabada bile yönler İngilizcedir.Bu durum dilimizi maalesef çok bozmaktadır.Bu ağır İngilizce  ve Arapça baskının yanında son yıllarda yine emperyalizmin etkisiyle birde  Kürtçe çıkmıştır.Kürtçe yurdumuzda konuşulan yerel dillerdendir.Bu dille eğitim yapılması ve Türkçenin yanına ikinci bir resmi dil olarak anayasaya girmesi istenilmektedir.Zaten sokak dilimiz  Türkçe,din dilimiz Arapça,tıp dilimiz Latince,hukuk dilimiz Osmanlıca,bilim dilimiz ise İngilizcedir.Bizler bu farklılıkları  ortadan kaldırmaya çalışırken mevcut parçalanma  daha da arttırılmaya çalışılmaktadır.Konfüçyüs der ki bir ulusu yıkmak isterseniz dilini bozunuz.Çünkü birbirleriyle anlaşamazlar.Birbirleriyle anlaşamayanlar ise parçalanmaya mahkumdurlar der.Bütün bunlardan dolayı dilimize sahip çıkalım.Çünkü varlığımız ona bağlıdır.Saygılarımla.

Yorumlar

yorum