BARIŞI SAVUNACAĞIZ!

Edremit Emek Platformu ve Altınoluk Demokrasi platformu:“Savaş Ve Baskı Politikalarına İnat” BARIŞI SAVUNACAĞIZ! Ülkede son günlerde artan terör olayları vatandaşları derinden üzüyor ve kaygılandırıyor. Geçtiğimiz günlerde, Edremit Zeytinlide bir ailenin su aldıkları sırada kimliği belirsiz kişiler den oluşan bir grup tarafından “burayı terk edin” denilerek şiddete maruz kalması vatandaşları tedirgin ediyor. Vatandaşlar daha vahim bir […]

BARIŞI SAVUNACAĞIZ!

Edremit Emek Platformu ve Altınoluk Demokrasi platformu:“Savaş Ve Baskı Politikalarına İnat”

BARIŞI SAVUNACAĞIZ!

Ülkede son günlerde artan terör olayları vatandaşları derinden üzüyor ve kaygılandırıyor. Geçtiğimiz günlerde, Edremit Zeytinlide bir ailenin su aldıkları sırada kimliği belirsiz kişiler den oluşan bir grup tarafından “burayı terk edin” denilerek şiddete maruz kalması vatandaşları tedirgin ediyor. Vatandaşlar daha vahim bir olay yaşanmaması için yetkilileri duyarlı olmaya ve gerekli önlemleri almaya davet ediyorlar.

Edremit Emek Platformu ve Altınoluk Demokrasi platformu ortak bir basın açıklaması yayınlayarak şiddeti ve terörü kınadı. “Savaş Ve Baskı Politikalarına İnat

BARIŞI SAVUNACAĞIZ! Vurusu yapılan açıklamada özetle şu görüşlere yer verildi;

Türkiye tehlikeli bir çatışma ve savaş ortamına sürüklenerek, halklarımızın yıllarca unutamayacağı, büyük acılar yaşayacağı bir süreçte ilerlemektedir.

7 Haziran Milletvekili Genel Seçimleri sonrası TBMM’de çoğunluğu yitiren siyasi iktidar, kendi ödemesi gereken siyasi bedeli ülkeyi sürüklediği savaş ortamıyla yurttaşlarımıza ödetmektedir. İstifa etmiş “geçici” bir hükümet eliyle Türkiye yeniden çatışmanın içine itilmiştir. Yeniden kan ve gözyaşı ülkemizin dört bir yanını sarmıştır.

Seçimler ülkemizde uzun yıllardır ilk defa halkın büyük çoğunluğunun, %95’inin temsil edildiği bir parlamento ortaya çıkarmıştır. Bu kompozisyon öncelikle halkın 12 Eylül artığı, antidemokratik seçim sistemine karşı kazandığı önemli bir başarıdır.

Seçim sonucunu hazmedemeyen ve iktidarını paylaşmak istemeyen AKP, başta Cumhurbaşkanlığı sarayı ve savaş isteyen çevrelerden aldığı destekle koalisyon seçeneklerini işlevsizleştirmeye, parlamentoyu devre dışı bırakmaya çabalamaktadır. Suruç katliamıyla başlayan kirli senaryo ülkeyi kana ve gözyaşına sürüklemiştir. Ülkenin her yanından ağıtlar yükselirken, ülke adım adım savaşa sürüklenirken TBMM tatile sokulmuş, milletvekilleri dağılmış, seçim sonuçları kurnazlıkla atılan adımlarla işlevsizleşmiştir. Tüm güç tek başına iktidar heveslisi, iktidarını geri almak ve pekiştirmek için savaşmaktan, acılardan çekinmeyen bir kişinin eline teslim edilmiştir.

Seçim sonuçlarına saygı gösterilmeli ve parlamento derhal görevinin başına dönmelidir. Şimdi tatil yapma zamanı değildir!

Muhalefet partileri seçim öncesi beyanlarıyla emek düşmanı politikalara, taşeronlaşmaya, açlık sınırının çok altındaki emekli maaşlarına ve asgari ücrete son vereceklerinin, AKP’den Suriye ve savaş politikalarının, ayakkabı kutularının, sokaklarda öldürülen çocukların hesabını soracaklarının sözünü vermişlerdir. Gün akan kanı durdurma ve verdikleri sözleri tutma günüdür.

Çözüm demokrasidedir, parlamentodadır. Seçmen görevini yapmış ve büyük bir sağduyuyla antidemokratik seçim kanununu da ezip geçerek AKP’yi devirmiştir.

Barıştan, emekten ve demokrasiden yana olan milletvekilleri parlamentoya dönmeli, bunların düşmanı olanları çok meraklı oldukları tatilleriyle başbaşa bırakmalı, halklarımıza deşifre etmelidirler.

Suruç’ta 32 insanımızın öldürüldüğü katliamın ardından hükümetin attığı her adım ülkeyi uçurumun eşiğine getirmiştir. Suriye başta olmak üzere Ortadoğu’ya yönelik savaşı kışkırtan politikaları sorgulanan hükümet, bu politikaları daha da derinleştirmeyi, savaşı ülke içine de taşımayı tercih etmektedir.

Anayasaya ve uluslararası hukuka aykırı “İç Güvenlik Yasası”nın da sınırlarını aşan polis devleti uygulamaları ülkemizde demokrasinin son kırıntılarını da ortadan kaldırmıştır.

Bu politikalardan emek örgütleri ve emekçiler de nasibini almış, sendika binaları basılmış, grevler yasaklanmış, hak mücadeleleri polis şiddeti ve baskısıyla engellenmeye çalışılmıştır.

İktidarını kaybeden AKP-Cumhurbaşkanı uyguladığı ayrıştırma politikasının bir devamı olarak emek ve meslek örgütlerini de hedef göstermektir. “Terörü destekleyen sözde STK’lar” denilerek en yüksek makamlardan emekten, barıştan, demokrasiden yana kurumlar hedef haline getirilmekte, suç örgütü gibi gösterilmeye çalışılmaktadır.

…….

Bu gidiş tehlikelidir ve kirli bir oyundur.

Demokrasi Platformu olarak bu oyuna, tehditlere boyun eğmeyeceğimizin de bilinmesini istiyoruz. AKP’nin otoriter rejimini kabul etmedik, etmeyeceğiz. Çocuklarına paralı askerlik yaptırıp halkın çocuklarını çatışma ortamına sürüklemelerine izin vermeyeceğiz. Savaşta en büyük bedeli ödeyen biz emekçilerin daha fazla yoksulluğa, ezilmeye ve güvencesizliğe tahammülü yoktur.

Gidişattan kaygılıyız… Yitip giden geleceğimizdir. Tarih uzun yıllar iktidarda kalanların iktidarlarının sonuna doğru geldiklerinde her tür çılgınlığı yapabildiklerinin örnekleriyle doludur.

İktidar ve rant hırslarını gizleyip bizleri çatışmanın ve savaşın kaçınılmaz olduğuna inandırmak, kabullendirmek istiyorlar. Biliyorlar ki, bizler istemezsek ve karşı durursak başarılı olamazlar.

Bu çerçevede bizler, 7 Haziran Genel Seçimleri sonrası AKP eli ile oluşturulan siyasi atmosfer içerisinde Suruç Katliamı ile başlatılan ve ülkemizin savaş, şiddet, baskı ortamı içerisine sokulması ile devam eden, insanlarımızın öldüğü karanlık gidişata dur demek için barış ve demokrasi mücadelesini her zamankinden daha fazla yükseltecek ve yaygınlaştıracağız.

İktidarlarını sağlama almak için her gün bir ittifak bozup yeni bir ittifak kuran gerici, faşist cepheye ve sömürüye, taşeronlaştırmalara, güvencesizliğe karşı emek ve demokrasi güçleri birlikte ve ortak mücadeleyi geliştireceğiz.

……

Düşünce ve ifade özgürlüğünün askıya alındığı, olağanüstü hal rejimi uygulamalarına derhal son verilmelidir.

Bizler çatışmanın durması ve demokratik bir ülkeyi el birliğiyle kurmak için buradayız. Savaş çığlığı atanlara ve savaş cephesine karşı ülkemizde ve bölgemizde kalıcı barışın sağlanması ve güçlü bir barış cephesinin oluşturulması için tüm demokrasi ve barış güçlerini ortak mücadeleye çağırıyoruz!

ALTINOLUK DEMOKRASİ PLATFORMU ve EDREMİT EMEK PLATFORMU olarak kendi sorumluluklarımızın farkındayız; sandıkta kaybeden AKP’nin tek adam diktatörlüğüne dayalı bir rejim inşa etme hevesini savaş ve sıkıyönetim politikalarıyla hayata geçirmesine izin vermeyeceğiz.

Savaşa karşı barış; baskı, şiddet ve zora karşı özgürlükler ve demokrasi mücadelesini yükselteceğiz.”

Yorumlar

yorum