İSLAMDA DİN KARDEŞLİĞİ Mİ-2

Geçen hafta İslam da din kardeşliğine genel hatlarıyla bakmıştık, şimdi de dört halife döneminde ki olaylara bakarak, “İslam da din kardeşliği” kavramına bakmaya devam edelim diyorum, Çünkü günümüzde İslam coğrafyasına şöyle bir baktığımızda bunun hiç mümkün olmadığını görebiliyoruz. Acaba geçmişte bu din kardeşliği kavramı sağlanabilmiş mi ona bakmak istiyorum. Hz. Ebubekir dönemi; Ayaklanmalar ve Yalancı […]

İSLAMDA DİN KARDEŞLİĞİ Mİ-2

İbrahim KızılerGeçen hafta İslam da din kardeşliğine genel hatlarıyla bakmıştık, şimdi de dört halife döneminde ki olaylara bakarak, “İslam da din kardeşliği” kavramına bakmaya devam edelim diyorum, Çünkü günümüzde İslam coğrafyasına şöyle bir baktığımızda bunun hiç mümkün olmadığını görebiliyoruz. Acaba geçmişte bu din kardeşliği kavramı sağlanabilmiş mi ona bakmak istiyorum.

Hz. Ebubekir dönemi; Ayaklanmalar ve Yalancı Peygamberler: Hz. Muhammed’in ölümünden sonra Arabistan‘ da, İslamiyet’in tam yerleşememesi, halkın zekat vermek istemeyişi, kabile yaşamını sürdürmek ve devlet otoritesi altına girmek istememek nedenlerinden dolayı ayaklanmalar olmuş, ve yalancı peygamberler türemişti ( Anadolu coğrafyasında cumhuriyet döneminde bile kendisine vahiy indiğini, peygamber olduğunu iddia edenler gördük). Yalancı peygamberler sorununu çözmek amacıyla, Halit Bin Velid komutasında bir ordu Yemen’e gönderilmiş, yalancı peygamberler ortadan kaldırılarak, bir tehlikeden kurtulunmuştur. Ayaklanmalar ve Zekat sorunu çözüme kavuşturulmuştur.( Bu ayaklanmalar kan dökülerek mi yoksa İslam’ın hoşgörüsüne sığınılarak mı bastırılmıştır.)

Hz. Ebubekir, Hz. Muhammed’in ölümünden sonra dağılma tehlikesi geçiren İslamiyet’ i toplamış. Devlet otoritesini yeniden sağlamıştır.

Hz. Muhammed’in 632’deki vefatı sonrası yapılan çeşitli müzakerelerde Ebu Bekir’e bey’at edilmiş, tartışmalı bir şekilde kendisi halife olarak seçilmiştir. Şii kaynaklarına göre Hz.Fatıma Ebu Bekir’in halifeliği konusunda Ömer ile aralarında geçen tartışma sonucu ölmüştür.

Hz. Muhammed’e vasiyetname yazdırmayan Ebubekir ve Ömer her ne hikmetse birbirlerinin saltanata geçebilmesi için “İslam da din kardeşliğini” değil, gizli antlaşmalar ve vasiyetnameler ile devleti ele geçirmişlerdir. Ebubekir’in Hz. Muhammed’in ölümü üzerine peygamberin cenazesini değil de Halifeliği ele geçirme çabalarını geçen hafta yazmıştım.

Ebubekir hasta yatağında yatarken halifeliği Ömer’e bırakmaya karar vermiştir. Ebubekir bu kararını yazması için Osman b. Affan’ı yalnız başına olmak kaydıyla yanına çağırdı. “Yaz Rahman ve Rahim olan Allah’ın adıyla” Bu Ebu Bekir b. Ebu Kuhafe’nin Müslümanlara vasiyetidir. Bu girişten sonra Ebu Bekir bayıldı, Osman kendiliğinden şunları yazdı “Ben kendimden sonra sizlere halife olarak Ömer’i seçtim. Sizin için hiçbir hayrı eksik bırakmadım…”  Sonra Ebu Bekir ayıldı, Oman’a yazdığını bana oku dedi. Osman yazdığını okudu, Ebu Bekir tekbir getirdi ve şöyle dedi,” Ölmem durumunda insanların halife kim olacak diye ihtilaf etmelerinden korktun değil mi?” Osman evet dedi, Ebubekir Allah seni hayırla ödüllendirsin” dedi. İşte Hz. Muhammed’e vasiyetname yazdırmayanların din kardeşliği” adına yaptıkları budur.

Osman dönemi ise;  mezhepsel ayrışmanın zemini oluşturan tartışmalara sahne oldu. Osman’ın 12 yıllık hilafetinin karışıklık sebepleri ve uzun bir kuşatmadan sonra halifenin öldürülmesine sebep gösterilen başlıca olaylar şunlardır: 1-Mushafların yakılması ve Resmi Nüsha’nın teşkil edilmesi.2-Bazı arazilerin devletleştirilmesi (Fedek hurmalığı dahil) 3-Halifenin ashaba muamelesi 4-Tayin ve nakilleri 5-Eris Kuyusu’na Rasulullah’ın mührünü düşürmesi 6-Akrabaya düşkünlüğü ve emevi yanlılığı 7-Gizli el- veya -arka plan (Abdullah ibni Sebe) 8- Fetihlerin durması

Bu dönemde İslam toplumunun kendi içindeki çatışmalarla zayıf düşmesi nedeniyle önce fetihler durdu, kısa süre sonra da Müslümanlar birbirleriyle kıyasıya bir mücadeleye giriştiler. Mevzu bahis mücadeleler, İslamiyet’teki mezhepsel ayrışmanın alt yapısını hazırladı.

Kaynaklarda Osman aleyhine gelişen olayların nedeni olarak gösterilen unsurların başında, onun akrabalarına karşı aşırı düşkünlüğü, başta eyalet valilikleri olmak üzere önemli devlet görevlerini onlara vermesi gelir. Osman’ın tayinleriyle, devletin önemli kademeleri, çoğunun ehliyet ve liyakati tartışmalı olan Ümeyye oğulları (Emevi) ailesinin eline geçmişti. (Tıpkı günümüz Türkiye’sinde olduğu gibi)

Makamların genellikle belirgin şekilde kötüye kullanılmasına rağmen, halifenin onlara beklenen sertlikte davranmayıp önemli miktarlarda ihsan ve bağışlarda bulunması, Hz. Muhammed’in mensup olduğu Haşim oğulları (Haşimi) ailesinde büyük rahatsızlığa yol açtı. Artan hoşnutsuzluk, cahiliyye döneminden kalan Haşimi-Emevi rekabetini şiddetlendirdi.

Gelişen hadiseler, Emevilerin Hz. Osman ile birlikte ele geçirdikleri riyaseti tekrar bırakmamak için siyasi manevralara başvurduklarını ortaya koyar. Nitekim Kureyş kabilesinin iki büyük kolu arasındaki bu çatışma, diğer kabilelerce de hoş karşılamadı, Kureyş’in kendileri üzerindeki tahakkümü olarak algılandı.

Dördüncü halife Ali Dönemi; Ali’nin hilafeti dönemindeki iç karışıklıklara gelince Hz. Ali, iç karışıklığın egemen olduğu, toplum düzeninin bozulduğu, ümmet’in birliğinin parçalanma tehlikesiyle karşı karşıya bulunduğu bir ortamda devlet başkanı oldu. Yani o kendini iç karışıklıklar içinde buldu. çünkü başkentte işgal ve anarşi vardı ve Osman’ın katilleri olan anarşistler duruma hakimdiler. III. Halife Osman’ın şehid edilmesi, Müslüman toplumu iç karışıklığa, hesaplaşmaya ve mezhep kavgalarına, hizipleşmeye, siyasi iktidarı ele geçirme mücadelesine sevk etmişti.

İşte bu gürültüler ve çekişmeler içerisinde siyasi iktidarın başına geçen Hz. Ali, gerçekte, İslami esaslara uygun hareket ederek yönetimde bulunmak için halife oldu. Zengin bir devlet deneyimi vardı; çünkü o, gerek Hz. Muhammed’in hayatında gerekse selefleri ilk üç halife devirlerinde, bilgisi ve yetenekleriyle İslam’a aktif biçimde hizmet etti, onlara danışmanlık yaptı.  Osman’ın öldürülmesiyle birlikte ortaya çıkan olayları ortadan kaldırmak için canla-başla çalıştı, fakat başarılı olamadı. İç karışıklıklar, kardeş kavgaları ve ümeyye oğulları da denen Muaviye ve yandaşlarıyla meydan savaşlarının egemen olduğu bir siyasi iktidar yaşadıktan sonra kendisi de öldürülen halifelerin kervanına katıldı.

İşte dört halife döneminin “Din kardeşliği” böyle olaylarla ve halifelerin din kardeşleri tarafından öldürülmelerine sahne olmuştur.

İbrahim Kızıler

 

 

Yorumlar

yorum