BARIŞIN DİLİ SAVAŞI SUSTURMALI!

Dünya Barış günü bu gün yapılan yürüyüşlü kutlandı. Kütüphane önünde toplanan yüzlerce kişi ellerinde Savaşa hayır dövizleri ile yürüyüşe geçti. Topluluk Cumhuriyet meydanına türküler eşliğinde varıldı. Cumhuriyet meydanında 1 dakikalık saygı druşu ardından CHP Kadın Kolları Başkanı Pervin Köle ve Emekli Sen Saymanı Nurçiçek Gündoğdu, Burhaniye Emek ve Demokrasi Güçleri adına günün anlamını belirten konuşmalarını […]

BARIŞIN DİLİ SAVAŞI SUSTURMALI!

Dünya Barış günü bu gün yapılan yürüyüşlü kutlandı. Kütüphane önünde toplanan yüzlerce kişi ellerinde Savaşa hayır dövizleri ile yürüyüşe geçti. Topluluk Cumhuriyet meydanına türküler eşliğinde varıldı. Cumhuriyet meydanında 1 dakikalık saygı druşu ardından CHP Kadın Kolları Başkanı Pervin Köle ve Emekli Sen Saymanı Nurçiçek Gündoğdu, Burhaniye Emek ve Demokrasi Güçleri adına günün anlamını belirten konuşmalarını yaptı. Yapılan konuşmada şu görüşlere yer verildi. 1 İkinci Büyük Emperyalist Savaşı, 1 Eylül 1939 günü Nazilerin Polonya’yı işgaliyle başladı. Ardında elli iki milyon ölü, milyonlarca yaralı, sakat ve moloz yığını haline gelmiş kentler ile büyük bir acı ve gözyaşı bıraktı. İnsanlık tarihinin bu en acımasız, en kanlı ve en kirli savaşının başladığı gün, yani 1 Eylül, Dünya Barış Günü olarak kabul edildi.
1 Eylül 2015 Türkiye’sinde Dünya Barış Günü’nde Barış Gününüz kutlu olsun diyebiliyor muyuz? Ne yazık ki hayır!
Ülkemiz yeniden yangın yerine döndürüldü. Çatışma, göz yaşı ve acı dört bir yanımızı sardı. Böylesi bir ortamda giriyoruz Dünya “Barış” Günü’ne…
ABD gibi küresel emperyalist güçlerin isteği ve yönlendirmesiyle, uzun süredir Suriye ve Irak’ta savaş sürüyor. Hala kadınlar, çocuklar, gençler ölüyor, sakat kalıyor, salgın hastalıklar, evsizler, sığınmacılar çoğalıyor. Emperyalist güçler ve onların beslemesi çağdışı cihatçı IŞİD vb. örgütler, en çok kadınların hayatını cehenneme çeviriyor, Ortadoğu halklarına dünyayı dar ediyor. Milyonlarca savaş mağduru çok kötü koşullarda hayatlarını sürdürmeye çalışıyor, binlercesi çıktığı umuda yolculuk adı verilen göç yollarında can veriyor.
En tepedeki demokrasi tanımaz, iktidar saplantılı akıl, Suriye’deki savaşa nasıl benzin döktüyse, ülkemizde de çatışmaları başlatıp büyüterek, kan ve göz yaşı üzerinden iktidarını sürdürmeye çalışıyor.
Her yer yanıyor, yüreklerimiz de!
Yüksek katılımlı 7 Haziran genel seçimlerinde çıkan sonuç Kaçak Saray’dakinin tüm hesaplarını alt üst etti. Huzuru ve istikrarı 400 vekil şartına bağlayanlar, istediklerini alamayınca halkların canına kastetmeye başladılar! Son yıllarda en azından kan dökülmemesini sağlayan çatışmasızlık bitirildi. Ülkenin en güzel gençleri Suruç’ta katlettirildi. Silopi, Tatvan, Nusaybin, Lice, Silvan, Varto’da büyük çatışmalar, infazlar ve katliamlar yaşandı, ortalık kan gölüne döndü. Hastaneler, sağlık çalışanları saldırıya uğradı, aciller dahil sağlık hizmetlerine erişim sağlanamadı. Savaş öyle bir boyuta taşındı ki, sadece askerler, polisler, sivil halka dair ölüm haberleri gelmiyor; 7, 10, 13 yaşındaki masum çocuklar dahi bu kirli savaşta katlediliyor. Her türlü provokasyona açık bu planlı ve kirli savaşta, kitlesel katliamlarda dahil nereye varacağı belli olmayan bir çatışma ortamı, egemenler tarafından sürekli kışkırtılmakta, her türlü çatışmasızlık çağrısı, alaya alınarak etkisizleştirilmeye çalışılmaktadır.
Bu savaş bizim savaşımız değil, AKP’nin ve halka rağmen yönetim darbesi yaparak anayasal suç işleyen Kaçak Saray’ın savaşıdır.
Bu çılgınlıkta ısrar etmek ülkemizi çıkmaz bir felakete sürükleyecek, halklarımızı hedef haline getirecektir. Ortadoğu iç savaşlarla, etnik ve dini boğazlaşmalarla debelenirken, Türkiye de bu kaosun parçası olarak Reyhanlı’da, Roboski’de, Suruç’ta yaşanılanlar gibi daha büyük acılarla yüz yüze kalacaktır.
Bizler, bir can daha yitmesin, salgın hastalıklar, sakatlıklar toplu ölümler olmasın, insanlar evlerini terk etmesin, doğaya kıyılmasın diye bu çılgınlığı durdurmak istiyoruz. Dahası Suruç Katliamı’nı gerçekleştirenlerin, Ortadoğu’da savaş suçu işleyenlerin, cihatçı çeteleri besleyenlerin ortaya çıkarılıp cezalandırılması gerektiğini söylüyoruz. Akan kan, toprağa düşen canlar üzerinden iktidar ve oy hesabı yapanları bin kez lanetliyoruz…
Bizler, Kürt sorununda; ölüm, kan ve gözyaşı dışında bir sonuç üretmeyen savaş/şiddet odaklı politikaların derhal terk edilmesini, barışçıl ve demokratik yollarla çözüm için gerekli adımların acilen atılmasını istiyoruz.
Barışa dair tüm çabalar, eylemler kaçınılmaz bir zorunluluktur.
Ülkenin dört bir yanında barışı sahiplenecek ve barışa ses vereceğiz. Bu yıl 1 Eylül Dünya Barış Günü’nde alanlara çıkmak, ses çıkartmak, halka gerçekleri anlatmak her zamankinden daha önemli ve anlamlıdır.
Hiçbir zaman unutulmasın ki, bu ülkedeki darbelerin, savaşların ve ekonomik krizlerin bedelini halkımız ve emekçiler ödemektedir. Savaş naraları atanların çocukları değil, yoksul halkımızın çocuklarının kanı akıtılmaktadır. Bu nedenle demokrasi için, barış için, adalet için mücadeleyi duraksamadan sürdürmeliyiz, sürdüreceğiz.
Biz Burhaniye Emek ve Demokrasi Güçleri olarak; Çocuklarımız ölmesin, barış hemen şimdi diyoruz.
Bunun için 1 Eylül’de ülkemizin dört bir yanında gerçekleşen barış etkinlikleri içinde yer alarak, saray darbesini ve savaşı durdurmak için sesimizi daha çok yükselteceğiz.
Kirli hesaplara kurban edilecek bir tek canımız bile yok.
Barışın iyileştirici gücüne hepimizin ihtiyacı var.
Barış hemen şimdi… konuşmaların ardından şiirler okundu, savaşa hayır zinciri oluşturuldu.

Şenol TORLAK

Yorumlar

yorum