TEHLİKELİ SULAR

Afrika’nın vahşi yaşamını belgesel yayınlarda izlemişsinizdir. O belgesellerin içinde benim en çok dikkatimi çeken sahnelerin başında sürü halinde göç eden hayvanların önüne çıkan nehirlerden karşıya geçerken nehirlerin içinde kendilerini bekleyen tehlikenin farkında değillerdir. Nehir içinde ağzını açmış şekilde bekleyen timsahlar için bu sürüler bir nimettir. Sürünün kimi üyeleri bazen su içinde timsaha yem olur bazıları […]

TEHLİKELİ SULAR

Tamer KAYIKÇI

Afrika’nın vahşi yaşamını belgesel yayınlarda izlemişsinizdir. O belgesellerin içinde benim en çok dikkatimi çeken sahnelerin başında sürü halinde göç eden hayvanların önüne çıkan nehirlerden karşıya geçerken nehirlerin içinde kendilerini bekleyen tehlikenin farkında değillerdir. Nehir içinde ağzını açmış şekilde bekleyen timsahlar için bu sürüler bir nimettir. Sürünün kimi üyeleri bazen su içinde timsaha yem olur bazıları karşıda kendilerini bekleyen aslanların kucağına düşer. Bu tehlikelerden kurtulan sürünün geri kalanları kendilerine yaşam alanı sunacak yerlere varmak içim şanslıdırlar artık.

Belgesellerde izlediğimiz bu görüntülerin hemen hemen aynısını bugünlerde farklı bir şekilde yaşıyoruz. Üstelik bu kez söz konusu tehlikede olan hayvan sürüleri değil: İnsanlar!

Afrika’dan, Ortadoğu’dan, uzak Asya’dan kopup yaşamlarını kuzeyin zengin ülkelerinde sürdürmek için önlerine çıkan Akdeniz’i, Ege denizini, Karadeniz’i aşarken sayıları artık binlerle ifade edilen insanın yaşamını bu sulara yenik düşerek yitirdiğini biliyoruz.

Birkaç gün önce Bodrum sahiline vuran Suriyeli küçük Aylan bebeğin hazin görüntüsü hem bizim hem de tüm dünyanın gözünü açmasına sebep oldu. Oysa o görüntünün benzerleri hemen her gün değişik yerlerde yaşanıyordu.

Neden doğup büyüdükleri toprakları terk edip, önlerine çıkan bunca tehlikeyi göze alarak bu tehlikeli yolculuğa çıkıyor insanlar? Libya’dan kaçıyorlar, Suriye’den kaçıyorlar, Ortadoğu’da süren her çatışma bölgesinden insanlar yollara düşüyorlar.

Suriye’nin nüfusu 22 milyon. Çatışmaların yaşandığı günden bu yana yaklaşık 4 milyon Suriyeli ülkesini terk etmiş. Neredeyse Suriye’nin yüzde 20’si ülkeyi terk etmiş durumda. Bunun 2 milyonu Türkiye’de yaşıyor. Ülkeyi tek edenlerin büyük çoğunluğu Esad’ın baskısından korkup kaçanlar değil. Tam tersine ya cani ISID’ın elinden ya da PKK’nin uzantısı PYG’den korkup kaçıyorlar. Hatta ISID ve PYG’nin kontrolündeki bölgelerden yaklaşık 2 milyon kişi ESAD’ın kontrolündeki bölgeye geçmiş. Durum bize anlatılan gibi değil, Suriyeli kendi devletine güveniyor. Hepsi de can derdine düşmüş durumdalar.

İşte Bodrum sahilinde karaya vuran minik bebek de can derdine düşüp Suriye’den ayrılanlardan sadece birisi.

Arap baharı bahanesiyle bölgeye demokrasi getireceğim, diktatörleri devireceğim diyenlerin girdikleri bu coğrafyayı paramparça edip ulus devletleri yıkması, yerine aşiretlerin, aşırı dincilerin gelmesi Arap Baharının fiyaskoyla sonuçlanmasının sonucudur milyonlarca insanın ölmesi, yaralanması, ülkelerini terk etmesi.

Sahile vuran minik bebeği görüp de içi parçalananlar suçlu aramaya başladılar. Oysa suçlu bizdik, hepimizdik. Arap baharının son halkası Suriye’de işlerin daha önce Libya’da, Mısır’da olduğu gibi çabucak biteceği gafletine düşenler olaylar başladıktan bir hafta sonra Şam’daki camide Cuma namazını kılarız diyorlardı. Esad’ın yıkılacağından o kadar emindiler ki onların yerlerine gelecek muhaliflere her türlü yardımı yapmaya başladılar. Silah gönderdiler, yiyecek içecek gönderdiler, muhalif teröristlerin sınırımızdan elini kolunu sallayarak geçmesine ses çıkarmadılar hatta yardım ettiler, çatışmalarda yaralanan muhalifleri ülkemize getirip hastanelerimizde tedavi altına aldılar.

Sahile vuran minik Aylan’a bakıp suçlu arayanlar önce aynaya bakıp suçlunun kendisinin olduğunu bilmesi lazım. AKP hükümeti tarafından Suriyeli muhaliflere gönderilen onca silah malzemelerini bilmene rağmen gidip oyunu yine ona verdiysen bu vahşetten sen de direkt olarak sorumlusun kardeşim. Ben bunları biliyordum, oyumu savaş çığırtkanlığı yapanlara vermedim diyen sevgili kardeşim, sen kendini bu şekilde temize çekemezsin. Yeteri kadar çalışmamışsın ki ortalığı savaş tamtamları çalanlara terk etmişsin. Sen de dolaylı olarak Aylan’ın ölümünden sorumlusun. Biz dünyayı kötülere teslim ne yazık ki.

Suriyeli, Libyalı, Pakistanlı mültecilerin ulaşmaya çalıştıkları yerler aslında kendilerinin yurdunu savaş alanına sokan, onların tüm kaynaklarını bedavaya kendi ülkelerine oluk oluk akıtan, kendilerine hizmet etmeyip kendi halkını düşüneni diktatör olarak yaftalayıp alaşağı ederek kendi kuklalarını iktidar yapan vahşi batıdan başka yer değil. İliğine kadar sömürdüğü o halkların artık yaşayacak soluk bulamayıp kendilerini sömürenlerin kapılarına dayanması ve medeniyetin beşiği dediğimiz o batı ülkelerinin önce duyarsız kalması fakat Aylan bebeğinin yarattığı görüntü karşısında kamuoyundan gelen baskı sonucu kapılarını sınırlı da olsa açmak zorunda kalmaları ne acınacak bir durum.

Son bir sözümüz de Suriye yönetiminin gitmesi için bütün para kaynaklarını buradaki terörist gruplara aktaran ve milyonlarca Suriyelinin evini terk etmesine, yüz binlercesinin ölmesine, sakatlanmasına neden olan başta Suidi Arabistan olmak üzere zengin körfez ülkelerine. Ülkelerinden kaçıp sığınacak yer arayan hiçbir Suriyeliyi ülkelerine almadılar. Suriyeli de Arap kendileri de Arap. Medeniyetten nasibini almamış ilkel toplumdan farkları yok ne yazık ki.

DAĞLICA KATLİAMI

Medeniyetten nasibini almamış bir başka vahşi terör örgütü PKK’nin Dağlıca’da yine hain bir pusu kurması sonucunda onlarca askerimizi yitirdik. Aslında bugünkü yazımı bu konuya ayıracaktım ama bölgeden hala çelişkili haberler geliyor. Olay tam aydınlanmış durumda değil.

Sonuçta ne olursa olsun bu katliam ülke yönetiminde bulunanların gafleti, delaleti ve hatta hıyanetinin eseridir. Teröristle masaya oturup onun her yerde silah depolaması, etki alanını genişletmesini bile bile göz yumma, onunla mücadele etmeme bu ülkeye ihanetten başka bir şey değildir. Bir gün mutlaka bunun hesabı bu ülkenin bağımsız yargısı tarafından hesabı sorulacaktır.

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum