BAYRAKLA PROTESTO

Son günlerde artan terör saldırıları ve her gün gelen Şehit haberleri üzerine ülkemiz adeta neye uğradığını şaşırdı. 2002 yılında AKP’nin tek başına iktidara gelmesinden bugüne kadar geçen 13 sene boyunca, milletten ve TBMM’sinden gizlenerek sürdürülen, Alevi çalıştayları, Roman ve Kürt açılımları ile ülkemiz demokratikleşmiş midir? yoksa ayrıştırılarak kutuplaştırılmış mıdır? AKP’nin sürdürdüğü inançsal ayrıştırma politikaları (Kindar […]

BAYRAKLA PROTESTO

İbrahim KızılerSon günlerde artan terör saldırıları ve her gün gelen Şehit haberleri üzerine ülkemiz adeta neye uğradığını şaşırdı. 2002 yılında AKP’nin tek başına iktidara gelmesinden bugüne kadar geçen 13 sene boyunca, milletten ve TBMM’sinden gizlenerek sürdürülen, Alevi çalıştayları, Roman ve Kürt açılımları ile ülkemiz demokratikleşmiş midir? yoksa ayrıştırılarak kutuplaştırılmış mıdır? AKP’nin sürdürdüğü inançsal ayrıştırma politikaları (Kindar ve dindar nesiller yetiştireceğiz söylemi) ülkemizdeki barış ve kardeşlik duygularını mı pekiştirmiştir, yoksa ayrıştırmayı, ötekileştirmeyi mi? Bu ülkenin kurucularından iki ayyaş olarak söz etmek, Milli bayramlarımızı yasaklamak, kutlamalarını engellemek kime ve neye sebep olmuştur. Bir ülkenin ordusunun yönetim komutasını terör örgütü gibi, algılatıp, Genel kurmay başkanını silahlı örgüt üyeliğinden yargılatmak yıllardır süren tutukluluktan sonra da serbest bırakılmasından  “paralel ve kumpas” söylemleri ile sıyrılmaya çalışmak barış ve huzur mu getirmiştir ülkemize. Bütün yargıyı, adaleti, kamuyu, kendi düşüncesinde olanlarla doldurmak, diğerlerine buralarda yaşamı dar etmek ülkemize ne kazandırmıştır. Bütün devlet ihalelerini yandaşlara dağıtmak, sosyal yardımları sürekli kendisine oy verecek olanlara yönlendirmek, kime ne kazandırmıştır bunu düşünmek zorundayız. 7 Haziran seçimleri sonrasında AKP yalnız başına iktidara gelemeyince, birdenbire artan terör olayları ve ardı ardına gelen şehit haberleri AKP’ye oy veren kesimde adeta şok etkisi yarattı. Bu kesimdekiler terörü besleyen, koruyup, kollayanı, güçlenmesini sağlayanı, açılım süreci adı altında milletimizden ve TBMM’sinden gizlenerek yürütülen pazarlıkları tezgahlayanları hatırlayıp düşünmesi gerekirken, Ülkemizde birden bire teröre lanet mitingleri, şehitlerimiz için mevlitler düzenlemeye, kendileri gibi düşünmeyenlere sokakları dar etmeye, parti binalarına saldırmaya ve yakmaya başladılar, üstelik bir de ellerine Türk bayrağı alarak bu işi yapmaya başladılar. Şimdi bu kesime şunları sormak lazım ki biraz akıllarını başlarına alsınlar. Yanılgılarını görsünler.

-Sayın Öcalan aldığı kellelerin hesabını veriyor ben ise düşüncelerimin. (Avustralya’nın SBS Radyosunda.)

-“Biz her türlü milliyetçiliği ayaklarımızın altına almış bir partiyiz”

-Ata’ya saygı duruşunda sap gibi ayakta durmaya gerek yok.

-“Kendi soyunun üstün olduğunu söyleyen şeytanın izindedir”

-“Adaletin devreye girmediği hiçbir mesele hakkaniyetli şekilde çözüme kavuşturulamaz.

-Müslüman olarak konuşuyorum. Bizim dinimiz İslam barış kelimesinden türüyor. Biz bir barış dininin mensuplarıyız.

-Bu anayasa ırkçıdır ama “Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığı” diye bir anlayışı getirmiştir. Bir çatışma var anayasada. Bir taraftan bir Kürt’ün kalkıp da Türk aleyhine konuşmasını suç unsuru telakki ediyor ama bir Kürt’ün aleyhine konuştuğun zaman onu alkışlıyor. Ee bu mantık çelişkidir.

-Elhamdülillah Müslümanım diyenlerin, şeriatçıyım demesi de gerekir.

-Bu mücadeleyi iktidara getirme noktasında “eğer benim emir komuta merkezim bana papaz elbisesi giymen gerekiyor” diyorsa yaparım dedim. Papaz elbisesi dahi giyerim. Bu var mı usulün içinde? Var tabii ki.

-Türkiye’de Kürt sorunu yok. Sorun var diye inanacaksan sorun olur, yok dersen sorun ortadan kalkar. Böyle öngörü ile yaklaşırsan, sorunun içindesin demek. Bak, “Siirt’ten evliyim, huzurluyum” diyorum. Böyle yaklaş olaya. Kürt sorunu var dersek, bu, sanal sorunlar olarak ortaya çıkarılmıştır. Bizim için böyle bir sorun yok.

 

– Türkiye ne çektiyse bu hortumlama ve rüşvetten çekti.

-Maaşım yetmediği için ticaret yapıyorum.

-Ben de Gürcü’yüm, ailemiz Batum’dan Rize’ye göç etmiş bir Gürcü ailesidir.

-Ben, Rizeliyim, eşim Siirtli. Türk değil, Arap. Biz zaten sorunları çözmüşüz. Türkiye’de bakıyorsunuz, Türk Kürt ile, Azeri Gürcü ile evlidir. İkisi birbiriyle et tırnak gibi olmuştur.

-Her soruna illa ki bir ad koymak gerekiyorsa, Kürt sorunu… Adına ister “kökeni Kürt vatandaşlarımızın toplumsal talepleri” deyin, ister “Güneydoğu sorunu” deyin, isterseniz “Kürt sorunu” deyin… Sorunlar, anayasal düzende, demokratik cumhuriyet sistemi içinde ve daha çok demokratikleşme yoluyla çözülmeli.

-Etnik unsurlar vardır. Kürt’ü vardır, Laz’ı, Çerkez’i, Gürcü’sü, Arnavut’u, Boşnak’ı, Türk’ü vardır. Bunlar ülkemizde bir alt kimliktir. Bunun bir tek üst kimliği vardır; o da Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır.

-Ülkemizde Laz da var, Boşnak da var, Arnavut da var, Çerkez de var. 30’a yakın etnik kimlik var. Bununla Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığını birbirine karıştırmayalım.

-Türk Türk’üm, Kürt Kürt’üm, Laz Laz’ım, Çerkez Çerkez’im diyebilecek. Hepimizin üst kimliği Türkiye Cumhuriyeti vatandaşlığıdır.

-İnsanların ben Gürcü’yüm, ben Laz’ım deme hakkı var. Oradaki vatandaşın “Ben Kürt’üm” demesini engelleyemezsin. “Kürt’üm demeyeceksin ha” dersen isyan başlar. (28 Kasım 2005, İspanya gezisinde)

-Çankaya’ya mı soracaktık? (Aralık 2006 – Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nde bir liman ve bir havaalanının Rumlara kullanımının Cumhurbaşkanı ve Türk Silahlı Kuvvetleri’nden gizli olarak teklif edilmesi üzerine)

-‘Cumhuriyeti biz kurduk!” Sevsinler seni, nasıl da kuruyorsun! (Ocak 2007 – Seçim hazırlığına giren AKP)

-Tek başıma iktidara gelemezsem siyaseti bırakırım.

-Bitaraf olan bertaraf olur.

-Ben eğer gündemi değiştirmezsem bu koltukta oturamam.

-Sandık, namustur!

-İki tane ayyaşın yaptığı yasa muteber oluyor da dinin emrettiği bir yasa sizin için neden reddedilmesi gerekiyor. (28.05.2013 tarihinde partisinin grup toplantısı konuşmasından)

-Şimdi soruyorlar ‘Polise talimatı kim verdi?’ diye. Polise talimatı ben verdim. (2013 yılındaki Gezi Parkı protestolarına yönelik yaptığı yorum.)

-Bu süreçte kimse bizim karşımıza Kürtlükle de Türklükle de çıkmasın. Biz her türlü milliyetçiliği, ayaklarının altına almış bir iktidarız

-Niye kaçıyorsun ulan İsrail dölü? (Soma maden faciasında kendisini yuhalayan bir vatandaşa söylediği söz.)

-Ne istediniz de vermedik? (17 Aralık operasyonundan sonra Fethullah Gülen’e sorduğu soru.)

 

-Kendileri sırça köşklerinde keyif sürerken, bu milletin masum evlatlarının kanı üzerinden demagoji yapanlar sadece korkak değil, aynı zamanda alçaktır.

-Artık ülkede sembolik değil, fiili gücü olan bir cumhurbaşkanı var. Cumhurbaşkanı elbette yetkiler çerçevesinde, ama doğrudan millete karşı sorumlu olarak görevini yürütmek durumundadır. İster kabul edilsin, ister edilmesin. Türkiye’nin yönetim sistemi bu anlamda değişmiştir. Şimdi yapılması gereken, bu fiili durumun hukuki çerçevenin anayasal olarak kesinleştirilmesidir.

-Başbakan sensin, ister asar, ister kesersin. (Erdoğan’ın 23 Nisan kutlamalarında koltuğunu bıraktığı çocuğa yetki kullanma talimatlarını verirken sarf ettiği söz)

-ABD’nin Irak’ta savaşan bay ve bayan askerlerin en az zayiatla ülkelerine mümkün olan en az zamanda dönmeleri temennisi ile duacıyız.

-Biz Geniş Ortadoğu projesinin ve Kuzey Afrika Projesi’nin eş başkanlarından bir tanesiyiz.

-Bize göre demokrasi hiçbir zaman amaç olamaz.

Dersim bombalanırken bu ülkenin başında kim vardı?

Şimdi bu sözleri kimin söylediğini düşünmeden, İmralı, Kandil, HDP ile açılım görüşmelerini ve toplantılarını kimin düzenlediğini düşünmeden, Yollara kırmızı halılar sererek asker ve polisimizi şehit eden PKK’lıları Habur’dan içeri alanı aklınıza getirmeden, Açılım süreci boyunca askeri kışlasına hapsedenin kim olduğunu düşünmeden, Dağlıca katliamından sonra “400 vekil verseydiniz bunlar olmazdı” cümlesini düşünmeden hareket edenlere şimdi soruyorum, Bunlar olurken aklınız neredeydi? Neden o zaman ellerinizde bayraklar la protesto mitingleri düzenlemediniz.

-Etnik ve dinsel temelli siyaset ve  kavgalar ülkemizi barış ve kardeşliğe götürmez, aksine ayrıştırır.

-(Yukarda yazılı olan cümleler “wikiquote.org” isimli internet sayfasından alıntı yapılmıştır. Merak edenler çok daha fazlasını tarih sırasıyla bulabilirler.

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.
haber teması | film izle