CAHİL

Cahil kimdir? Türk Dil Kurumu sözlüğünde cahil; “öğrenim görmemiş, okumamış olarak” olarak tanımlanmış. Bu tanıma katılmak bence mümkün değil. Nice öğrenim görmüş ve okumuş olarak bilinen insan vardır ki okuma yazma bilmeyen birçok kişiden daha cahildir. Nice okumuş olarak bilinen insan vardır ki okuduğunu anlayabilecek durumda değildir. Okuduklarını anlayabilen ve olaylar arasında bağlantı kurabilen insan […]

CAHİL

Tamer KAYIKÇI

Cahil kimdir?

Türk Dil Kurumu sözlüğünde cahil; “öğrenim görmemiş, okumamış olarak” olarak tanımlanmış.

Bu tanıma katılmak bence mümkün değil. Nice öğrenim görmüş ve okumuş olarak bilinen insan vardır ki okuma yazma bilmeyen birçok kişiden daha cahildir.

Nice okumuş olarak bilinen insan vardır ki okuduğunu anlayabilecek durumda değildir.

Okuduklarını anlayabilen ve olaylar arasında bağlantı kurabilen insan cahillikten kurtulmuş, artık bilinçli bir birey haline gelmiştir.

Günümüzün çağdaş dünyasında ve demokrasinin alt yapısında aranan insan işte bu bilinçli insan tipidir. Bilinçli bir insan nesline ve daha genel olarak bilinçli bir topluma ulaşmanın yolu da kaliteli bir eğitimden geçer.

Kaliteli eğitimin temelinde de özgür bir ortamın olması gerekir. Özgürlüğün olmadığı, yasakların, cezaların baş tacı edildiği yerde bırakın kalitelisini normal bir eğitimden dahi söz edemezsiniz.

93 yıllık cumhuriyet tarihini ben ikiye ayırırım. Mustafa Kemal Atatürk’le başlayıp 1950’de çok partili sisteme geçiş ve demokrat partinin iş başına gelmesiyle sona eren ilk dönem ve o tarihten günümüze kadar devam eden ikinci dönem.

Mustafa Kemal Atatürk’ün liderliğinde ve onun etrafındaki gerçek aydın eğitimciler sayesinde yüzyıllar boyu geri bırakılmış bir toplumu çağdaşlığa ulaştırabilecek bilinçli insanların yetişmesi için birçok devrimler gerçekleştirilmiştir. Bunu gerçekleştiren önder kadronun büyüklüğü buradan kaynaklanır. Aşağıdan bir talep olmamasına rağmen toplumun çağdaş dünyaya ulaşabilmesi için çağdaş dünyada var olan tüm uygulamalar bizim toplumumuza özgü bir hale getirilerek çağdaş insan, çağdaş toplum ve devlet yaratılmaya çalışılmıştır.

Demokrat partinin iş başına gelmesiyle iş tersine dönmüştür. Demokrat partinin kurucuları toprak ağaları, yavaş yavaş palazlanmaya başlayan burjuvazidir. Dikkat ederseniz her iki kesimin özü insan sömürüsüne dayanır. Kimi köylüyü kimi de emekçiyi sömürecektir. Doğaldır ki sömürecekleri kesimin bilinçlenmesini, aydınlanmasını istemezler. Bilinçlenmiş bir halk kendini yoksul, aç bırakan nedenler arasındaki bağlantıyı kurabileceğinden her zaman kendini sömürenler tarafından tehlikeli bulunmuştur.

Bilinçli toplumun yaratılmasını sağlayacak kaliteli eğitim ise pozitif bilimler ile felsefenin ders müfredatına sokulmasıyla gerçekleşir. İnsanların düşünmesini sağlamak, her şeyin altında bir neden sonuç ilişkisi kuracak bilinçli insan tipini geliştirmek kaliteli eğitim demektir. Cumhuriyetin ilk döneminde bunun için eğitimde birlik yasası çıkarılmış, medreseler kaldırılmış yerlerine modern üniversiteler kurulmuştur. Büyük çoğunluğu köylerde yaşayan ve tarımla geçinen halk için de dünyada benzeri olmayan köy enstitüleri kurulmuştur. Her ne kadar bu köy enstitülerine saldırılar, karalamalar CHP’nin yönetiminde başlamışsa da saldırıları yapanların hepsi de demokrat partiyi kuranlardır.

İkinci dönemde köy enstitülerinin yerine imam hatipler yüceltilecektir. Halkı bilinçlendirmesi amacıyla eğitilmiş din adamlarını yetiştirmek için Atatürk döneminde kurulan imam hatipler ileriki dönemlerde bu amacından saptırılarak eğitimin temel taşı haline getirilmeye çalışılmıştır. Günümüzde ise imam hatiplin bu haline karşı çıkmak neredeyse dine, İslam’a karşı çıkmak gibi gösterilmeye başlanmıştır.

Dinsel eğitimin temelinde pozitif bilimlerin aksine kuşkuyla bakmak değil, ne olursa olsun inanmak, sorgulamadan kabul etmek vardır. Felsefeden, mantıktan uzaklaştırılan beyin ister istemez güçlü, kudretli tarafından önüne konan her şeye evet diyecektir. Çünkü onu sorgulayacak bilgiden yoksundur.

Cumhuriyetin son 70 yıllık tarihinde iktidara gelenlerin hepsinin birbiriyle yarışırcasına imam hatip açması, özellikle AKP’nin 13 yıllık iktidarında tüm okulların imam hatip haline getirilmesinin sebebi budur.

Bu nedenledir ki halk;

Devletin teröristle pazarlığa oturup onun bu ortamda daha da güçlenmesine göz yummasını sorgulamaz.

Teröristlerce öldürülen çocuğunun neden öldürüldüğünü soran babaya ülkenin en tepesindeki “karaktersiz baba” diyerek saldırmasına ses çıkarmaz

Nüfusun yüzde 1’lik kısmının milli gelirin yarısından fazlasına sahip olmasının kendi yoksulluk nedeni olduğunu sorgulamaz.

Her seferinde dinden imandan bahsedenlerin yönetimindeki bir ülkenin dünyada en fazla yolsuzluk yapılan ülkelerden birisi olduğunu sorgulamaz.

Bu ülkede aydınların, gazetecilerin neden baskı altında olduğunu, kendi ordusuna kumpas kurup da sonra aldatıldım diyerek kenara çekilenlerin günahlarını sorgulamaz.

Düşünün ki 13 yıl bir ülkeyi yönetenler hemen her alanda aldatıldıklarını söyleyip sanki kendilerinin hiç sorumluluğu yokmuş gibi muhalefeti suçlayarak bunu sorgulamayan halka yutturmasının farkında olmayan bir halk var karşımızda.

İşte 70 yılda özgür düşünmeyi, pozitif bilimleri, felsefeyi uzaklaştırdığımız okullarda yetişen nesillerle geldiğimiz son nokta bu. Her ne olursa olsun günümüzün iletişim çağında yapılan her iyi ya da kötü şey anında duyuluyor ve ister istemez insanların birbiriyle etkileşimleri sonucunda kimin ne olduğu ortaya dökülüyor.

İnsanlar cahil de olsa bir gün elbette gerçekleri ve doğruları görüyor.

tamerkayikci@yahoo.com

 

Yorumlar

yorum