AYDIN

Türk ulusu olarak zor günlerden geçiyoruz. Bir taraftan bitti denilen terör belası tekrar ülkeyi alev alev sarıyor, analar, babalar, kardeşler, sevenler ağlıyor. Diğer taraftan ekonomi günden güne kötüye gidiyor ve işsizlerin, yoksulların oranı artıyor. Geçim sıkıntısı kendini iyice belli etmeye başlıyor. Yolsuzluğu, yoksulluğu bitireceğiz diyenler gırtlağına kadar yolsuzluğa saplanmışlar. 15 yıl öncesine kadar en büyük […]

AYDIN

Türk ulusu olarak zor günlerden geçiyoruz.

Bir taraftan bitti denilen terör belası tekrar ülkeyi alev alev sarıyor, analar, babalar, kardeşler, sevenler ağlıyor.

Diğer taraftan ekonomi günden güne kötüye gidiyor ve işsizlerin, yoksulların oranı artıyor. Geçim sıkıntısı kendini iyice belli etmeye başlıyor.

Yolsuzluğu, yoksulluğu bitireceğiz diyenler gırtlağına kadar yolsuzluğa saplanmışlar.

15 yıl öncesine kadar en büyük tehlike olarak görülen gericilik, cemaatçilik bugün 15 yıl öncesine göre çok daha fazla yol kat etmiş, tüm okullara, devletin tüm kurumlarına sızarak laiklik ayaklar altına alınmış ama ses çıkaran kimse kalmamış.

Ses çıkaracak olanlar kim?

Tabii ki en başta bu ülkenin aydın dediğimiz insanları.

Aydınları korkak olan ülkenin zalimleri cüretkar olur diye bir söz vardır. Yerinde bir sözdür. Zalim de bu sözü doğrularcasına zaten hiç duraksamadan yurdumda topunu içeri tıkmış.

Topluma, ülkeye yol gösterecek olanlar aydınlardır.

Türk Dil Kurumu sözlüğünde aydın: kültürlü, okumuş, görgülü, ileri düşünceli kimse olarak tanımlanmış.

Sözlük anlamından farklı olarak aydın kişinin hangi koşulda olursa olsun doğru bildiğinden hiçbir zaman şaşmaması, tüm toplum ile ters düşse dahi sahip olduğu engin kültür ile toplumun ya da ona önderlik edenlerin yanlış yolda olduğunu, bu konuda kendisinin zor durumda, baskı altında kalsa da geri adım atmaması gerektiğini söyleyebilirim.

Aydın olmak ne halkın ne de iktidarın dalkavukluğunu yapmak değildir. Aydın kimse toplum adına, ülke adına hareket eden bağımsız sestir

Yeri geldiğinde bir gazetecidir o, akademisyendir, askerdir, bürokrattır, sanatçıdır, yazardır, sanayicidir, devlet adamıdır.

Aydın kişiliğini devlet adamlığıyla bütünleştirmiş kişinin yönetiminde o ülke aydınlık günlere doğru yol alır. Bu yüzden en büyük aydınımız Mustafa Kemal Atatürk’tür. Atatürk yalnızca kendi halkı için değil tüm dünya halkları için yol göstericilik yapmış ender insanlardan biridir.

Bunun bir de tersi vardır. Aydınlarına düşman olan kişi ya da kişiler devlet yönetimini ele geçirmişseler orada ters giden bir şeyler var demektir. Halkın aydınlanmasını, doğruları görmesini istemeyen bir iktidarın en büyük düşmanı bu aydınlardır.

Onları susturmak için her şey yapılır. Çeşitli baskılar ile çalıştığı kurumdan atılmasından tutun da asılsız suçlamalarla hapse gönderilmesine kadar değişik yöntemler uygulanır. Bu ülkede çok kez denenip başarılı olan en acımasız yöntem de onun bedenen yok edilmesidir. Uğur Mumcu, Ahmet Taner Kışlalı, Abdi İpekçi, Muammer Aksoy hemen akla gelenlerden.

Aydın sorumluluğu dediğimiz olay da burada başlar. Tüm bu baskılara göğüs gerip, yılmadan düşündüklerini söyleyebilme cesaretini gösteren kişidir aydın kimse.

İnsanlar arasında genel bir yanılgı göze çarpmaktadır. Bilgi ve kültür birikimi ile topluma öncülük edecek çok kimse sahip olduğu bu özelliğini yanlış yollara saparak kullanmasına rağmen toplumda hala aydın olarak nitelenmektedir. Örneğin iktidarın bazı uygulamalarının yanlış olduğunu bilmesine rağmen bunları söylememek ya da iktidarı desteklemek. İktidarın gücünden korkup susmak, iktidarın güç kaybettiğini gördükten sonra doğruları bülbüller gibi şakımak aydın bir kişiye yakışmaz. Zaten böyle birine de aydın denmez. Olsa olsa ona iktidar yanaşması denir.

Bugün çağdaş olarak adlandırdığımız birçok ülke Rönesans ile başlayıp Fransız Devrimiyle devam eden aydınlanma sürecini içselleştirerek bugünlere gelmiştir. En büyük mücadeleyi de kiliseye karşı vermişlerdir. Kilisenin etkisini kırdıkları oranda aydınlığa çıkmışlardır. Bu süreç hiç de kolay geçmedi. Çok aydın ömrünü zindanlarda çürüttü, birçoğunun kellesi gitti. Fakat batıda yaşanan bugünkü özgür ortamın temellerini işte o zindanlarda çürüyenler ve kellesi gidenler atmış ve onları bugüne kadar takip eden nice aydın sayesinde çağdaş bir dünya kurabilmişlerdir.

Az gelişmiş güney yarım küreden milyonlarca insanın bütün tehlikeleri göze alarak gelişmiş kuzey yarım küreye doğru yola çıkmasının temelinde bu vardır. İnsanlar aydınlanmaya, özgürlüğe doğru kaçmaktalar.

Cumhuriyet ile başlayan bizim aydınlanmamız ne yazık ki uzun sürmemiş, siyaset uğruna gerici takımına günden güne daha fazla ödünler, imtiyazlar vererek baş tacı edilmiştir. Çağdaş batı her gün uzayın bir sırrını ortaya çıkarırken bizimkinin her müslümanın ölü yıkamasını bilmesi gerekir gibi garip açıklamasını başka türlü açıklayamazsınız. Her okulun imam hatip haline getirilmesini, ülkede cami sayısının okul sayısından fazla olmasının bu ülkeyi çağdaşlığa götürmeyeceğini bu ülkenin aydın insanlarının haykırması gerekiyor.

Bugün her zamankinden çok daha fazla aydın duyarlılığına ihtiyaç duyduğumuz günleri yaşıyoruz ve bugünleri gerçek aydınlar susarak geçiremezler.

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum