DEMOKRAT OLMAK MI?

Bugün ülkemizdeki en büyük sorunlardan birisidir, demokrat olmak, demokrasi havarisi kesilmek. Önüne gelen herkesin demokrasi tarifi yapmasından bıktık, gına geldi, pes artık. Demokrasinin tek bir tarifi vardır. Bunun dışındaki tüm tanımlamalar kendilerini haklı çıkartmak isteyenlerce uydurulmuş birer “UCUBE” tanımlamalardır. Tıpkı AKP’nin yaptığı “İleri Demokrasi” teranesi gibi. Demokrasinin tanımı tartışması günümüzde hala devam eden bir tartışmadır. […]

DEMOKRAT OLMAK MI?

Bugün ülkemizdeki en büyük sorunlardan birisidir, demokrat olmak, demokrasi havarisi kesilmek. Önüne gelen herkesin demokrasi tarifi yapmasından bıktık, gına geldi, pes artık. Demokrasinin tek bir tarifi vardır. Bunun dışındaki tüm tanımlamalar kendilerini haklı çıkartmak isteyenlerce uydurulmuş birer “UCUBE” tanımlamalardır. Tıpkı AKP’nin yaptığı “İleri Demokrasi” teranesi gibi. Demokrasinin tanımı tartışması günümüzde hala devam eden bir tartışmadır. Bunun sebepleri: ülkelerdeki bazı kurumların görüşlerini haklı çıkartmak adına demokrasi tanımını kullanmaları, demokratik olmayan devletlerin kendilerini demokratik olarak tanıtma çabaları ve aslında genel bir kavram olan demokrasinin tek başına kullanılması (Anayasal demokrasi, sosyal demokrasi, liberal demokrasi vb.) gibi sebepler gösterilebilir.

Bir cumhuriyetin tam demokratik cumhuriyet olabilmesi için, gönüllü birlikteliklerle bir arada bulunan o ülke halklarının tüm kesimlerinin, çoğulcu özgür iradeleri ile katılımcı olarak yönetim ve denetim süreçlerine doğrudan katıldığı, demokrasiyi tüm sivil kurum, kuruluş ve kadroları ile var ettiği ve çok kimlikli, değişik inançlı ve çeşitli kültürlerin bir mozaik oluşturacak şekilde bir arada yaşamasına olanak veren bir devlet yapılanmasının gerçekleştirilmesi gerekir.

Demokrasi Vatandaşların rol aldığı hükümet şeklidir. Vatandaşlar doğrudan ya da temsilciler vasıtasıyla hükumette yer alabilirler. Demokrasi toplumdaki siyasi, ekonomik, dini, kültürel, etnik, yasal eşitlik konularında öne çıkan bir anlayıştır. Yasal eşitlik, özgürlük ve hukukun üstünlüğü demokrasinin en önemli unsurlarıdır (Oysaki ülkemizde Yasal eşitlik yok edilmiş, özgürlükler rafa kaldırılmış, hukukun üstünlüğü ise bir tek kişinin  iki dudağı arasında hapsedilmiştir) . Demokrasi Yunanca (dēmokratía) sözcüğünden gelir, halk idaresi anlamındadır. (aristokratia) -aristokrasiye-yani elitlerin idaresine zıt bir anlayıştır. Monarşi(tek kişinin idaresi), oligarşi(zümre idaresi) gibi otoriter- hükumet biçimleri de demokratik anlayışa aykırıdır. Türkçe sözlükte: Halkın egemenliği temeline dayanan yönetim biçimi, el erki, demokratlık olarak geçer. Demokratik: Demokrasi anlayışına uygun. Demokrat: Demokrasi düşüncesini savunan demektir.

Bu açıklamaların ardından çevremize ve ülkemize bir attığımızda, herkes kendisinde olmayan kavramları varmış gibi gösterme çabası içindedir. Ülkemizdeki siyasi partilere baktığımızda demokrasinin kavramını bilmeyen, Demokrasiden nasiplenmemiş, belki de demokrasinin ne olduğunu anlatamayacak olan, “Fikri başka, zikri başka” yani düşüncesinin tam tersi söyleme sahip bir çok kişi bulabilirsiniz. Tıpkı AKP’nin “İleri demokrasi” söylemi gibi. Tek parti iktidarı ve tek adam yönetimine tam çanak tutan, Evrensel hukuku yok ederek, Evrensel hukuk kurallarını yok sayarak, Adalet mekanizmasını işlevsiz hale  dönüştürenlerin , İnsan hak ve özgürlüklerini yok edenlerin Demokrasiden ne anladıkları, demokrasiyi nasıl tanımladıkları da doğrusu merak konusudur.

Demokrasi konusunda bir çok aydın insanın tarifleri ve makaleleri hepimizin malumudur. Bunların ortaklaştığı konulardan bir tanesi Yasalarda Demokrasinin tam tarifinin yapılması gerektiğidir. Eğer demokrasi yasalarda tarif edilmez ve sınırları belirtilmezse demokrasi ile ülke yönetimine gelenlerin sonradan tiranlaşmasının önüne geçemezsiniz. Gerçek demokrasilerde hiçbir kişi veya grubun halkın üzerinde bir güce sahip olması mümkün değildir. Bugün Demokrasi ve demokratik devlet kavramlarının kullanımı konusunda büyük bir eksiklik vardır. Bu kelimeler açıkça tanımlanmadıkça ve anlamları üzerinde uzlaşılmadıkça insanlar bu anlam karmaşası üzerinde yaşamaya devam edeceklerdir ve bu tartışmalar demagoji yapanların ve despotların işine yarayacaktır.

Mustafa Kemal Atatürk diyor ki; Yöneticiler, iktidara saltanat sürmek için değil, millete hizmet için getirilmişlerdir. Ulusa karşı olan görevlerini kötüye kullandıkları takdirde, şu ya da bu biçimde ulusal iradenin kendi haklarında vereceği kararla karşılaşırlar. Ulus tarafından, ulus adına devleti yönetmeye yetkili kılınanlar, gerektiğinde ulusa hesap vermek zorunda olduklarını bilmelidirler.

 

 

 

 

 

Yorumlar

yorum

Gazetemiz Basın Meslek İlkelerine uymaya söz vermiştir. Köşe yazılarının ve reklamların sorumlulukları sahibine aittir.
© Tüm hakları saklıdır.