PUTİN TÜRKİYE’Yİ ERDOĞAN’DAN DAHA ÇOK SEVİYOR

Hepimiz 1 Kasım seçimlerine kilitlenmişken sınırımızın hemen dibinde belki de bir 3. Dünya savaşının alametlerinin belirmeye başladığının farkında mıyız? Bizimkilerin burunlarının ötesini göremeyen stratejileri ile Şam’da bir haftada Cuma namazı kılarız sevdasına tutularak tetikledikleri Suriye krizi en başta kendimiz olmak üzere tüm dünyayı etkilemeye başladı. Irak’ın üç parçaya bölünmesi ve ardından Suriye’nin de aynı akıbete […]

  PUTİN TÜRKİYE’Yİ ERDOĞAN’DAN DAHA ÇOK SEVİYOR

Hepimiz 1 Kasım seçimlerine kilitlenmişken sınırımızın hemen dibinde belki de bir 3. Dünya savaşının alametlerinin belirmeye başladığının farkında mıyız?

Bizimkilerin burunlarının ötesini göremeyen stratejileri ile Şam’da bir haftada Cuma namazı kılarız sevdasına tutularak tetikledikleri Suriye krizi en başta kendimiz olmak üzere tüm dünyayı etkilemeye başladı.

Irak’ın üç parçaya bölünmesi ve ardından Suriye’nin de aynı akıbete uğramasıyla bölgede cirit atan terör örgütlerine ilaveten ISID gibi dünyada örneğine az rastlanan cani terör örgütleriyle beraber Ortadoğu tam bir cehenneme döndü.

Tüm bu kargaşanın altında yatan neden ABD önderliğindeki batının bu bölgeye demokrasi getireceğiz demesi vardı. Görünürdeki bu masum isteğin altında yatan gerçek neden ise yenidünya düzeninde bölgenin yeniden paylaşımı.

Son 5 yıl içinde Tunus’ta alevlenen ve geçtiği her yeri kasıp kavuran, kan gölüne çeviren Arap baharının son uğrak yeri Suriye oldu. Arap baharının arkasında ABD’nin olduğu bilinen bir gerçek. Sovyet bloğunun çökmesi, soğuk savaşın sona ermesiyle beraber tek kutup haline gelen dünyada ABD şimdiye kadar çok rahat at koşturdu. Irak, Libya, Mısır,Yemen gibi ülkelerde istedikleri kuklaları demokrasi adı altında iş başına getirmeyi başardılar ama geriye dönüp batlığımız zaman bütün bu coğrafyada her yerin alevler içinde yandığını görüyoruz.

Demokrasi götürüyoruz safsatasının son durağı Suriye oldu ama Suriye diğer ülkelerden farklıydı. Her ne kadar etnik ve mezhep açısından diğer Ortadoğu ülkeleri gibi olsa da laik bir yönetime sahip olması, güçlü ordusunun bulunması ve BAAS yönetiminin ilk göreve gelmesinden bu yana Rusya ile yapılan yakın işbirliği sayesinde Suriye’yi farklı bir konuma getiriyordu.

Suriye Rusya için çok stratejik önemi olan bir ülke. Birincisi Rusya’nın bu bölgede mevcut tek deniz üssü Suriye’de. Soğuk savaşın sona ermesiyle beraber birçok coğrafyada geri çekilen Rusya, önce Gürcistan, ardından da Ukrayna ile yaşadıkları krizden sonra Kırım’ı tek yanlı olarak ilhak etti ve kendine gelen güveni sayesinde ezelden beri kendi hayalleri olan sıcak sulara inme politikası gereği Suriye’de sahip oldukları konumunu kaybetmemek için Putin tereddütsüz şekilde harekete geçti.

Rusya bugün sadece ISID’ı vurmuyor. Onun yanında diğer bütün muhalif gruplara da saldırıyor ve bunun için tüm batı dünyası Rusya’ya kızıyor. Oysa Rusya kendi açısından çok doğru bir iş yapıyor ve Esad’ı zayıflatacak tüm grupları yok etmenin yollarını arıyor.

Başta ABD olmak üzere tüm batı aslında Esad’ı devirmenin ne kadar vahim olduğunu anladı ve yanlış politikasından dönmek için bir çıkış yolu arıyordu. Rusya tam da bu esnada ABD’nin imdadına yetişmiş oldu. Siz bakmayın Obama’nın Birleşmiş Milletlerde atıp tutup kükremesine, biz hala Esad’ın gitmesini istiyoruz demesine. Büyük devlet olmanın rajonu gereği bunu yapmak zorunda. Obama ile Putin çoktan gizliden el sıkışmışlardır.

Bugün için Suriye’de yanan alevi söndürebilecek tek ülke Rusya gibi görünüyor. Başta Esad olmak üzere bölgedeki diğer liderlerle iletişim kurabilen tek ülke Rusya. ABD yarattığı bu yangının sorumlusu olarak güvenilirliğini kaybetmiş görünüyor.

Türkiye açısından olay sadece oradan gelen mülteci akınıyla sınırlı değil. 30 yıldan bu yana var olan PKK belasına ilave olarak daha da büyük bir tehlike olacak ISID yanı başımızda belirmiş ve hatta ülkemiz içinde hatırı sayılır bir taraftar ve militan da yetiştirmiştir. Burnunun ötesini göremeyen ve her defasında aldatıldık diye yaptıkları hataları savuşturmaya çalışan bizimkiler ise laik Türkiye’nin felsefesine tamamen ters dinci gruplara destek vermesiyle dolaylı olarak kendine düşman olacak unsurları da beslemiş oldu. Nitekim en ufak bir anlaşmazlıkta da besledikleri bu terör grupları Türkiye’nin aleyhine dönmüş oldular.

Rusya Esad dışındaki bütün muhalif grupları terörist olarak kabul edip onları ayırmaksızın yok etmeye çalışması aslında Türkiye’nin uğraşmaya başladığı ve ileride çok daha büyük belalar açacak olan bu terör örgütlerinin yok edilmesiyle bir bakıma rahatlamış olacak.

İşin özü Putin bizim ülkemizi Ortadoğu bataklığına sorumsuzca, plansızca atan Erdoğan ve tayfasından çok daha fazla düşünmüş, bizim açımızdan büyük bir beladan kurtarmış olacak.

Bölgede dünyadaki tüm süper güçlerin gözü ve çıkarı olduğu için en ufak bir kıvılcım dahi dünyayı istenmeyen bir noktaya, bir 3. Dünya savaşına dahi sürükleyebilir. Önceki dünya savaşlarını, çıkış sebeplerini ve savaşların başlamasına neden olan o ilk kıvılcımı düşünün ve şimdiki dünya ile karşılaştırın. Birçok ortak payda göreceksiniz. Bu yüzden tüm tarafların, özellikle büyük devletlerin sorumluca hareket etmesi gerekiyor.

Biz böyle düşünürken Kaçak Saray sakini kendine yakışır bir lafla bizi yine şaşırtmadı. Diyor ki: Rusya’nın Suriye ile sınırı yok, neden bu kadar ilgileniyor. O zaman sana sormazlar mı hey Erdoğan! 2002 yılında göreve daha ilk geldiğin zaman yaptığın ilk iş ABD’nin Irak’ı işgali için topraklarımızda asker bulundurması, deniz ve hava üslerimizi kullanması için tezkere hazırlayıp meclise getirmedin mi? Gerek Irak’ta, gerekse Libya’da, Mısır’da yardım ve yataklık yaptığın o ABD sanki on binlere kilometre uzakta değil de komşun muydu? O ABD değil mi bu bölgede özgürlük getireceğiz deyip yüz binlerce insanın ölmesine, milyonlarcasının sakat ve evsiz, barksız kalmasına neden olan?

Kendisi meydanlarda haykırıp duruyor milli ve yerli milletvekili isterim diyor. Biraz da kendin milli olsan da şu ABD taşeronluğundan vazgeçip bu ülkenin iyiliği için en azından Putin kadar faydan olsa!

tamerkayikci@yahoo.com

Yorumlar

yorum