AH ŞU BİZİM ALEVİLER

Yazıma  kısa bir açıklama yaparak girmekte fayda var. Opurtünizm, bir başka deyişle fırsatçılık ve  kendine yontmak. Ne demektir? oportünizm; Marksist- Leninist teorilerin dogma olarak kabul edilmesi ve bu teoriler üzerinde saptamalar yapılmasına  denir. Oportünizm, kişinin menfaatine en uygun düşen yolu seçmesidir, fırsatçılık durumlarında da kullanılır. ele geçen fırsatları iyi değerlendirme sanatına oportunizm bunu yapanlaraysa oportunist […]

AH ŞU BİZİM ALEVİLER

İbrahim KızılerYazıma  kısa bir açıklama yaparak girmekte fayda var. Opurtünizm, bir başka deyişle fırsatçılık ve  kendine yontmak. Ne demektir?

oportünizm; Marksist- Leninist teorilerin dogma olarak kabul edilmesi ve bu teoriler üzerinde saptamalar yapılmasına  denir. Oportünizm, kişinin menfaatine en uygun düşen yolu seçmesidir, fırsatçılık durumlarında da kullanılır. ele geçen fırsatları iyi değerlendirme sanatına oportunizm bunu yapanlaraysa oportunist denir. kapitalist dünyanın kesinlikle olmazsa olmazlarındandır. neden bu kadar kınandığı ise anlaşılamamakla beraber büyük ihtimalle pragmatizm ( faydacılık, pratik sonuçlara yönelik düşünmek) ile karıştırılmasına yatar. önünüze fırsat gelirse ve siz bunu değerlendirirseniz bunda ilkesizlik veya yontuculuk değil sadece doğru zamanda doğru yerde olup yapılması gerekeni yapmak vardır.

Bana ise daha çok politik manada kaypaklık kavramının muadili gibi gelir. Bir başka deyişle de menfatcı, iki yüzlü, nabza göre şerbet veren anlamlarında da kullanabileceğimiz bir kavramdır.

Yine seçim geldi, yine oy avcıları av peşine düştü, tabi ki tam on üç yıldır kutuplaştırılan, kamplara bölünen, birbirlerine düşman edilmeye çalışılan Türkiye halkı çoktan saflara bölündü. Bütün siyasi partiler bu kutuplara ayrılan halktan kendilerine yandaş ve oy verecek olanların peşine düştü. Deyim yerindeyse karşı cephelerden çivi sökme peşine düştüler. Tabi ki şu ara sistemli olarak kafası iyice karıştırılan  Alevileri kendi saflarına çekme yarışı da başladı.

Aleviler doğal olarak çağdaş, demokratik ve laik sistemden yana olan partilere oy vermektedir. İçlerinde elbette ki sağ partilere de küçük oranlarda oy verenler çıkmaktadır. Bu güne kadar Alevilerin bu özelliğinden en çok faydalanan da CHP olmuştur.

Son birkaç seçimdir CHP’ye giden oylara kanca atan ve Alevileri kendi saflarına çekmeye çalışan HDP’den bahsetmek istiyorum. Özünde dini söylemlerden ve eylemlerden beslenen bu parti, son dönemlerde sol söylemlere yönelmiş, sistemden ve bu güne kadar ki rejim uygulamalarından zarar gören sol ve sosyalistlerin bir çoğunu da kendi saflarına katmış görünmektedir. Sözüm bunlara değil, Aleviler’e ve Alevilikten geçinenleredir. Bunlara biraz HDP’den  ve geçmişte yaşanan Alevi katliamlarından bahsetmekte fayda vardır. Yoksa HDP’ye oy veren veya vermeyi düşünenlerin “katiline aşık” konuma düşeceklerine inanıyorum.

Yavuz sultan selim- Şafi Kürt İdris-i bitlisi ittifakı 1514 yılında Türkmen Safevi devleti ile yapılan çaldıran savaşı öncesinde, savaşta ve savaş sonrasında tarihteki en büyük Alevi kızılbaş katliamını gerçekleştirmiştir. Bizzat İdris-i Bitlisinin yazdığı selim şahnamesi isimli kitapta 40 bin Alevi Kızılbaş’ın katledildiği yazılıdır. Hatta İdris-i Bitlisi’nin Yavuz Sultan Selim’e yazdığı mektupta aynen şu ifadenin kullanıldığı iddia edilmektedir. ”Anadolu da Türkmen adında ana karnındaki ceninler haricinde hiç kimse bırakmadım” demiştir.

1500’lü yıllarda Yavuz Sultan Selim ve oğlu Kanuni Sultan Süleyman dönemlerinde gerçekleşen Türkmen isyanlarının  (Baba Zünnun, Şah Kalender Çelebi vs. isyanları) bastırılmasında ve Alevilerin (Türkmenlerin) kılıçtan geçirilmesinde Osmanlı-Kürt işbirliği vardır.

1890’lı yıllarda Padişah 2.nci Abdülhamid doğu ve güneydoğu Anadolu bölgelerinde Kürt aşiret reislerine 36 adet “Hamidiye Alayları” kurdurmuştur. Kurulan bu alaylar bu bölgelerde Alevi Kızılbaşları katletmişlerdir. Özellikle Kızılbaş Hormekliler aşireti bu Kürt Hamidiye alayları tarafından katledilmişlerdir. (Kürt Hamidiye alayları tarafından yapılan Alevi-Kızılbaş katliamları için Mehmet Şerif Fırat’ın “Doğu illeri ve Varto tarihi” isimli kitabı kaynak olarak okunabilir)

 

1925 yılında Cumhuriyet, Atatürk, Atatürk devrimlerinin ve cumhuriyet kazanımlarının düşmanı , gerici Kürt Şeyh Sait ve yandaşları  “Halife sizi bekliyor, hilafetsiz Müslümanlar olmaz, hiçbir halife memleketten çıkarılamaz, şiarımız dindir, Şimdiki hükümet dinsizlik neşretmektedir. Şeriat isteyiniz, kadınlar çıplaktır, mekteplerde dinsizlik ilerliyor” şeklinde bildiriler dağıtmaya başladılar. Birde bu isteklerini gizleyerek Dersim aşiret reislerini de yanlarına çekebilmek için “Seyit Rıza” ile de görüşmüşlerdir. Dersim aşiret reisleri bunlara inanmamış ve onlarla birlikte hareket etmeyi reddetmişlerdir. Dersim aşiret reislerinden destek bulamayan Şeyh Sait ve yandaşları ’01 Şubat 1925’ tarihinde isyan hareketine başlamışlardır. Şeyh Sait ile birlikte hareket eden gerici ve yobaz Kürt isyancılar bir çok Alevi Kızılbaş köylerinde katliamlar gerçekleştirmişlerdir. Bu konuda da sayısız kaynak mevcuttur.) Doğu ve Güneydoğu bölgesi Kürt aşiret ağaları, şıhlar ve şeyhler eliyle ve önderliklerinde gerçekleştirilen Alevi-Kızılbaş katliamlarının en yoğun yaşandığı bir bölge olmuştur. Hal böyleyken Tarihten ders çıkarmaktan çeşitli nedenlerle kaçınan bazı Aleviler ve Alevi geçinenler işte yukarda birkaç örneğini verdiğimiz olay ve katliamları gerçekleştirenlerin bu günkü torunları ile aynı siyasi mücadele içine girmiş ve Alevilerden oy istemeye, onları milletvekili adayı yaparak Alevileri kendi siyasal saflarına katmaya çalışmaktadırlar.

Bugüne geldiğimizde HDP bütün bunları yok sayarak, önderimiz dedikleri Abdullah Öcalan’ın 2013 yılında Nevruz kutlamalarına gönderdiği mesajında açıkça “Anadolu da barış ve kardeşliği sağlamak için İslam’ı referans gösteriyorum” anlamında ki açıklamalarını, Gezi parkı eylemlerine  saz çalmaktan başka suçu olmayan!!! Selahattin Demirtaş’ın  “Bu bir Faşist darbe kalkışmasıdır, bizim tabanımız bunlarla birlikte olamaz” dediğini, Reyhanlı katliamından sonra yine bu şahıs tarafından RTE ve AKP’ye destek açıklamalarını, Eğitim sistemini eğitimsizliğe dönüştüren 4+4+4 sistemine TBMM sinde destek vererek kabul edilmesini sağladığını, Gerici yobaz ayaklanmasının başı olan emperyalist maşası Şeyh Sait anmaları düzenlediklerini ve bu anmalarda Afişlerle HDP’ye destek istediklerini, Bazı siyasi parti liderlerinin “Kabe ve Kıble” sini sorguladıklarını unutmuşçasına Alevilerden Oy isteyebilmektir.

Son sözümüz bunlara oy vermeyi düşünen Alevileredir. Sizler içinizdeki çağdaşlık, demokratlık, Laiklik isteklerinize çare olarak gördüğünüz bu partiyi biraz da tarihte gerçekleştirilen Alevi katliamları ve katliamcılarını araştırarak inceleyiniz, Dün İngiliz’e maşa olanların, bugün ve yarın kimlere maşa olduklarını veya olabileceklerini görmek zorundasınız. Kafanızı etnik temelli toprak ağaları hareketinden uzak tutamazsanız, insan hak ve özgürlüklerinden yana olduğunuzu nasıl iddia edeceksiniz.

Yorumlar

yorum